Share

Efe Bey'le Beşinci Yılım
Efe Bey'le Beşinci Yılım
Penulis: İnci Tan

Bölüm 1

Penulis: İnci Tan
Banyodan hafif bir su sesi geliyordu.

Efe Kılıç duş alıyordu.

Gece üçtü.

Daha yeni dönmüştü.

Defne banyonun kapısında duruyor, onunla konuşmak istediği bir mesele vardı.

Biraz gergindi. Birazdan söyleyeceği şeyi duyunca kabul eder mi etmez mi, bilmiyordu.

Tam nasıl söyleyeceğini düşünürken, içeriden tuhaf bir ses geldi.

Dikkatlice dinleyince anladı. Mastürbasyon yapıyordu...

Soluk soluğa nefesleri ve boğuk inlemeleri, sanki ağır balyoz darbeleri gibi göğsüne çarpıyordu. Acı, bir gelgit dalgası gibi yayılıyor, onu içine çekiyor, nefes alamıyordu

Oysa bugün onların evlilik yıldönümüydü. Onunla beşinci yılıydı. Ve aralarında hiçbir zaman karı koca yakınlığı olmamıştı.

Demek ki, ona dokunmak yerine kendini tercih ediyordu?

Nefesi giderek sıklaşırken, birden kendini tutamayıp boğuk bir iniltiyle patladı: "Çisem..."

Bu, ona inen son ölümcül darbe oldu.

Kalbinde bir şey gümbürtüyle yıkıldı, toza dönüştü.

Ağzını sımsıkı kapatıp ses çıkarmamaya çalıştı. Arkasını dönüp kaçmak isterken daha ilk adımda sendeledi, lavaboya çarpıp doğrudan yere düştü.

"Defne?" İçeriden Efe'nin sesi henüz yatışmamıştı. Kendini toparlamaya çalıştığı belli oluyordu, ama nefesi hâlâ ağırdı.

"Be... ben tuvalete gelmiştim, duşta olduğunu bilmiyordum..." Beceriksiz bir yalan söyledi, telaşla lavaboya tutunup kalkmaya çalıştı.

Ama ne kadar acele ederse o kadar kötü oluyordu. Yerler ve lavabo su içindeydi. Zar zor doğrulmuştu ki Efe dışarı çıktı. Beyaz bornozu aceleyle giydiğinden düzgün değildi, ama kemeri sımsıkı bağlanmıştı.

"Düştün mü? Ben alayım." Onu kucağına alacakmış gibi davrandı.

Acıdan gözleri dolmuştu, ama yine de elini itti. Perişan ama kararlıydı. "Gerek yok, kendim hallederim."

Sonra, bir kez daha neredeyse kayıp düşecekken, topallaya topallaya sendeleyerek yatak odasına kaçtı.

"Kaçtı" kelimesi tam da doğruydu.

Efe'yle evli geçirdiği bu beş yıl boyunca hep kaçıyordu.

Dış dünyadan, insanların acıyan bakışlarından, Efe’nin merhametinden ve acımasından kaçıyordu. Efe Kılıç'ın karısı topaldı.

Topal bir kadın, yakışıklı ve başarılı Efe Kılıç’a nasıl layık olabilirdi?

Oysa bir zamanlar onun da güçlü, güzel bacakları vardı...

Efe hemen arkasından çıktı. Yumuşak bir sesle, gerçekten ilgiliydi. "Canın yandı mı? Bir bakayım."

"Hayır, bir şey yok." Yorgana sımsıkı sarıldı, perişanlığını da yorganın altına sakladı.

"Gerçekten iyi misin?" Sahiden endişeliydi.

"Hı..." Ona sırtı dönüktü, var gücüyle başını salladı.

"O zaman uyuyalım mı? Tuvalete gitmeyecek miydin?"

"Şimdi gitmek istemiyorum. Uyusak?" diye fısıldadı.

"Peki. Ha, bu arada bugün yıldönümümüz. Sana bir hediye aldım, yarın açıp bak, beğenip beğenmediğini gör."

"Olur." Hediye başucundaydı, çoktan görmüştü. Ama açmasına bile gerek yoktu, içinde ne olduğunu biliyordu.

Her yıl aynı boyuttaki kutuda, birebir aynı saatten geliyordu.

Çekmecesinde, doğum günü hediyeleriyle birlikte tam dokuz tane aynı saat duruyordu. Bu onuncusuydu.

Konuşma burada bitti. Işığı kapattı, yattı. Havada duş jelinin nemli kokusu dalgalanıyordu, ama yatağın çöküşünü neredeyse hiç hissetmiyordu. Çünkü iki metrelik yatakta, o bu tarafta yatıyor, Efe ise öbür tarafın en ucunda. Aralarındaki mesafeye üç kişi daha sığardı.

