"Eren..." Defne, adama çoktan teslim olduğunu iliklerine kadar hissediyordu.Ne diyeceğini bilemedi. Yanağını Eren'in yanağına yaslayıp gözlerini sımsıkı kapatabildi yalnızca.Oysa bir daha âşık olmamaya yemin etmiş, kalbinin kapılarını herkese kapatmıştı. Ama Eren başkaydı... Öyle kusursuz, öyle iyiydi ki!Onun şefkati karşısında kendine hâkim olmak mümkün değildi. İleride canı yanacak, paramparça olacak olsa bile hiç tereddüt etmeden kalbini ona açmak, bu aşka gözünü kırpmadan atılmak istiyordu.***Ertesi sabah, gün daha yeni ağarırken Defne, Eren'in dudaklarına kondurduğu hafif öpücüklerle uyandı.Gözlerini açınca Eren'in giyinmiş hâlde yatağın kenarında oturduğunu gördü. Adam elini şefkatle tutup gülümsedi."Hadi, kalk. Bugün seni bir yere götüreceğim.""Nereye?"Defne başucundaki saate baktı. Daha sabahın altı buçuğuydu.Merakla başını kaldırıp Eren'e baktı. Sabah ışığında yüzünün keskin, sert hatları bile yumuşamış gibiydi."Annemi ziyarete gideceğiz," dedi Eren usulca.Defne bi
Magbasa pa