FAZER LOGINÇocukluk hayallerim nihayet gerçeğe dönüşmüştü.Kendi ellerimle diktiğim gelinliği giymiş ve hayatımın aşkıyla evleniyordum.Tam ikimiz birbirimize sonsuza dek sadık kalacağımıza dair yemin ederken, Bradley salona daldı."Buna izin vermeyeceğim!"İlk tepki Chad'den geldi. Derhal korumalara Bradley'i yakalamalarını emretti."Hemen alın onu buradan! Bize daha fazla rezillik yaşatmasına göz yumamayız. Bradley, burada olay çıkarmakta ısrar edersen seni evden kovarız!"Normalde Chad tehdit savurduğunda Bradley hemen susup uslu uslu otururdu. Ama bu sefer karşılık verdi. Yüzü kıpkırmızıydı."İstersen beni evden kov, umurumda değil ama Julia'nın kocası sadece ben olabilirim! Julia, beni dinle! Önceki hayatımızda seninle evlendim. Yıllarca birlikte mutlu yaşadık. Yaşamamız gereken hayat oydu!"Eski ben olsaydım, bu sözlere kanar ve Bradley'le evlenirdim. Ancak ben yeniden doğmuş biriydim. Birlikte geçirdiğimiz o yıllarda neler olup bittiğini ondan çok daha iyi biliyordum.Bu hayattaki Bradley'
Tam o sırada Jenna elinde bir meyve bıçağıyla odaya daldı. Bıçağı bana doğrultup öfkeyle bağırdı."Julia! Neden benim hayatımı mahvettin?! Bradley nikah masasına oturmayı ve beni karısı yapmayı kabul etmişti. Bütün bunlar senin suçun!""İlk hayatımı mahvetmen yetmedi mi? Şimdi ikinci hayatımı da mı mahvedeceksin? Cehenneme kadar yolun var!"Bıçağı sallayıp üzerime koştu. Korkudan olduğum yere çakılıp kaldım.Tam o sırada bir silüet önüme siper oldu. Bana gülümseyerek güven verdi. "Endişelenme. Ben buradayım."Jenna'nın tiz çığlığının ardından, o kişinin benzi bembeyaz kesildi. Jenna korkudan bıçağı yere fırlattı.Bradley'in beyaz gömleği akan kanla kırmızıya boyandı. Neyse ki sadece yüzeysel bir kesikti.Bradley arkasını döndü. Yüzünde karanlık bir ifadeyle Jenna'ya baktı."Jenna, seni şeytani kaltak! Daha önce sana aşık olduğum için kör olmalıydım!"Sonra ona doğru adım atmaya başladı. Jenna korkuyla geriye doğru sendeledi ve bir tabureye takıldı.Ağır bir şekilde yere düştü. Bir anda
Afallamış bir halde ona baktım.Bu artık ikinci hayatım olsa da, Bradley'in kafasının nasıl çalıştığını hâlâ tam olarak çözemiyordum. Ne kadar yüzsüzleşebileceği beni her seferinde şaşkına çeviriyordu.Kıvranarak ellerinden kurtuldum ve onu itip uzaklaştırdım."Bunu yapmayı bırakması gereken kişi sensin! Yakında dayının karısı olacağım! Bana biraz saygı göstermeyi öğren!"Pes etmeyeceğimi anlayan Bradley, başımı tutup beni öpmeye yeltendi. "Onunla evlenmene izin vermeyeceğim! Sen sadece bana aitsin!"Gözlerimi kapatıp direnmeye çalıştığım sırada aniden sıcak bir kucaklamaya çekildim. Terrence ceketini omuzlarıma attı. Ardından yüzüne indirdiği bir yumrukla Bradley'in burnunu kırdı."Bradley Garvin, canına mı susadın sen?"Bradley'in burnundan kanlar boşandı. Yüzü kana bulandı, bu da onu oldukça ürkütücü gösteriyordu.Bradley elinin tersiyle kanını sildi ve pişkin pişkin sırıttı. "Senin kadar zeki birinin başkasının artıklarına talim etmeyi tercih edeceğini hiç düşünmezdim, Terrence Day