İkisi de ne Çisem adını andı, ne de biraz önce banyoda yaptığı şeyi. Sanki hiçbir şey olmamış gibiydi.

Kaskatı sırtüstü yatıyor, sadece gözlerinin cayır cayır yandığını hissediyordu.

Çisem. Çisem Aydın. Efe'nin üniversiteden sınıf arkadaşı, ilk aşkı, tanrıçası.

Üniversite bitince Çisem yurt dışına gitmiş, ayrılmışlardı. Efe bir süre çökmüş, her gün içki içmişti.

Defne ise onun lise arkadaşıydı.

İtiraf ediyordu, lisedeyken gizlice ondan hoşlanmıştı.

O zamanlar Efe okulun en yakışıklısı, soğuk ve dahi ruhlu. Defne ise sanat öğrencisiydi. Güzeldi de, ama güzel kız çoktu. Notların her şey olduğu lise yıllarında, sanat öğrencileri o kadar da göz önünde olmaz, hatta ön yargıyla bakılırdı.

Bu yüzden, o sadece kendine ait bir platonik aşktı. Bir gün onun karşısına çıkabileceğini hiç düşünmemişti.

Ta ki, dans akademisinden mezun olup memlekete yaz tatiline döndüğünde, çökmüş haldeki Efe'yle karşılaşana dek.

O gece Efe yine sarhoştu. Yolda zikzak çizerek yürüyor, karşıdan karşıya geçerken ışığa bakmıyordu. Bir araba son sürat geliyordu, yavaşlayacak zamanı yoktu. Arkasından endişeyle onu takip eden Defne, onu itti, ama kendisi arabanın altında kaldı.

O bir dans öğrencisiydi, yüksek lisansa çoktan kabul almıştı.

Ama bu kaza yüzünden, bacağı sakat kaldı.

Bir daha asla dans edemezdi.

Sonra, Efe içkiyi bıraktı ve onunla evlendi.

Ona karşı sonsuza dek suçluluk, sonsuza dek minnet, sonsuza dek yumuşak ses tonu, sonsuza dek su gibi soğukluk. Sonsuza dek hediyeler, sonsuza dek para.

Ama tek bir şey eksikti: aşk.

O, zamanın her şeyi ısıtacağını sanmıştı. Zamanın her şeyi silip götüreceğini de.

Ama beş yıl geçmesine rağmen, Efe'nin "Çisem" adını bu kadar derine kazımış olduğunu, üstelik kendi kendini tatmin ederken bile hâlâ bu adı sayıkladığını hiç hesaba katmamıştı.

En sonunda, fazla aptal ve fazla saftı...

Bütün gece uyumadı. Telefonundaki o e-postayı, bu gece yüz kereden fazla açıp baktı.

Yurt dışındaki bir üniversiteden gelen yüksek lisans kabulüydü. Aslında bu gece onunla tam da bunu konuşacaktı. Yurt dışında yüksek lisans yapmaya gidecekti, kabul eder miydi?

Ama şimdi düşününce, konuşmasına gerek kalmamıştı.

Beş yıllık evlilik, sayısız dönüp durduğu gece. Nihayet bu andan itibaren, geri sayım başlayabilirdi.

Efe kalktığında, o hâlâ uyuyor numarası yapıyordu. Dışarıda hizmetçi Emine'ye söylendiğini duydu: "Bu akşam iş yemeğim var. Defne Hanım'a söyle, beni beklemesin, erken yatsın."

Tembihten sonra odaya geri dönüp bir kez daha baktı. Defne yorganı başına çekmişti, gözyaşları yastığı sırılsıklam etmişti.

Normalde Efe işe giderken, giyeceği kıyafetleri önceden kombini yapıp kenara koyardı, o sadece giyerdi.

Ama bugün yapmamıştı.

Efe kendi başına giyinme odasına gidip üstünü değiştirdi, şirkete gitti.

Defne ancak o zaman gözlerini açtı, gözleri korkunç derecede şişmişti.

Telefonun alarmı çaldı.

Kendi belirlediği vakitti, İngilizce çalışma saatiydi.

Evlendikten sonra, bacağı yüzünden zamanının yüzde doksanını eve kapanarak geçiriyor, dışarı çıkmıyordu. Günü dilimlere bölmüş, her dilimde kendine oyalanacak bir şey buluyordu.

Telefonu alıp alarmı kapattı, sonra amaçsızca uygulamalar arasında gezindi.

Zihni karmakarışıktı, hiçbir şeye odaklanamıyordu.

Ta ki, bir uygulamada aniden bir video çıkana dek.

Görüntüdeki kişi fazlasıyla tanıdıktı...

Hesap ismine baktı: Çisem CC.

Şu algoritma yok mu...

