LOGIN"Özel jetimin düştüğü izlenimini yaratmama yardım etmeni istiyorum," dedim sessizce. "Luca Moretti'den sonsuza dek kurtulabilmemin tek yolu bu." İnsanlar benim için Mafya tahtından vazgeçtiğini söylüyordu. Ona, gücü aşk uğruna terk eden adam diyorlardı. Kan ve altınla dolu bir hayattan vazgeçip kenar mahallelerde yaşayan bir garsonla evlenen varis... Yıllar boyunca bütün dünyayı aşkımıza inandırdı. Benim adımı taşıyan imparatorluklar kurdu. Her pazartesi bana güller gönderdi. Basına, onun kurtuluşu olduğumu söyledi. Ama aşk her zaman sadakat demek değildi. Ben sonsuzluğumuza inanmakla meşgulken o arkamdan kendine ikinci bir yuva kuruyordu. Kahkahalarla ve oyuncaklarla dolu bir yuva... Bir de onun gözlerine sahip ikiz oğullarla. Ortadan kaybolduğum gece imparatorluğu alev aldı. Beni bulmak için şehirlerin altını üstüne getirdi, hükûmetlere rüşvet verdi ve adamları diri diri toprağa gömdü. Ama bunları yaparken... Ben çoktan gitmiştim. Bir zamanlar uğruna ölmeyi göze aldığı kadın, artık onun için hayatta kalacak kadar bile onu sevmiyordu.
View MoreErtesi sabah alt kattan gelen tabak çanak sesleriyle uyandım.Gözlerimi ne kadar sıkı kapatsam da bir daha uyuyamadım.Sonunda aşağı indiğimde Luca çoktan mutfağa geçmişti. Kollarını sıvamış, ocağın başında durmuş, her şey normalmiş gibi davranıyordu.Kaynayan domateslerin kokusu mutfağı doldurmuştu.Ayak seslerimi duyar duymaz başını kaldırdı."Öğle yemeği hazır," dedi sessizce. "Dışarı mı çıkıyorsun?"Montumu aldım. "Evet."Sesi daha da yumuşadı. "Önce bir şeyler yemeyecek misin?"Soğuk ve kararlı bir ifadeyle gözlerinin içine baktım."Seni her gördüğümde iştahım kaçıyor," dedim. "Burada kalsaydım açlıktan ölürdüm."Sözlerim yüzüne inen bir tokat gibi oldu.Başını eğdi, parmaklarını masanın kenarına kenetledi."...O zaman akşam erken dön."Cevap vermedim. Kapıyı, kasası sarsılacak kadar sert çarpıp çıktım.Dışarısı aydınlıktı. Hatta gereğinden fazla aydınlık.Ellerimi montumun ceplerine sokup içimdeki karmaşayı çözemeden amaçsızca yürüdüm.Yıllar boyunca Clara'yla erkek arkadaşının d
Ryan o gece Luca'yı aradı.Ertesi sabah Moretti Ailesi’nin adamları çoktan Clara'yı takibe almıştı.Luca beni, kiraladığım küçük sıra evin bahçesinde gördüğünde olduğu yerde çakılıp kaldı.Bir süre ikimiz de kıpırdamadık.Aylardır nefesini tutuyormuş gibi gözleri bir anda kızardı.Yedi ay. İki yüz on dört gün.Beni bulmak için kıtaları didik didik etmiş, okyanusların altını üstüne getirmişti. Ama sonunda karşı karşıya geldiğimizde yüzünde yalnızca dehşet vardı.Gerçek olmamdan korkuyordu.Gerçek olmamamdan da.Bakışları karnıma indiği anda nefesi kesildi.Biliyordu.Anlamıştı.Bebeği kaybetmemiştim."Valeria..." Adımı söylerken sesi çatladı.Yüzüne yalnızca bir kez baktım, sonra başımı çevirdim. "Luca."Sesim buz gibiydi. "Özgür kalabilmek için sahte ölüm düzenledim. Ama madem beni buldun, bunu açıkça söyleyeyim. Aramızdaki her şey bitti. Hem de sonsuza dek. Bana kendimi suçlu hissettirerek, peşimden koşarak ya da beni bezdirene kadar uğraşarak seni affetmemi sağlayabileceğini sanma. B
Valeria'nın GözündenOrtadan kaybolalı üç ay olmuştu.Manşetlerin, sanki bu dünyadan sonsuza dek silinmişim gibi yasımı tutmasının üzerinden üç ay geçmişti.Başka biriymişim gibi yaşamaya başlayalı üç ay olmuştu.Kimsenin soru sormadığı, denizin sesinin insanın düşüncelerini bastıracak kadar güçlü olduğu sakin bir sahil kasabasında küçük bir daire kiralamıştım.Çoğu gün perdeleri kapalı tutuyordum. Güneş ışığı fazla parlak, fazla gerçek geliyordu.Saatlerce kanepede oturup hiçbir şey yapmıyordum. Yalnızca nefes alıyor ve unutmaya çalışıyordum.Ama Luca Moretti'yi unutmaya çalışmak, nefes almayı unutmaya çalışmak gibiydi.Hayatımın en küçük ayrıntısına bile işlemişti.O yalnızca bir anı değil, aynı zamanda bir alışkanlıktı.Bir keresinde Clara, yeniden gülümseyebilmem için beni öğle yemeğine çıkardı.Garson eskiden çok sevdiğim bir yemek getirdi. Ne yaptığımın farkına bile varmadan yanımdaki boş sandalyeye döndüm."Bebeğim, buna bayılırdın," dedim yumuşak bir sesle. "Eve döndüğümüzde bu
Luca’nın GözündenYere yığılmadan hemen önce dünyanın ayaklarımın altından kaydığını hissettim.Sesler birbirine karıştı. Birileri adımı haykırıyordu. Başım dönüyor, görüşüm beyaz bir sisin içinde kayboluyordu."Valeria gitmiş olamaz, bu imkansız," diye düşündüm.Kendimi zorla ayağa kaldırdım, sendeleyerek malikaneden çıktım ve garaja doğru koşar adımlarla ilerledim.Korumaları, soruları ya da peşimden çevrilen bakışları umursamıyordum.Tek istediğim onu bulmaktı.Arabaya bindiğim anda yolcu koltuğuna bıraktığı zarfı gördüm.İki gün geçmeden açmamamı söylediği zarfı.Göğsüm sıkıştı. Nefes almakta zorlanıyordum.Her kalp atışım, kaburgalarımın arasında dönen bir bıçak gibiydi."Neden tek başına uçmasına izin verdim?, neden yanına bir pilot göndermedim?" diye düşündüm.Çünkü aklım başka yerdeydi.Bianca'nın ikizleri için doğum günü partisi düzenlemekle fazlasıyla meşguldüm. Asla sahip olmamam gereken o ikizler için.Arama çalışmaları tam iki gün sürdü.Moretti Ailesi kurtarma ekipleri, h