Share

Gecikmiş Aşkındansa Ölümü Seçerim
Gecikmiş Aşkındansa Ölümü Seçerim
Author: Golden Inkstone

Bölüm 1

Author: Golden Inkstone
'Parker kız kardeşlerin ve kadın başrolün sana karşı yakınlık seviyeleri yüzde doksan beşe ulaştı! Kadın başrol Sophie Walker'le evlenme görevin tamamlandı! Tebrikler! Bu beden öldüğünde gerçek dünyaya dönebilecek ve dört milyar lira ödül alacaksın!'

İçimde kabaran heyecanı bastırdım. Sonunda geri dönebilecektim.

En büyük ablam Emily Parker'le üçüncü ablam Iris Parker, William Reed'in yanında kalacaklardı. Beni zorla eve götürmesi için ikinci ablam Scarlett Parker'i görevlendirmişlerdi.

İstemeden yanımdaki Scarlett'e göz attım.

Arabaya binerken yüzünden düşen bin parçaydı. Sanki burada olmaktansa başka herhangi bir yerde olmayı tercih ederdi.

Ama William'dan bir mesaj gelince sonunda gülümsedi.

Ona baktığımı fark edince hemen telefonunu kilitleyip kaşlarını çattı. "Ne var? Hâlâ yetmedi mi? Geri dönüp Sophie'yle Will'in arasını bozmayı mı düşünüyorsun? Will daha çok genç, üstelik bunca acı çekti. Neden onları rahat bırakmıyorsun?"

Parmaklarımı sımsıkı yumdum. Dudaklarımda kendimle alay eden bir gülümseme belirdi.

Oysa ben William'dan bir yaş küçüktüm.

Belki de yüzümdeki kasveti fark ettiği için Scarlett birden iç çekti. "Olanlar için Will'den özür dile, yeter. İnat etmenin sana bir faydası yok."

Başımı okşamak için elini uzattı. Belli belirsiz geri çekilip elinden kaçındım. "Neden ben özür diliyorum? Ne yaptım ki?" diye sordum.

Scarlett'in eli havada kaldı. Sonra sinirle, "Adrian! Şansını zorlama!" dedi.

Gözlerimi kapattım. Yalnızca görevleri yerine getiriyor olsam da bunca yıldan sonra onlarla aramda bir bağ oluşmuştu.

Onlar için gerçekten üzülüyordum.

Ama artık hepsi geçmişte kalmıştı.

"Will'in yarışması bitince bizimle gelip ondan özür dileyeceksin."

Tek kelime daha etmedim. Yalnızca zihnimde Sistem'e sordum: 'Yani bu beden öldüğünde geri döneceğim, öyle mi?'

'Doğru,' diye yanıtladı Sistem.

Nefesimi yavaşça verip camdan dışarı baktım, çevreyi kontrol ettim.

Etraftaki kimsenin zarar görmeyeceğinden emin olduktan sonra kapının kilidini açıp kapıyı birden açtım.

Durmadan konuşan Scarlett bir çığlık attı. "Ade, ne yapıyorsun?"

Onu umursamadan, hiç duraksamaksızın kendimi dışarı attım.

Keskin rüzgâr yüzüme çarptı. Bir anda boşlukta kalmış gibi hissettim.

Gözlerimi sımsıkı kapattım. Zerre korkmuyordum.

Ama bir sonraki saniye biri beni ansızın çekti.

Kendimi o kişinin kollarında buldum. Birlikte yol kenarındaki çalılıklara savrulduk.

Dünya etrafımda dönüyordu. Acı dolu bir inilti duydum.

Birkaç kez yuvarlandıktan sonra durabildik.

Bana sarılan kişinin tenini dallar kesmişti, yaralarından kan akıyordu. Benimse burnum bile kanamamıştı.

Başımı kaldırdım. Scarlett'in dehşet dolu gözlerine bakıp sakince, "Bırak beni," dedim.

Yüzümdeki kayıtsızlığı gören Scarlett bağırdı: "İki laf söyledik diye hareket hâlindeki arabadan mı atlıyorsun? Seni iyice şımartmışız! Yine dikkatimizi çekmeye çalışıyorsun, değil mi? Bırak artık şu oyunları!"

Yanıt vermeden ellerini üzerimden çektim.

Ayağa kalkıp etrafıma bakındım. Bize doğru hızla gelen siyah bir araba gördüm.

"Sorumlusu benim. Tamir masraflarını siz karşılayın," dedim.

Ardından kendimi arabanın önüne attım.

"Ade!" diye haykırdı Scarlett çaresizlik içinde. Ayağa kalkmaya uğraştı ama artık çok geçti.

Ölümü beklerken içim umutla doluydu.

Gerçek dünyaya döndükten kısa süre sonra da öleceğimi biliyordum. Yine de burada bir saniye daha geçirmek istemiyordum.

Frenler kulakları tırmalayan bir ses çıkardı. Siyah araba aniden durdu.

Geriye sendeledim. Yanıma yetişen Scarlett'in kollarına düştüm.