Paylaşım zamanı, dün geceydi.

Defne videoyu açtı, hemen hareketli bir müzik doldu ortama. Sonra birisi bağırdı: Bir, iki, üç, Çisem'in dönüşüne hoş geldin! Şerefe!

Bu ses, Efe'ydi.
Lanjutkan membaca buku ini secara gratis
Pindai kode untuk mengunduh Aplikasi

Bab terbaru

  • Efe Bey'le Beşinci Yılım   Bölüm 30

    "Sen kendin aç!" Olduğu yerde dikildi, başını çevirdi. Sırtını duvara dayamış, elindeki zarfı bastırıyordu.Efe'nin bakışlarında bir çaresizlik belirdi: "Bu huyun, son zamanlarda epey arttı."Ama daha fazla üstelemedi, arkasında bir şey sakladığından da hiç şüphelenmedi. İçeri girdi.Sonunda kargoyu Emine açtı. Defne ise sınav sonuç belgesini alıp hızla misafir odasına sakladı."Defne, hazırlan, gidiyoruz." Efe dışarıdan seslendi."Efe!" Döndü. "Bana biraz saygı gösteremez misin? Her şeyi hep son dakikada haber verip beni oldubittiye getirmek zorunda mısın?"Misafir odasının kapısına geldi: "Defne, bugün de mi son dakika? Bugün babanın doğum günü."Defne sustu."Yoksa, tek başıma mı gideyim?" Kaşını kaldırıp sordu."Bir dakika, üstümü değiştireyim." Kapıyı kapattı.Ama hiç beklenmedik bir şekilde, elini uzatıp kapıyı tuttu. Bakışları derin ve şüpheliydi: "Kapıyı kapatmaya gerek var mı? Yoksa o dansçı çocuk yüzünden mi? ""Saçmalama!" Kapıyı sertçe kapattı.Beş yıllık evlilikleri boyunc

  • Efe Bey'le Beşinci Yılım   Bölüm 29

    Defne çaresizlik içindeydi. Yok, artık o "Efe Bey'in karısı" konumunu gerçekten o kadar da istemiyordu! "Efe, bu Efe Bey'in karısı konumunda ısrarla durmamı gerektiren şey ne? Ben sonsuza dek Efe Bey'in karısı falan olmak istemiyorum. Bırak da Çisem sarsın biraz şu konumumu, olur mu?"Efe duraksadı, sadece alaycı bir gülümseme gösterdi. Hâlâ trip attığını sanıyordu. Ana yatak odasının banyosuna gidip duş aldı.Defne de bu olaydan sonra ter içinde kalmıştı. Yeniden duş aldı, bir tişört giyip tekrar yattı.Gece şiddetli bir yağmur yağdı. Damlaların camı dövmesi, uyku getiren bir beyaz gürültü gibiydi. Sıcaklık da birden düşmüştü. Yağmurun sesini dinleyerek yavaş yavaş uykuya daldı.Ertesi sabah, kendiliğinden uyandı. Saate baktı, dokuz olmuştu. Efe hâlâ Emine'yle konuşuyordu, şirkete gitmemişti. Bu, işkolik tarzına hiç uymuyordu.Emine'ye tembihini bitirip çıktı. Defne ancak o zaman kalktı.Kahvaltı ederken Emine gelip söylediklerini iletti: "Defne Hanım, Efe Bey bir işi halletmeye gitti

  • Efe Bey'le Beşinci Yılım   Bölüm 28

    Efe'nin deliliği nasıl bir şeydi, Defne gerçekten bilmiyordu. Onu tanıdığından beri, o dağların alacakaranlık sisi, ormanın derinliklerindeki servi gibiydi. Hep soluk, hep insanın arasına bir tül perde gerer gibi. Görünmez, dokunulmazdı.Onunla evlendikten sonra da bu böyle olmuştu.Ama şu an, gerçekten biraz anormal, çılgınca bir hali vardı.Defne, onun kopan gömleğine ve gömleğin altından açığa çıkan düzgün kas hatlarına bakarken dehşete kapıldı."Efe, ne yapıyorsun?" Yorgana sımsıkı sarındı."Ne yapacağımı sanıyorsun?" Bakışlarında ender görülen bir vahşilik vardı. "Benim karımsın. Ekmeğimi yiyip suyumu içiyorsun. Sonra kalkıp yabancılarla bir olup bana tuzak kuruyorsun. Ne yapacağımı sanıyorsun?""Ben öyle bir şey..." Aslında açıklamaya gerek olmadığını düşünmüştü, ama bu hali, sanki bu meseleyi bahane edip gerçekten çıldıracakmış gibiydi.Efe'nin birden kemerini çözdüğünü gören Defne, yorgana sarılı halde hızla yatağın öbür tarafından inmeye çalıştı.Ama Efe üzerine atılıp onu yo

