แชร์

4. Bölüm

ผู้เขียน: Hayalperest
Kalabalık beni aceleyle havaalanına doğru götürdü.

Havaalanına vardığımızda, tam da helikoptere binmek üzere olan Cansu ile Tarık'la karşılaştık.

Elif öne fırlayıp Cansu'nun kolunu tuttu ve telaşla bağırdı:

"Çabuk! Önce Sarp binsin, durumu çok ağır, bir an önce ülkeye dönmezse ölecek!"

Cansu ise hiç düşünmeden reddetti.

"Olmaz, helikopter sadece iki kişilik. Önce Tarık'ı geri götürmem lazım. Burası artık çok tehlikeli."

Sesi kararlıydı, en ufak bir tereddüt bile yoktu.

Elif öfkeyle kükredi: "Sarp ölmek üzere! O senin kocan! Tarık'ı götürmek onun hayatından daha mı önemli?"

Tarık ise hemen güçsüz görünmeye çalışarak çekingen bir sesle konuştu:

"Cansu, sorun değil. Sarp galiba beni kıskanıyor. Sen onunla dön. Ben burada tek başıma da kalabilirim."

Cansu'nun aklı hâlâ karışıktı ama Tarık'ın sözlerini duyunca tereddüdü tamamen dağıldı.

"Sarp'a hiçbir şey olmaz. Az önce doktorlar durumunun stabil olduğunu söylemedi mi? Sırf onu korumak için bana yalan söylemeyin."

"Şimdi kapris yapmanın zamanı değil!"

Bunu söyledikten sonra Tarık'ın elini tutup helikoptere yöneldi.

Elif ağlayarak onu durdurdu. "Sarp gerçekten ölmek üzere! Onu terk mi edeceksin?"

Cansu soğukça onun elini savurdu, yüzünde buz gibi bir ifadeyle bana baktı ve ağır bir tonla konuştu:

"Kocacığım, biraz anlayışlı ol. Tarık'ı bırakıp hemen seni almaya geleceğim. Boş yere kıskançlık yapma."

Ama Cansu, ben kıskanmıyordum.

Ben gerçekten ölüyordum.

Sedyenin üzerinde yatıyor, acıdan tek kelime bile edemiyordum.

Hayat bedenimden çekilip gidiyor, bilincim de giderek bulanıklaşıyordu.

Cansu koruyucu gözlüğünü çıkarıp bana doğru yürüdü.

Oksijen maskemi usulca kenara çekti. Ilık nefesi kulağıma değdi. "Beni altı saat bekle."

Yaralarla kaplı dudak kenarımı okşadı. Elinin üstünde benim için çorbanın sıcaklığını denerken oluşan yanık izi hâlâ duruyordu.

"Bu iş bitince seni manolya koruluğuna götüreceğim. En çok bunu görmek istemiyor muydun?"

Artık ne o koruluğu görmek istiyordum ne de onu beklemek...

Cansu'nun Tarık'ı alıp helikoptere binişini çaresizce seyrettim.

Pervaneler dönmeye başladı, helikopter giderek yükseldi ve sonunda gözden kayboldu.

İçimde umut adına hiçbir şey kalmamıştı.

Bu kadar acımasız olabileceğini, başka bir erkek uğruna benim hayatımdan vazgeçeceğini hiç düşünmemiştim.

Güçlükle cebimden telefonumu ve alyansımı çıkarıp Elif'e uzattım.

"Telefondaki ses kaydını merkeze teslim et. Tarık'ın emeğimizi çalmasına izin verme. Bir de bunu..."

Duraksadım, nefes almam iyice zorlaşmıştı.

"Bunu Cansu'ya ver. Ona söyle... Artık ödeştik. Onu asla affetmeyeceğim."

Elif bir an donup kaldı. Gözleri anında doldu.

"Sarp, dayan lütfen, başka bir helikopter daha bulacağız."

"Sarp, özür dileriz. Hepsi bizim beceriksizliğimiz yüzünden, onları durduramadık..."

"Çok geç..."

Zayıfça gülümsedim. Yaşamın parmaklarımın arasından kayıp gittiğini hissediyordum.

"Beni defnedin. Cansu'nun mezarımın yerini öğrenmesine izin vermeyin. Onu bir daha görmek istemiyorum..."

Son sözlerimi söyledikten sonra göz kapaklarım daha fazla dayanamadı ve yavaşça kapandı.

Etrafımdaki ekip arkadaşlarım şapkalarını çıkarıp bana son kez asker selamı verdiler. Hiçbiri tek kelime etmedi; bana sessizce veda ettiler.

***

Aynı anda, binlerce kilometre uzaktaki Cansu'nun evrenler arası iletişim aygıtı aniden kulak tırmalayıcı bir alarm verdi:

"Bu cep evrenin ana karakteri öldü. Yerine yeni bir ana karakter seçilecek."

