Share

Bölüm 2

Author: Elif Aksu
Serdar benim fazla kıskanç olduğumu düşünüyordu. Öfkesine yenik düşüp "Nasıl olsa beni suçluyorsun, o zaman suçladığın şeyi gerçekten yapmış olayım" bahanesiyle Tuğba'yı kendi yanına transfer etti.

Ben ne kadar sinirlenirsem, o Tuğba'ya daha çok taraf tutuyordu. Onu her türlü davete götürüyor, hatta şirket yemeklerinde herkesin gözü önünde tabağına yemek koyup ağzını siliyordu.

Onunla kavga ettiğimde hemen iletişimi kesip beni soğuk savaşla cezalandırıyordu; özür dilediğimde ise arkadaşlarını da yanına alarak bana laf anlatmaya, ders vermeye kalkıyordu.

Bunun yüzünden sık sık kendi içimde kendimi sorgular, acaba yeterince anlayışlı davranamadığım için mi işler bu noktaya geldi diye düşünürdüm.

Fakat soğuk savaşın üçüncü gününde, yataktan kalkamayacak kadar hasta olmama rağmen o bunu hiç umursamadı. Sırf bana nispet yapmak için valizini toplayıp asistanıyla tura çıktığında umudumu tamamen kaybettim.

Onun, sırf beni kıskançlığımdan vazgeçirmek kılıfı altında kendi yanlış davranışlarını meşrulaştırmaya çalıştığını nihayet anladım.

Geçmişte o mesajlaşmaları görmemiş olsaydım bile Serdar başka bir bahane bulup yine Tuğba ile yakınlaşacaktı.

Bir süre önce ikisi birlikte çıktıkları iş seyahatinden döndüklerinden beri, eskisi gibi sık sık yemeğe ve içmeye çıksalar, birlikte spor yapsalar da aralarındaki havanın değiştiğini hissedebiliyordum.

Ama neyse ki artık umurumda değildi.

Beş yıllık ilişkim sona ermişti.

Bu tiyatro artık bitmeliydi.

Proje dosyasını bitirdiğimde şirkette benden başka kimse kalmamıştı. Telefonumu elime alıp baktığımda Tuğba'nın peş peşe birkaç gönderi paylaştığını gördüm.

Fotoğraflar şık bir restoranda çekilmişti; önlerindeki masada mum ışığında hazırlanmış romantik bir akşam yemeği vardı.

Serdar, elinde bıçak ve çatalla büyük bir zarafetle Tuğba için biftek kesiyordu.

Açıklama kısmında ise şöyle yazıyordu: "Genel Müdür'ün kendi elleriyle kestiği biftek kesinlikle bambaşka bir lezzet oluyor."

Yorumlarda pek çok iş ortağı ikisinin ne kadar tatlı göründüğünü yazmıştı. Aramızdaki ilişkiyi bilmeyenler ise ne zaman düğün yapacaklarını soruyordu. Serdar bu yorumlara sadece üç nokta ile cevap vermiş, Tuğba ise muzip bir emoji bırakmıştı.

Eskisi gibi durumu yine açıklığa kavuşturmamışlardı.

Ama bu sefer, ikisinin arasındaki bu belirsiz ilişki yüzünden öfkelenip Serdar'ı aramadım. Eskiden aradığımda, başkalarının bir iki lafı yüzünden kendimi kaybettiğimi söyleyip beni bir güzel azarlardı.

Sadece ona bir mesaj atıp proje dosyasının bittiğini bildirdim. Ardından dosyayı masasına bıraktım, istenildiği gibi odanın çiçeğinin suyunu tazeledim ve arabama binip eve döndüm.

Eve yeni varmıştım ki Serdar beni aradı.

Aramayı açar açmaz Tuğba'nın yumuşak sesi duyuldu: "Elif, ben Tuğba. Proje işi için eline sağlık, uygun bir gün sana yemek ısmarlayayım."

Ben daha ne olduğunu anlayamadan, kenardan Serdar'ın sesi yükseldi: "Teşekkür edecek ne var, zaten yapması gereken işti."

Tuğba nazlı bir edayla: "Serdar Bey, Elif sizin nişanlınız, konuşurken biraz daha kibar olsanıza" dedi.

Aralarındaki bu samimiyet, sanki asıl çift ikisiymiş gibi hissettiriyordu.

İçimden acı bir tebessüm geçirdim.

Telefonunu elinden düşürmeyen, hatta sadece saate bakmak için telefonunu elime aldığımda bile gizliliğini ihlal ettiğimi söyleyip öfkelenen Serdar, artık telefonunu çekinmeden Tuğba'ya teslim ediyordu. Kimin yakın, kimin uzak olduğu zaten gayet açıktı.

Fakat şu an içimde garip bir sakinlik vardı.