"Delirdin sen! Adrian, aklını mı kaçırdın?" Scarlett'in gözleri kızarmıştı. Parmaklarıyla yüzümü ve omuzlarımı yokladı. "Araba sana çarptı mı? Yaralandın mı? Söylesene!"

Yine başaramamıştım. Hayal kırıklığıyla gözlerimi indirdim.

Bakışlarım Scarlett'in bacağına takıldı. Pantolonunun paçası kana bulanmıştı.

Yarası belli ki ciddiydi. Kanaması hâlâ sürüyordu.

Eskiden olsa içim parçalanır, onun yerine ben yaralansaydım diye kahrolurdum.

O an ise hiçbir şey hissetmeden gözlerimi kaçırdım. "Ne yani? Ölmek için de mi senden izin almam gerekiyor?"

Patuloy na basahin ang aklat na ito nang libre
I-scan ang code upang i-download ang App

Pinakabagong kabanata

  • Gecikmiş Aşkındansa Ölümü Seçerim   Bölüm 9

    "Hayır! Doğru değil!" Sophie çaresizlik içinde çığlık attı. "Geri döndün işte, değil mi? Laboratuvarımda sonuç almaya başladım bile. William'ın Sistemini çıkardık..."Alayla gülüp sözünü kestim. "Araştırma dediğin, başkalarına daha da acımasız yöntemlerle işkence etmekten, kendine zarar vererek kendini uyuşturmaktan ibaret."Birden biri kapıdan içeri daldı. Elindeki bıçakla bana doğru koştu. "Adrian! Bu hâle senin yüzünden geldim!"Karşımdaki hem yabancı hem tanıdık kişiye şaşkınlıkla baktım. William'dı.Yüzü korkunç yara izleriyle kaplıydı. Bir gözü görmüyordu. Boş göz çukuru içimi ürpertti.En hızlı davranan Sophie oldu. William üzerime atılır atılmaz onu bütün gücüyle itti.William bir çığlıkla savruldu, sertçe yere çarptı.Yere serilmiş yatıyordu. Ağzından kan sızarken, "Adrian... Geber! Sahip olduğum her şeyi elimden aldılar. Hepsi senin yüzünden..." dedi.Cümlesini tamamlayamadan son nefesini verdi. Anlaşılan bıçağı sonunda sahibini bulmuştu.Sophie onu umursamadan ihtiy

  • Gecikmiş Aşkındansa Ölümü Seçerim   Bölüm 8

    Sistem sözünü bitirmeden, o tanıdık çekilme hissi bütün bedenimi sardı.Gözlerimin önünü soğuk bir beyazlık kapladı.Doğruca hastanenin yoğun bakım ünitesinin girişine ışınlanmıştım.Koridora sinen dezenfektan kokusu midemi bulandırıyordu.Yoğun bakımın cam kapılarının ardında hem tanıdık hem de yabancı gelen bir beden yatıyordu.Adrian Parker'in bedeniydi bu. Yüzü bembeyazdı.Vücuduna takılan çeşitli tüpler, yanındaki yaşam destek cihazlarına bağlanıyordu.Ekranda inip çıkan çizgi, hayatta olduğunun tek belirtisiydi.Yatağın başında iyice zayıflamış, çökmüş biri vardı.Iris'ti.Eskiden hep lekesiz, bembeyaz bir laboratuvar önlüğü giyerdi. Yumuşak bir sesle, deneylerinde karşılaştığı ilginç şeyleri anlatırdı.Şimdiyse dağınık saçları alnına yapışmıştı. Bir zamanlar üzerine tam oturan önlük, neredeyse bir iskelete dönmüş bedeninden sarkıyordu.Yatağın kenarına kapanmış, hastanın bileğini sımsıkı tutuyordu.Boş bakışlarını cihazların ekranlarına dikmişti. Sanki ruhu çekilmiş

  • Gecikmiş Aşkındansa Ölümü Seçerim   Bölüm 7

    Büyüdüğüm yetimhaneye geri döndüm.Müdür Megan Turner'in ölümünden sonra para sıkıntısı yüzünden yetimhane kapanmıştı.Harap binanın eski canlılığından eser kalmamıştı. Duvarları yosun tutmuş, demir kapılar paslanmıştı.Girişte durdum. Gözlerim doldu.Çok küçükken beni bu yetimhanenin kapısına bırakmışlardı.Megan beni içeri alıp büyütmüştü.Bir zamanlar hayatımdaki tek sıcaklık ondan geliyordu. Ama ben üniversitedeyken hastalanıp ölmüştü.İyiliğinin karşılığını vermeye bile fırsat bulamadan dünyadaki tek ailemi kaybetmiştim.Bana hep, "Ade, yüreğinde ışık taşıyan biri ol," derdi.Bu sözleri yıllarca unutmadım.Artık elimden daha fazlası geliyordu. Elbette onun bıraktığı bu sıcaklığı yaşatmak istiyordum.Yetimhaneyi yenilemek için üç ay uğraştım.Sonra ona yeni bir ad verdim: Günışığı Yetimhanesi.Megan'ın bir zamanlar bana yaptığı gibi, bu kimsesiz çocukların hayatına ışık olmayı umuyordum.Zamanla birçok yetim çocuğu evlat edindim.Gözlerindeki ürkek ama umut dolu bakı