  • Efe Bey'le Beşinci Yılım   Bölüm 27

    Kalbi onunla atardı. O yüzden onun yemeklerini hazırlar, evi özenle çekip çevirir, ona sıcacık bir liman sunmak isterdi. Eve hep çok geç gelse de, kapıdan adımını attığı anda rahatça dinlenebilsin diye...Ne yazık ki, buna ihtiyacı yokmuş.Öyleyse, bırakalım da onun istediği kişi endişelensin.Duş alıp, yurt dışı eğitimle ilgili biraz daha bilgiye göz atıp uyumayı planladı.Ama sosyal medya algoritması bazen öyle can sıkıcı oluyordu ki, insanın karşısına hep görmek istemediği şeyleri çıkarıyordu. Uygulamayı açar açmaz, Çisem'in yeni notu yine ana sayfada belirdi. Birkaç dakika önce paylaşmıştı. Bu gecenin olanlarını anlatıyordu.El ele bir fotoğraf. Efe'nin eli, onunkini tutuyordu.Yazdığı yazı şuydu: O hep görkemli bir çınardı. Gururlu, hayat dolu ve hırslı. Ne kadar büyük fırtına olursa olsun dimdik durur, asla eğilmezdi. Ama bu gece, benim için haksızlığa katlandı. Teşekkür ederim, benim için tüm dünyaya karşı koydun. Binlerce kişi seni suçlasa da, sen benim kalbimde hâlâ bir dağ

  • Efe Bey'le Beşinci Yılım   Bölüm 26

    "Evet." Defne artık açıklama yapmaya gerek duymadı.Efe bir adım öne çıktı, bir anda ona çok yaklaştı. O kadar yakındı ki, yorgun yüzündeki göz çizgileri seçiliyordu. Otuz yaşına bile gelmemişti, ama yüzünde şimdiden zamanın izleri vardı."Defne." Omuzlarından tuttu. Üzerinden hafif bir parfüm kokusu geliyordu. "Bunca yıl, sana iyi davranmadım mı?"Bunu söylerken, yorgunluk çatık kaşlarından ve morarmış gözaltlarından taşıyordu.Defne usulca iç çekti.İyi.Kabul ediyordu, elinden geldiğince ona iyi davranmıştı. Yemek, giyecek, ev, para... Babaannesine ve ailesine varınca dek, hiç düşünmeden servet harcamış, asla ikiletmemişti.Ama Efe, bu iyiliğin, bana en başında bir çek yazıp topal bacağımı satın almandan farkı ne..."Eğer sana karşı hiçbir kabahatim yoksa, nasıl kıydın?" Konuşurken gözleri hafifçe kızarmıştı. "Nasıl kıyarsın da yabancılarla bir olup bana böyle saldırırsın? Benimki senin değil mi? Benim işim senin işin değil mi? Benim param senin paran değil mi? Biz karı koca değil m

  • Efe Bey'le Beşinci Yılım   Bölüm 25

    Çisem'in yüzü bir anda kıpkırmızı oldu. Haksızlığa uğramış gözyaşları gözlerinde dönüyordu. Efe elinden tutup onu dışarı çıkardı.Alev, sanki bu olanların hepsinin sorumlusu Baran’mış gibi ona sert bir bakış fırlattı. Sonra Defne'ye sordu: "Bu proje hakkında ne düşünüyorsun? Biz sana uyarız!""Beni düşünmeyin, hocam. Siz ve Baran Bey'in kararı beni hiç düşünmesin." Defne hocasına göz kırptı. "Hocam, ben küçük kırlangıcım. Ben uçarım zaten. "Alev bunu duyunca rahat bir nefes aldı: "İşte böyle! Bu kadar zamandır şu derin aşk gösterisini izlememizin sebebi sendin. Bir fareye kızıp evi yıkmak istemedik. Madem öyle diyorsun, içim rahatladı."Diğer davetlilerin ne Defne'yle ne de Efe'yle bir samimiyeti vardı, karışmak istemediler. Alev'in bu sözleri üzerine ortam nihayet gevşedi."Tamam, kaldığımız yerden devam edelim." Alev gülümseyerek herkesi buyur etti.Defne, Alev'in yanında keyifli bir akşam geçirdi. Herkes çok dost canlısıydı, birbirleriyle iletişim bilgilerini paylaştılar. Özellikle

Bab Lainnya
Jelajahi dan baca novel bagus secara gratis
Akses gratis ke berbagai novel bagus di aplikasi GoodNovel. Unduh buku yang kamu suka dan baca di mana saja & kapan saja.
Baca buku gratis di Aplikasi
Pindai kode untuk membaca di Aplikasi
DMCA.com Protection Status