Eskiden dünyam başıma yıkılmış gibi hissettiren şeyler, meğer bu kadar önemsizmiş.

Serdar ile Tuğba birkaç cümle şakalaştıktan sonra belki de hâlâ hatta olduğumu hatırlamış olacak ki, Serdar baştan savma bir tavırla: "Ben yakında dönerim, beni bekleme, erken yat" dedi.

Ardından telefonu yüzüme kapattı.

Onun "yakında" dediği şey en az dört beş saat sürerdi. Eskiden her seferinde huzursuzca, ecel terleri dökerek dönmesini beklerdim.

Ama bu sefer onu hiç umursamadım; sakince çalışma odasına geçtim.

Masadaki takvime baktım.

Continue to read this book for free
Scan code to download App

Latest chapter

  • Solan Çiçekler Seni Beklemedi   Bölüm 12

    Dediklerimi duyan Serdar kalakaldı."Yeniden birlikte olacaksak, bu şirket de ikimizin ortak malı sayılır. Haklarımızı yasal yollarla korumaktan çekinmemeliyiz." Telefonu avucunun içine bastırdım.Serdar'ın parmağı bir türlü arama tuşuna gitmiyordu: "Elif... Tuğba henüz çok genç. Şirkete büyük bir katkısı olmasa da az çok emeği geçti, yapma...""Peki ya ben?" Alaycı bir tebessümle gözlerinin içine baktım: "Benim zamanında uğradığım haksızlıklar, çektiğim zararlar öylece yanlarına kâr mı kalacak? Hem o dışarıda elini kolunu sallayarak gezerken sizin hâlâ bir ilişkiniz olmadığını nereden bileceğim? Ama onu hapse tıkarsan, ben de hiçbir kaygı duymadan seninle yeniden birlikte olurum."Kulağına doğru eğilip bu sözleri adeta bir şeytan gibi fısıldadım.Serdar gözleri fal taşı gibi açılarak bana baktı. Bu sözler sanki ona son bir umut vermişti; derin bir nefes aldı, dişlerini sıkarak arama tuşuna bastı: "Alo, iyi günler..."Ancak telefon karşı tarafa bağlanır bağlanmaz, görevli daha tek keli

  • Solan Çiçekler Seni Beklemedi   Bölüm 11

    "Yine niye geldin buraya?" Ona, sanki karşımda bir yabancı varmış gibi soğuk bir bakışla baktım.Serdar da bunu fark etmiş gibiydi. Dudaklarını kenetledi, epey bir süre sonra konuşabildi: "Elif, ben Tuğba'dan ayrıldım. Her şeyi sil baştan düşündüm; her şeyi geride bırakıp seninle yurt dışına gelmeye razıyım.""Bana hâlâ kızgın olduğunu biliyorum ama hatamı anladım. Memleketteki şirketi bir şekilde tasfiye edip her şeyi unutacağız ve yeni bir sayfa açacağız."Kararlı bakışlarına bakarken sadece gülesim geldi: "Her şeyi kendi isteğinle mi tasfiye ediyorsun, yoksa şirket zaten iflasın eşiğine gelip tasfiye sürecine girdiği için mi?"Serdar ile ilgili gelişmeleri takip etmiyor olsam da şirket takibini sürdüren eski meslektaşlarımdan biri ara sıra benimle laflıyordu. Bana söylediğine göre, ben ayrıldıktan kısa süre sonra Tuğba'nın üstlendiği projede çok ciddi bir kriz patlak vermiş ve şirket devasa bir tazminat yüküyle baş başa kalmıştı. Serdar ile Tuğba bu yüzden kapı kapı dolaşıp ortaklar

  • Solan Çiçekler Seni Beklemedi   Bölüm 10

    "Elif, gerçekten sana teslim oluyorum. Biliyorsun, hayatımda ilk kez bir kadına karşı geri adım atıyorum; yat kalk dua et. Tuğba'ya gösterdiğim sabır, sana gösterdiğimin onda biri bile değil..."Serdar yine o kendinden emin edasıyla böbürlenerek konuşmaya devam edecek gibi görünüyordu."Yanlış anladın," diyerek sözünü kestim. Yanımdaki resmi belgeleri alıp kameraya doğru uzattım: "Göçmenlik işlemlerim tamamlandı. Bir daha asla geri dönmeyeceğim."***Telefonu kapattığımda ekranın diğer ucundaki Serdar hâlâ olayın şokunu atlatamamış gibiydi. Olduğu yerde donup kalmış, elindeki yüzük kutusu da gürültüyle yere düşmüştü.Ama biliyordum; ne olduğunu çok geçmeden idrak edecek ve kendini çabucak toparlayacaktı. Tuğba'yı korumak uğruna beni türlü yollarla köşeye sıkıştırdığı, hayatı bana zindan ettiği zamanlardan beri bugünlerin geleceğini zaten biliyor olması gerekirdi.Serdar meselesi bu kez modumu düşürmeyi başaramadı. Bu aramayı tamamen aklımdan çıkarıp kendimi bütün varlığımla araştırmala

