Mag-log inYeniden doğduktan sonra evlenme beyannamesine kendi adımı değil, kız kardeşimin adını yazmaya karar verdim. Bu kez Murat'ın istediği gibi yaşamasına izin verdim. Ondan önce davranıp gelinliği de evlilik yüzüğünü de kız kardeşime verdim. Bir araya gelmeleri için her fırsatı ben yarattım. Murat kız kardeşimi başkente götürürken ben hiç tereddüt etmeden ülkenin güneyindeki üniversiteye okumaya gittim. Çünkü önceki hayatımda elli yaşımı aşmış olmama rağmen Murat ve oğlum hâlâ diz çöküp benden boşanmam için yalvarmışlardı. Tek istedikleri, Murat'la kız kardeşimin sonunda birlikte olabilmesiydi. Madem yeniden hayata dönmüştüm, tek istediğim kanatlanıp uçmaktı; aşka meşke ayıracak vaktim yoktu.
view moreOda küçük ama tertemizdi. Yatağın üzerindeki yorganlar mis gibi güneş kokuyordu."Biraz dinlen. Yemek az sonra hazır olur," dedi Kerem valizi yere bırakırken.Başımı sallayıp yatağın kenarına oturdum.Pencereden süzülen kar tanelerini izlerken içimi daha önce hiç hissetmediğim bir huzur kapladı.Belki de yuva dedikleri şey tam olarak böyle bir histi.***Akşam hep birlikte sofraya oturup sıcacık yemek yedik.Kerem'in babaannesi tabağım boşaldıkça yeniden dolduruyordu."Derya kızım, bundan sonra sık sık gel olur mu? Bu evin kapısı sana her zaman açık."Gülümseyerek başımı salladım. İçim sımsıcaktı.Yemekten sonra Kerem yakındaki parka yürüyüşe gitmeyi teklif etti.Kış olduğu için park oldukça sakindi. Sadece birkaç genç çift birbirine sokulmuş, sessizliğin tadını çıkarıyordu.Gölün kıyısında ağır ağır yürüdük. Uzun süre ikimiz de konuşmadık.Kar taneleri usulca üzerimize düşüyor, ince bir tül gibi omuzlarımızı örtüyordu."Teşekkür ederim, Kerem."Sessizliği ilk bozan ben oldum."Ne için
"Gerçekten telafi etmek istiyorsan, Hülya'yla mutlu bir yuva kur.""Bir daha da karşıma çıkma. İkimiz için de en doğrusu bu."Gözlerindeki ışık söndü. Sesinde kabullenemeyen bir edayla, "Ama içimden bir ses, asıl eşimin sen olduğunu söylüyor," dedi.Artık sabrım tamamen tükenmişti. Hiç dolandırmadan kapıyı gösterdim."Murat, gitme vaktin geldi. Bunları söylemen de buraya gelmen de doğru değil."Omuzları düşmüş bir hâlde ayağa kalktı ve ağır adımlarla odadan çıktı.Arkasından bakarken içimde en ufak bir kıpırtı bile hissetmedim.Önceki hayatında da şimdi de iki kadın arasında gidip gelmekten hiç vazgeçmemişti. Kimseyi kaybetmek istemiyor, her şeyi kendine istiyordu."Murat'la Hülya artık burada yaşayacaksa, benim de burada kalmamın hiçbir anlamı yok," diye düşündüm.Burası zaten hiçbir zaman benim yuvam olmamıştı.***Ertesi sabah erkenden valizimi topladım ve Murat'ın annesinin kapısını çaldım.Eline bir banka hesap cüzdanı sıkıştırıp sakince konuştum."Teyze, bunca yıl bana sahip çıkt
Ne de olsa beni büyütmüşlerdi, o kadar vicdansız olamazdım.İyice düşündükten sonra biletlerimi aldım, kucak dolusu hediyelerle Dağkent'e döndüm.Daha kapıdan girer girmez tiz bir bağırış duydum."Murat, ne demek istiyorsun sen?""Bana bak! Karnımda senin çocuğunu taşıyorum. Buraya azar işitmeye gelmedim!"Olduğum yerde kaldım. Hülya, iyice belirginleşmiş karnıyla Murat'a bağırıp çağırıyordu.Murat'ın yüzü morarmıştı ama karşılık vermeye cesaret edemiyor, sadece alttan alarak onu yatıştırmaya çalışıyordu."Hülya, sakin ol. Doktor bu dönemde fazla heyecanlanmaman gerektiğini, bebeğe zarar vereceğini söyledi.""O paltoyu istiyorum diyorum sana, hemen gidip alacaksın!""Hülya, bir dahaki ay alsam olmaz mı? Bu ay maaşım bitti bile."Murat onu dikkatlice koltuğa oturttu."Suç sende. Hâlâ sadece bölük komutanısın. Yoksa parayı ablama mı gönderdin?"Murat'ın yüzü değişti. "Hülya, saçmalama. Ben onunla ilişkimi çoktan kestim.""Kestin mi? Beni aptal mı sanıyorsun? İki güne bir ona mektup yazdı
Rektör bir bana, bir de Murat'a baktı. Bir süre düşündükten sonra konuştu:"Beyefendi, madem sizin Derya Hanım'la resmî bir bağınız yok, o hâlde onun adına okuldan ayrılma işlemlerini de yürütemezsiniz."Ancak o zaman derin bir nefes alabildim.Murat yeniden konuşacakken rektör sözünü kesti."Beyefendi, başka bir işiniz yoksa artık müsaadenizi rica edeceğim.""Yapmam gereken işler var."***Sonraki günlerde Murat bir karabasan gibi peşimi bırakmadı.Sürekli peşimde dolaşıp beni rahatsız ettiği için derslerime bile yoğunlaşamaz olmuştum.Daha da kötüsü, Hülya da çıkageldi."Abla, lütfen dönelim.""Ben böyle olsun istemiyorum, ablamın kocasını elinden almış gibi olmak istemiyorum.""Ben... Ben kötü bir insanım..."Murat'ın ceketinin ucundan tutmuş, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.Murat kıyamayarak onu kucağına aldı, sırtını hafifçe okşadı."Hülya, tamam ağlama artık, senin bir suçun yok.""Hemen döneceğiz. Hepsi benim hatam, seni mağdur ettim..."Hülya gözyaşlarına boğulmuş, diz çökecekmiş gi