"Kader, Tarık'ı bu cep evrenin yeni ana karakteri olarak belirledi."

Tarık'ın yanında duran ve ekibimizin başarısını ona devretmek için üst kademeyi ikna etmeye çalışan Cansu bir anda donakaldı.

อ่านหนังสือเล่มนี้ต่อได้ฟรี
สแกนรหัสเพื่อดาวน์โหลดแอป

บทล่าสุด

  • Sonbahar Yaprakları Gibi Solan Kalp   9. Bölüm

    "Olayın yaşanmasını engelleyebilirdin. Ya da onun yurtdışına çıkmasına izin vermezdin. Seçebileceğin onca farklı yol vardı.""Ama sen onun yerine benim bedel ödememi seçtin.""Cansu, sen beni gerçekten seviyor musun?"O kadar zekiydi ki gerçekten isteseydi her şeyi farklı şekilde çözebilirdi.Ama yine de en uç yolu, acıyı bana yaşatmayı seçti.Hayatta kalıp kalamayacağımı bile düşünmemişti.Aslında çoktan hisleri değişmişti, sadece bunu kabullenmek istemiyordu."Evet, yumuşak kalpliyim ama ben sadece beni seven Cansu'ya karşı öyleyim.""Beni bile isteye inciten Cansu'ya değil."Duraksadım, gözlerinin içine dik dik bakarak konuştum:"Cansu... Artık seni sevmiyorum."Bir zamanların sevgisinden geriye yalnızca sonsuz hayal kırıklığı ve acı kalmıştı.Yaralarımın iyileştiğini sanıyordum ama içimdeki sızı hâlâ dinmemişti."Hata bendeydi... Özür dilerim..."Cansu yere çöktü. Elleriyle başını tutup hıçkıra hıçkıra ağladı.İç çektim. Yanına gidip çömeldim. Ona bakarak alçak sesle konuştum:"Can

  • Sonbahar Yaprakları Gibi Solan Kalp   8. Bölüm

    Şaşkınlıktan tek kelime edemedim.Cansu benim yüzümden masum insanlara mı zarar veriyordu?"Gidip onunla konuş."Yaşlı adam iç çekti. "Daha fazla günah işlemesine izin verme. Biz bu cep evrene hiç giremiyoruz.""Her cep evrene yalnızca bir başka evren yolcusu girebilir."Başımı salladım. Cansu'yla bir daha karşılaşmak istemiyordum ama benim yüzümden masum insanların ölmesini de istemezdim.Yaşlı adamı takip ederek harabe bir binanın önüne geldim.Binanın çevresi polislerle sarılmıştı. Hoparlörden sürekli teslim olma çağrıları yükseliyordu."Cansu! Etrafın tamamen sarıldı! Silahını bırak ve teslim ol! İş birliği yaparsan cezan hafifletilebilir!"Yaşlı adam beni güvenlik şeridinden geçirip doğrudan binanın içine soktu.Yüzüme çarpan yoğun kan kokusu midemi altüst etti. Neredeyse kusacaktım.Sonunda Cansu'yu gördüm.Kanlar içindeki odanın ortasında duruyordu. Sırtı öylesine yalnız görünüyordu ki sanki ruhunu kaybetmiş taş bir heykele benziyordu.Yerde yatan Tarık can çekişiyordu. Baştan a

  • Sonbahar Yaprakları Gibi Solan Kalp   7. Bölüm

    İçini kavuran acıya aldırmadan ışınlanma yeteneğini kullandı ve anında olduğu yerden kayboldu.Bir sonraki saniye Tarık'ın yanında belirdi.Tarık, Cansu'yu karşısında görünce hemen yanına sokulup koluna yapıştı."Cansu, az önce nereye gittin? Sana yetişemedim bile."Cansu ona dönüp bakma gereği bile duymadı. Sert bir tekmeyle onu yere devirdi, saçlarından kavrayıp başını zorla geriye kaldırdı."Sarp'a sepsise yol açan ilacı sen mi enjekte ettin?"Tarık acıyla inledi. Korku dolu gözlerle Cansu'ya baktı ve telaşla başını iki yana salladı."Ben yapmadım! Vallahi ben yapmadım!""Cansu, ne diyorsun sen? Ben Sarp'a nasıl zarar veririm?""Hâlâ yalan söylüyorsun!"Cansu onun boğazını sıktı. Elindeki baskıyı giderek artırırken sesi buz gibiydi."Konuş! Bunu neden yaptın?""Öhö öhö, Cansu... Ben... Ben sadece ikimizin iyiliği için yaptım..."Tarık nefes almakta zorlanırken kesik kesik konuştu."O aşağılık Sarp yaşarsa biz... Biz birlikte olamayız.""Beni sevdiğini biliyorum. Sadece evli olduğun