  • Solan Çiçekler Seni Beklemedi   Bölüm 9

    Zaman geçtikçe onun ilgi alanları sürekli değişip durdu. Bense her geçen gün kendimi bu araştırmaların derinliklerine daha da kaptırdım. Bunca yıl Serdar'ın şirketinde robotlarla hiçbir alakası olmayan işler yapmış olsam da boş zamanlarımda bu alandaki gelişmeleri takip etmeyi hiç bırakmamıştım. Bu yüzden araştırmalara yeniden dönmek benim için pek de zor olmadı.Bu süre zarfında Serdar bana birkaç mesaj daha attı. Mesajların özü, benim gerçekten ondan ayrılabileceğime hâlâ inanmadığı yönündeydi; bana yine birkaç kez aklınca zeytin dalı uzatmıştı. Hiçbirine cevap vermedim.Sonra Serdar bana birkaç fotoğraf daha gönderdi. Bunlar Tuğba'nın görev yeri değişikliği belgeleriydi:"İşin aslını öğrendim, istifa dilekçeni onaylayan ben değilmişim. Tuğba bir işlem hatası yapıp yanlışlıkla onaylamış ama dilekçeyi verenin sen olduğunu bilmiyormuş. Şimdi onu idari işlere çektim, bir daha şirketin işlerine elini süremeyecek. Bu kadar çocukça küsüp uzak durduğun yeter artık, dön."Çok geçmeden Tuğba

  • Solan Çiçekler Seni Beklemedi   Bölüm 8

    Bu kez öfkeden ne diyeceğimi şaşırmadım; aksine sakince telefonumu çıkardım: "O zaman bu dediklerini polise anlatırsın."Onunla kavga etmeye niyetim yoktu ama çirkefleşmeye kalkışırsa da köprüleri tamamen yakmaya hazırdım. Gerçekten polisi aradığımı görünce Serdar'ın dehşetten yüzü kireç gibi oldu. Hızlı adımlarla yanıma gelip telefonumu elimden kaptı ve aramayı sonlandırdı: "Elif, sen çıldırdın mı?!""Çıldırmadım. Sadece hukukun senin söylediklerine göre değişip değişmediğini merak ediyorum."Daha önce beni hiç bu kadar kararlı görmediği için Serdar'ın paniğe kapıldığı açıkça belliydi. Dudaklarını birbirine bastırdı: "Tamam Elif, uzatma artık. Tuğba meselesini kafana taktığını biliyorum. Yarından itibaren onunla baş başa görüşmeyeceğim, oldu mu? Düğünümüzü de hemen planlıyoruz." Telefonunu çıkarıp ekranı bana uzattı: "Bu düğün organizasyon şirketiyle çok önceden görüşmeye başlamıştım. Zaten iş seyahatinden dönünce bu konuyu seninle konuşacaktım, bak..."Müşteri temsilcisiyle olan mesa

  • Solan Çiçekler Seni Beklemedi   Bölüm 7

    Serdar bir an olduğu yerde dondu. Tuğba'nın ise gözleri parıldadı, dudaklarının kenarında anında zafer kazanmış gibi bir tebessüm belirdi. Her ne kadar hemen eski ifadesine dönse de ben bunu açıkça görmüştüm."Elif, bu söylediklerin biraz fazla olmadı mı? Siz sonuçta...""Tamam Tuğba, sen çık dışarı." Serdar, Tuğba'nın lafını bitirmesine fırsat vermeden soğuk bir sesle sözünü kesti. Tuğba'nın kalan lafları boğazında tıkandı. Yine sahte bir tavırla Serdar'a kızmamasını, meseleyi tatlılıkla konuşmaları gerektiğini tembihledikten sonra tatmin olmuş bir şekilde aşağı indi.O gittikten sonra Serdar soğuk bir öfkeyle gözlerini bana dikti: "Elif, sen iyice tepeme çıktın farkında mısın? Seninle evlenmeyi bile kabul etmişken hâlâ neyin kavgasını veriyorsun? Ayrılık lafını geri al. O istifa dilekçesini de imzalamayacağım; şimdi onu yırtıp at, ben de hiçbir şey görmemiş sayayım."Serdar'ın bu kendine güvenen halini görünce sadece gülesim geldi. Ama bir yandan da içim acıdı. Onun bu hale gelmesind

More Chapters
Explore and read good novels for free
Free access to a vast number of good novels on GoodNovel app. Download the books you like and read anywhere & anytime.
Read books for free on the app
SCAN CODE TO READ ON APP
DMCA.com Protection Status