Hiçbir şeyden haberi olmayan kişi Bradley'di.Neredeyse anında üzerimde öfkeli bir bakış hissettim. Bakmama bile gerek yoktu, nereden geldiğini biliyordum.Tam o sırada Chad kadehini kaldırdı ve konuşmaya başladı: "Biz Garvinler yakında mutlu bir olaya imza atacağız. Bu akşamki aile yemeğimizin asıl amacı, çiftin yaklaşan düğününü konuşmak."Chad konuşmasını bitiremeden Bradley sözünü kesti: "Baba, bunun için endişelenmene gerek yok. Evlilik cüzdanına gelince... Biz onu çoktan aldık. Değil mi, Julia?"Bana bir bakış atarak söylediklerini onaylamamı ima etti.Bir yudum su içip sessiz kaldım. Söylediklerini düşünüp duruyordum."O ve Jenna... Evlilik cüzdanı mı almışlar?" diye geçirdim içimden.Onunla işbirliği yapmayınca Bradley'in ifadesi açıkça sertleşti. Gözleri öfkeyle parladı.Telefonum yeniden çaldı. Bradley bana bir dizi mesaj göndermişti.'Julia, dilsiz misin? Bir şey söylesene!''Neden susuyorsun? Sabrımı sınamayı bırak!'Alnımda hafif bir çatık kaş oluştu. Gözlerim sinirimi yan
O, hatırladığımdan çok daha olgun ve güven verici bir haldeydi. Garvinler onu karşılamak için ayağa kalkıp büyük bir saygı gösterdiler.Küçük yaşta ebeveynlerini kaybettikten sonra Terrence ve ablası Fiona Garvin'in birbirlerinden başka sığınacak kimseleri yoktu. Onları himayesine alan kişi ise Bradley'in büyükannesiydi.Büyüdüklerinde Fiona, Bradley'in babası Chad Garvin'le evlendi; Terrence ise kariyer yapmak için yurtdışına gitti.Garvin ailesi yıllar içinde servetinin büyük bir kısmını kaybetmişti. İşlerini sürdürüp hâlâ para kazanabilmeleri Terrence'in sayesindeydi.Bradley'in annesi Fiona'nın vefatından bu yana Garvinler, Terrence'in kendilerinden uzaklaşmasını istemedikleri için ona boyun eğip duruyorlardı. Servetlerinin kaynağı olan bu adamı herhangi bir şekilde gücendirmekten korkuyorlardı.Herkes Terrence'e gülümseyerek bakıyordu.Ancak onun yüzü buz gibiydi. Sadece benim olduğum tarafa baktığında dudakları hafifçe kıvrılıp yumuşak bir gülümseme oluştu.Yanımdaki boş koltuğa
Teklifin mahvolmasıyla Bradley'e karşı içimde kalan o ufacık özlem de silinip gitti. İçimdeki hüznü bastırmaya çalışarak derin bir iç çektim.Terrence'le bu gece nihayet tanışacaktık. Oldukça gergin ve huzursuzdum. Ne de olsa, geçmiş hayatımda o da benim için bir aile büyüğüydü.Derin bir nefes alıp en iyi halimle onunla tanışmaya hazırlandım. Terrence'i hemen kendime aşık edemeyecektim belki, ama en azından beni hor görmemesini sağlamalıydım.Kafamı toparlayıp makyajımı tazeledikten sonra memnun bir şekilde ofisten çıktım.Tam yeraltı otoparkına varmıştım ki birinin inleme sesini duydum. Sesin geldiği yöne baktığımda, sallandığı açıkça belli olan siyah bir araba gördüm.Arabanın plakasına göz attım. 'Cık! Bu Bradley'in arabası,' diye geçirdim içimden ve dilimi şaklattım.Aralık pencereden, gözleri süzülmüş bir halde Bradley'in hareketleriyle birlikte sallanan Jenna görünüyordu. Bradley, Jenna'nın bedenine ritmik bir şekilde hareket ederken homurdanıyor ve nefes nefese kalıyordu.Bradl