  • Sonbahar Yaprakları Gibi Solan Kalp   6. Bölüm

    Bunca zamandır gözü kapalı güvendiği Tarık'ın bu kadar acımasız biri olduğuna inanamıyordu.Kendini savunacak tek kelime bile bulamıyordu, Tarık'a öyle bir enjeksiyon yapmasını kesinlikle söylememişti.Elif bu kez cebinden bir yüzük çıkarıp önüne fırlattı."Bunu Sarp sana vermemi istedi."Cansu titreyen elleriyle yüzüğü yerden aldı. Bu bizim alyansımızdı.İfadesi dehşet ve şaşkınlıkla doluydu."Kocam beni artık istemiyor mu?"Alyansın yansıması gözlerini sızlatıyordu.Bir görev sırasında benim yerime şarapnel almıştı. Kaburgalarına kemik parçaları saplanmış hâlde benden başkasıyla yeniden evlenmemi istemişti.Ben kabul etmemiş, o mermiyi eritip alyansımıza dönüştürmüştüm.Evlendiğimiz gün ona şunu söylemiştim: "Bir gün seni artık istemezsem bu yüzüğü çıkarırım."Ve şimdi gerçekten çıkarıp ona vermiştim.Elif alayla güldü. "Evet, senin Tarık'la helikoptere bindiğini gözleriyle gördü, kendi karısının yaşama umudunu elinden alışını izledi, daha seni nasıl istesin..."Zihninde aniden rehbe

  • Sonbahar Yaprakları Gibi Solan Kalp   5. Bölüm

    Elindeki dosya yere düştü.Zihninde beliren bu bildirime inanamayarak üç kez üst üste kontrol etti."Öldü mü? Sarp öldü mü?"Titreyen bir sesle mırıldandı ve hemen rehberiyle bağlantı kurup tekrar sordu.Rehber bir süre sessiz kaldı, ekrandaki cansız yüzüme bakarak ağır ağır konuştu:"Evet, öldü."Cansu'nun gözleri fal taşı gibi açıldı, bakışları korku ve panikle doldu."O bu cep evrenin ana karakteri! Kaderin koruması altında, nasıl ölebilir?!"Rehber iç çekerek ağır bir tonla yanıt verdi:"Cansu, çok duygusal davranıyorsun. Bu cep evrendeki talih sınırlıdır.""Sarp'ın talihinin büyük bölümünü Tarık'a verdin, haliyle kaderin korumasını kaybetti."Rehber duraksadı, ifadesi bir anda yumuşadı."Ayrıca onu çekmemesi gereken çileleri çekmeye zorladın.""Onun talihi Tarık tarafından tamamen elinden alındı, o artık ana karakter değil."Cansu göğsünü tuttu. Kalbindeki boğucu acı nefes almasını neredeyse imkânsız kılıyordu.Beni ölüme sürükleyen kişinin kendisi olduğuna inanamıyordu.Çılgınca

  • Sonbahar Yaprakları Gibi Solan Kalp   4. Bölüm

    Kalabalık beni aceleyle havaalanına doğru götürdü.Havaalanına vardığımızda, tam da helikoptere binmek üzere olan Cansu ile Tarık'la karşılaştık.Elif öne fırlayıp Cansu'nun kolunu tuttu ve telaşla bağırdı:"Çabuk! Önce Sarp binsin, durumu çok ağır, bir an önce ülkeye dönmezse ölecek!"Cansu ise hiç düşünmeden reddetti."Olmaz, helikopter sadece iki kişilik. Önce Tarık'ı geri götürmem lazım. Burası artık çok tehlikeli."Sesi kararlıydı, en ufak bir tereddüt bile yoktu.Elif öfkeyle kükredi: "Sarp ölmek üzere! O senin kocan! Tarık'ı götürmek onun hayatından daha mı önemli?"Tarık ise hemen güçsüz görünmeye çalışarak çekingen bir sesle konuştu:"Cansu, sorun değil. Sarp galiba beni kıskanıyor. Sen onunla dön. Ben burada tek başıma da kalabilirim."Cansu'nun aklı hâlâ karışıktı ama Tarık'ın sözlerini duyunca tereddüdü tamamen dağıldı."Sarp'a hiçbir şey olmaz. Az önce doktorlar durumunun stabil olduğunu söylemedi mi? Sırf onu korumak için bana yalan söylemeyin.""Şimdi kapris yapmanın zam

บทอื่นๆ
สำรวจและอ่านนวนิยายดีๆ ได้ฟรี
เข้าถึงนวนิยายดีๆ จำนวนมากได้ฟรีบนแอป GoodNovel ดาวน์โหลดหนังสือที่คุณชอบและอ่านได้ทุกที่ทุกเวลา
อ่านหนังสือฟรีบนแอป
สแกนรหัสเพื่ออ่านบนแอป
DMCA.com Protection Status