Kaan’ın şakakları seğirdi; aklına gelen ihtimali dillendirmeye bile dili varmıyordu: “Yoksa... Aydın ailesi mi?”“Denizşehir’in bir numarası, o zenginler zengini Aydın ailesi mi?!” Leyla soluğu anında kocasının dibinde aldı; gözlerinde açgözlü, inanılmaz bir pırıltı parlıyordu. “Ahmet, sahi mi diyorsun, sahiden onlar mı?!”“Ta kendisi,” dedi Ahmet. Sesine sakin bir hava vermeye çalışsa da kelimelerinin arasından buram buram kibir ve zafer sarhoşluğu akıyordu. “Holdingimize oluk oluk sermaye akıtacak olan, Denizşehir iş dünyasının tartışmasız lideri Aydın Holding’den başkası değil.”“Harika! İşte bu muazzam!” Leyla sevinçten ne dediğini bilemez hâle gelmiş, dili damağına dolanmıştı. “Madem arkamızda onlar var, artık kimden korkacakmışız?! Defne denen o sümsük de kim oluyormuş?! Bundan böyle Denizşehir’de Kara ailesinin de borusu ötecek, adımız saygıyla anılacak!”Kadının hâline bakan, sanki alt tarafı bir ön anlaşma imzalamamışlar da Kara ailesi Aydın’larla aynı masada eşit oturmuş sanı
อ่านเพิ่มเติม