LOGINErtesi sabah alt kattan gelen tabak çanak sesleriyle uyandım.Gözlerimi ne kadar sıkı kapatsam da bir daha uyuyamadım.Sonunda aşağı indiğimde Luca çoktan mutfağa geçmişti. Kollarını sıvamış, ocağın başında durmuş, her şey normalmiş gibi davranıyordu.Kaynayan domateslerin kokusu mutfağı doldurmuştu.Ayak seslerimi duyar duymaz başını kaldırdı."Öğle yemeği hazır," dedi sessizce. "Dışarı mı çıkıyorsun?"Montumu aldım. "Evet."Sesi daha da yumuşadı. "Önce bir şeyler yemeyecek misin?"Soğuk ve kararlı bir ifadeyle gözlerinin içine baktım."Seni her gördüğümde iştahım kaçıyor," dedim. "Burada kalsaydım açlıktan ölürdüm."Sözlerim yüzüne inen bir tokat gibi oldu.Başını eğdi, parmaklarını masanın kenarına kenetledi."...O zaman akşam erken dön."Cevap vermedim. Kapıyı, kasası sarsılacak kadar sert çarpıp çıktım.Dışarısı aydınlıktı. Hatta gereğinden fazla aydınlık.Ellerimi montumun ceplerine sokup içimdeki karmaşayı çözemeden amaçsızca yürüdüm.Yıllar boyunca Clara'yla erkek arkadaşının d
Ryan o gece Luca'yı aradı.Ertesi sabah Moretti Ailesi’nin adamları çoktan Clara'yı takibe almıştı.Luca beni, kiraladığım küçük sıra evin bahçesinde gördüğünde olduğu yerde çakılıp kaldı.Bir süre ikimiz de kıpırdamadık.Aylardır nefesini tutuyormuş gibi gözleri bir anda kızardı.Yedi ay. İki yüz on dört gün.Beni bulmak için kıtaları didik didik etmiş, okyanusların altını üstüne getirmişti. Ama sonunda karşı karşıya geldiğimizde yüzünde yalnızca dehşet vardı.Gerçek olmamdan korkuyordu.Gerçek olmamamdan da.Bakışları karnıma indiği anda nefesi kesildi.Biliyordu.Anlamıştı.Bebeği kaybetmemiştim."Valeria..." Adımı söylerken sesi çatladı.Yüzüne yalnızca bir kez baktım, sonra başımı çevirdim. "Luca."Sesim buz gibiydi. "Özgür kalabilmek için sahte ölüm düzenledim. Ama madem beni buldun, bunu açıkça söyleyeyim. Aramızdaki her şey bitti. Hem de sonsuza dek. Bana kendimi suçlu hissettirerek, peşimden koşarak ya da beni bezdirene kadar uğraşarak seni affetmemi sağlayabileceğini sanma. B
Valeria'nın GözündenOrtadan kaybolalı üç ay olmuştu.Manşetlerin, sanki bu dünyadan sonsuza dek silinmişim gibi yasımı tutmasının üzerinden üç ay geçmişti.Başka biriymişim gibi yaşamaya başlayalı üç ay olmuştu.Kimsenin soru sormadığı, denizin sesinin insanın düşüncelerini bastıracak kadar güçlü olduğu sakin bir sahil kasabasında küçük bir daire kiralamıştım.Çoğu gün perdeleri kapalı tutuyordum. Güneş ışığı fazla parlak, fazla gerçek geliyordu.Saatlerce kanepede oturup hiçbir şey yapmıyordum. Yalnızca nefes alıyor ve unutmaya çalışıyordum.Ama Luca Moretti'yi unutmaya çalışmak, nefes almayı unutmaya çalışmak gibiydi.Hayatımın en küçük ayrıntısına bile işlemişti.O yalnızca bir anı değil, aynı zamanda bir alışkanlıktı.Bir keresinde Clara, yeniden gülümseyebilmem için beni öğle yemeğine çıkardı.Garson eskiden çok sevdiğim bir yemek getirdi. Ne yaptığımın farkına bile varmadan yanımdaki boş sandalyeye döndüm."Bebeğim, buna bayılırdın," dedim yumuşak bir sesle. "Eve döndüğümüzde bu