  • Gecikmiş Aşkındansa Ölümü Seçerim   Bölüm 6

    Doktorlar beni birkaç kez daha muayene edip çeşitli tetkiklerden geçirdiler. İyi olduğumdan emin olunca sonunda taburcu olmama izin verdiler.Doğruca bankaya gittim.Hesabımdaki rakamları görünce yavaşça rahat bir nefes verdim.Sistem'in sesi yeniden duyuldu. 'Yakında gideceğim. Gerçeği duymak ister misin?'Parmaklarımı banka kartının üzerinde gezdirdim. Hiçbir şey söylemedim.Bu güvenilmez Sistem beni başka bir dünyaya atıp on beş yıl boyunca kendi hâlime bırakmıştı. Yine de bana ikinci bir hayat vermişti.Biraz düşündükten sonra yavaşça başımı salladım.Sistem anlatmaya başladı: 'Seninle aynı adı taşıyan başkahraman Adrian Parker beklenmedik biçimde öldü. Bu ölüm dünyanın çekirdeğinin çökmesine yol açacaktı. Başkahramanın yerine geçecek uygun birini paralel bir dünyada aramaktan başka çaremiz kalmadı.'Sen de başkahramanla aynı adı taşıyordun. Üstelik ölümcül bir hastalığa yakalanmıştın, ölmek üzereydin. Bu yüzden en uygun aday sendin.'Sistem'in mekanik sesinde hafif bir ma

  • Gecikmiş Aşkındansa Ölümü Seçerim   Bölüm 5

    Ruhum havada asılı kalmıştı. Kapıdakilerin oldukları yerde donup kaldığını apaçık görüyordum.Scarlett sendeleyerek yanıma geldi. Titreyen elleriyle bileğimdeki yaraya kuvvetle bastırdı.Yüzü ölü gibi solgundu. Sesi sanki boğazından zorla çıkıyordu. "Ade... Beni korkutuyorsun... Doktoru çağırın! Çabuk! Doktoru çağırın!"Ani hareketleri yüzünden bacağındaki yara yeniden açılmıştı ama bunun farkında bile değildi. Çaresizlik içinde, umutsuzca kapıdaki Emily'ye bakıyordu.Emily de kendine geldi. Dışarıdaki hizmetçilere bağırdı: "Aile doktorunu buraya çağırın! Ade'nin kanamasını durdursun!"Doktor telaşla içeri girdi. Bileğimi kat kat gazlı bezle sardı ama kan bezlerin arasından sızmaya devam ediyordu.Endişeyle elini boynuma uzattı. Sonra tereddütle, "Emily Hanım, Adrian Bey artık..." dedi.Emily'nin gözleri kızardı. Yaralarıma bakmaya cesaret edemediği için gözlerini doktora dikti. "Sus! Arabayı hazırlayın! Hastaneye gidiyoruz!"Iris şaşkınlıktan donmuştu. Yalnızca bileğimdeki kıp

  • Gecikmiş Aşkındansa Ölümü Seçerim   Bölüm 4

    Kaşlarımı çattım. Sakin bir sesle, "Artık çöpten başka bir şey değil. Neden atmayayım?" dedim.Iris'in göğsü inip kalkıyordu. Gözlerinde kırgınlık ve öfke vardı.Ayağını kaldırıp koruyucu tılsımın üzerine bastı, topuğuyla ezdi. Sonra küçümseyerek güldü. "Adrian, şımarıklıktan kalbin taş kesilmiş! Nankörün tekisin! Sophie'nin seni bırakıp Will'i seçmesine şaşmamalı. Sen...""Iris!" Emily alçak sesle sözünü kesti.Iris bana bakarken gözleri kızardı.Yüzümde üzüntüden ya da pişmanlıktan bir iz arıyordu.Oysa karşısında yalnızca ürpertici bir sakinlik buldu.Iris öfkeden titriyordu. Boğazından bastırılmış bir hırıltı çıktı. "Adrian! Bu tılsım William'ın. Sana ödünç verilmişti. Atmaya hakkın yok!"Şaşırtıcı bir huzur içindeydim. Umursamadan, "Öyleyse karşılığını öderim," dedim.Sakinliğim, Iris için bardağı taşıran son damla oldu. Parmağını bana uzatıp öfkeyle bağırdı: "Hâlâ rol yapıyorsun! Pekâlâ, madem öyle istiyorsun, git yenisini al! Bin basamağın hepsini çıkacaksın. Bir tanesi

Higit pang Kabanata
Galugarin at basahin ang magagandang nobela
Libreng basahin ang magagandang nobela sa GoodNovel app. I-download ang mga librong gusto mo at basahin kahit saan at anumang oras.
Libreng basahin ang mga aklat sa app
I-scan ang code para mabasa sa App
DMCA.com Protection Status