Luca’nın GözündenYere yığılmadan hemen önce dünyanın ayaklarımın altından kaydığını hissettim.Sesler birbirine karıştı. Birileri adımı haykırıyordu. Başım dönüyor, görüşüm beyaz bir sisin içinde kayboluyordu."Valeria gitmiş olamaz, bu imkansız," diye düşündüm.Kendimi zorla ayağa kaldırdım, sendeleyerek malikaneden çıktım ve garaja doğru koşar adımlarla ilerledim.Korumaları, soruları ya da peşimden çevrilen bakışları umursamıyordum.Tek istediğim onu bulmaktı.Arabaya bindiğim anda yolcu koltuğuna bıraktığı zarfı gördüm.İki gün geçmeden açmamamı söylediği zarfı.Göğsüm sıkıştı. Nefes almakta zorlanıyordum.Her kalp atışım, kaburgalarımın arasında dönen bir bıçak gibiydi."Neden tek başına uçmasına izin verdim?, neden yanına bir pilot göndermedim?" diye düşündüm.Çünkü aklım başka yerdeydi.Bianca'nın ikizleri için doğum günü partisi düzenlemekle fazlasıyla meşguldüm. Asla sahip olmamam gereken o ikizler için.Arama çalışmaları tam iki gün sürdü.Moretti Ailesi kurtarma ekipleri, h
İki yıl önce Luca eve her zamankinden daha geç gelmeye başlamıştı.Aile işlerini yurt dışına taşıdığını ve işlerin yoğun olduğunu söylüyordu.Ama artık gerçeği biliyordum.Bianca Rizzo'nun imparatorluğunu kurmakla meşguldü.Acı göğsüme öyle şiddetli saplandı ki nefes alabilmek için göğsümü tutmak zorunda kaldım."Neyin var, canım?" Luca anında ayağa kalktı. Sandalyesi mermer zeminde sertçe gıcırdadı. "Yüzün bembeyaz. Doktor çağırıyorum."Ben daha ağzımı açamadan Bianca'nın sesi kırık cam gibi havayı yardı."Hâlâ kusursuz eş rolü mü yapıyorsun? Kendini bu kadar zorlama. O kırılgan oyuncaklardan çabuk sıkılır."Tokadın sesi bütün odayı susturacak kadar keskindi.Luca, Bianca'nın yanağına öyle sert vurdu ki ben bile irkildim."Bir kelime daha edersen," dedi ölümcül bir sakinlikle, "bir daha asla konuşamamanı sağlarım."Bianca elini yanağına bastırdı. Gözleri öfkeyle yanıyordu ama onu daha fazla kışkırtmaması gerektiğini biliyordu.Tek kelime etmeden çekip gitti.Bir süre sonra yemek masas
O gece gözüme bir damla bile uyku girmedi.Gözlerimi her kapayışımda ağlayarak uyandım. Şafak söküp gökyüzü griye dönene dek dizlerimi göğsüme çekip karanlığı seyrettim.Luca ertesi sabah eve geldiğinde uyuyormuş gibi yaptım.Paltosunu çıkardı, tenindeki soğuğun dağılmasını bekledi, sonra beni kollarının arasına aldı. Sırtımda düzenli ve güçlü kalp atışlarını hissedebiliyordum."Bebeğim, bak," dedi yumuşak bir sesle ve tabletini açtı.Ekranda bir ada fotoğrafı belirdi. Bembeyaz kumsalı ve masmavi deniziyle, insanların uğruna şiirler yazacağı türden bir cennetti."Onu daha yeni satın aldım," dedi. Sesi neredeyse bir çocuk kadar heyecanlıydı. "Çocuğumuz için. Üstelik hepsi bu kadar değil. Ülkenin dört bir yanında eğlence parkları inşa ettirmeye başladım.Her biri çocuğumuzun adını taşıyacak. Çocuğumuz dünyaya geldiğinde yüzüncü gün kutlaması düzenleyeceğim. Bütün şehir bizimle birlikte kutlayacak."Kendisiyle öylesine gurur duyuyor, asla gerçekleşmeyeceğini bildiğim bir gelecek için öyle