Share

Bölüm 5

Author: Damla
Yanında oturan diğer yakın arkadaşı Mert Öztürk de gülerek sordu: "Harbi ya, ne bu suratsızlık?"

Eren Yıldırım yerine oturduktan sonra tam karşısındaki Yasemin'e baktı. Kadın son derece kendinden emin ve zarifti; onlarla ilişkilerinde de her zaman ölçülü davranırdı. Hal ve hareketlerine diyecek yoktu ama gel gör ki Selin onun arkasından neler söylüyordu!

"Aşağıda kimi gördüm bilin bakalım? Selin'i."

Demir, arkadaşının bu sözleri üzerine o keskin ve kusursuz yüz hatlarında en ufak bir kıpırtı bile göstermedi; elini masaya koymuş, tembelce parmaklarıyla ritim tutuyordu.

Karısıyla ilgili bu konuyu merak etmediği her halinden belliydi.

Yasemin, Eren Yıldırım'a bir bardak çay doldurup sakince konuştu: "Aranız mı bozuldu yoksa? O alt tarafı bir kadın, onunla muhatap olup canını sıkmaya değmez."

Eren Yıldırım, Yasemin'in hâlâ Selin'i savunur gibi konuşmasını görünce aralarındaki seviye farkını daha da net anladı.

Sandalyesine yaslanıp omuz silkerek alaycı bir kahkaha attı: "Arkanızdan neler söylediğini bir bilseniz! Ağzından çıkanlar o kadar çirkindi ki bir kadının kıskanınca bu kadar ileri gidebileceğini hiç düşünmezdim."

Aşağıda Ayşe'nin ağzından duyduğu lafları bir bir aktarmaya başladı.

Selin konusuna baştan beri zerre ilgi göstermeyen Demir'in derin bakışları aniden keskinleşti, kaşları nihayet çatıldı.

"Selin bunu kendi ağzıyla mı söyledi?" Bakışlarını Eren'e çevirdi, ses tonundan memnun mu yoksa öfkeli mi olduğu anlaşılmıyordu.

Yasemin'in yüzü daha da asıldı.

Dudaklarını bükerek Eren'in yerine cevap verdi: "Eren Bey bunu kendi kulaklarıyla duyduğuna göre, yalan olacak değil ya."

Mert Öztürk anında küfürü bastı: "Bu resmen Yasemin'e atılan namussuzca bir iftira değil mi?! Selin kendisi de kadın, bu kadar başarısız olmasına şaşmamalı. Yedi yıldır köpek gibi peşinden koşup sevgi göremedi diye beyni sadece kadın kıskançlığına mı çalışıyor?"

Aklına bir şey gelmiş gibi hemen ekledi: "Durup dururken böyle bir iftiraya uğramak kabul edilemez, bunun hesabını vermeli."

Mert Öztürk böyle söyleyince Yasemin derin bir nefes aldı ve kararsız gözlerle sessizliğini koruyan Demir'e baktı.

Demir hiçbir tepki vermedi, telefonunu alıp aramasını cevaplamak üzere ayağa kalktı.

Olaylara dahil olmuyordu ama... engellemeye de niyeti yoktu.

Mert Öztürk ile Eren Yıldırım göz göze geldi; Demir'in tavrını anlamışlardı.

Demir'in Selin'i bu derece umursamayışı karşısında Yasemin bakışlarını indirdi, dudaklarında tatmin olmuş alaycı bir tebessüm belirdi.

Yemekler henüz masaya gelmişti.

Selin daha iki lokma bile alamadan telaşla yaklaşan bir garsonun sesini duydu: "Affedersiniz, aranızda doktor var mı? Üst katta bir müşterinin sağlık durumu kötüleşti!"

Selin kaşlarını çattı. Bir doktorluk içgüdüsüyle anında ayağa kalktı: "Beni ona götürün, bir bakayım."

Ayşe bu curcunaya katılmadı, o sırada iş e-postalarını yanıtlamakla meşguldü.

Selin üst kattaki özel odanın kapısına kadar getirildi. Aklı hastada olduğu için kapıyı biraz aceleyle açtı.

İçeride birinin daha olduğunu fark etmemişti. Kapıyı açar açmaz, karşısındaki kişi elindeki çok sıcak bakır tencereyi onun üzerine doğru devirdi.

Selin panikle geriye doğru çekildi ancak hazırlıksız bir şekilde arkasındaki sert ve geniş göğse çarptı.

İnce beli, güçlü bir kol tarafından kavrandığı gibi geriye doğru çekildi.

Burnuna o tanıdık göknar kokusu geldi; eskiden aynı yastığı paylaşırken en iyi bildiği, tenine sinmiş olan o koku.

Demir çoktan elini kaldırmış, Selin'in üzerine devrilmek üzere olan bakır tencereyi hızla tutmuştu.

Garsonun yüzü kireç gibi oldu, çabucak tencereyi devralıp defalarca özür diledi.

Selin, Demir'le burada karşılaşmayı hiç beklemiyordu.

Tam teşekkür etmek üzere ağzını açmıştı ki...

Demir'in arkasında duran Yasemin'i fark etti.

Demir, kendi heybetli gövdesiyle Yasemin'i arkasında sapa sağlam korumaya almıştı. Yasemin ise Selin ile Demir arasındaki bu beklenmedik temas yüzünden hoşnutsuz bir ifadeyle bakıyordu.

Selin sanki bir veba mikrobuna dokunmuşçasına hızla geri çekildi, Demir'in kucağından uzaklaştı.

Bu hareketi üzerine Demir, derin derin bakarak ona şöyle bir göz attı.

"Yaralanmaktan mı korktun? Ben de Selin Hanım'ın yüzü o kadar kalın ki bir şey olmaz sanıyordum." Mert Öztürk bu manzarayı görünce kahkahayı bastı.

Ardından alaycı bir tavırla hatırlattı: "Neyse ki Demir'in refleksleri hızlıydı da Yasemin'in zarar görmesini engelledi. Selin, sakın bu hamleyi senin için yaptı sanıp da kendi kendine gelin güvey olma, sonra bayağı komik duruma düşersin."

Demir'in yüz ifadesi soğuktu ama Mert Öztürk'ün söylediklerini yalanlamadı.

Selin durumu anlamıştı; o tencere devrilseydi arkadaki Yasemin'in de yaralanma ihtimali çok yüksekti.

Demir onu kurtarmak için değil, Yasemin'i korurken öylesine ona da el uzatmış sayılırdı. Sadece denk gelmişti.

Selin elbette bunu kafasına takacak değildi.

O kadar kendini bilmez biri değildi.

Eren Yıldırım tek kelime etmedi ama gözlerinde belirgin bir aşağılama vardı.

Selin ortamda ne döndüğünü tam olarak kestiremese de sezgileri ona bir şeylerin yanlış olduğunu söylüyordu.

Onlarla daha fazla muhatap olmak istemeyerek arkasını dönüp gitmeye yeltendi.

Ancak bileği birdenbire sertçe kavrandı. Adamın uzun parmaklarının kemikli yapısı bilek kemiğine sürtününce Selin'in yüreği ağzına geldi. Başını çevirdiğinde Demir'in buz gibi, derin gözleriyle karşılaştı.

Adam ona bakıyordu, soğuk sesi, Selin'in en hassas yerine saplanan bir diken gibiydi.

Şöyle dedi: "Yasemin'den özür dile."

Selin sanki zorla bir yudum kezzap içirilmiş gibi hissetti; acı, yüreğini ve ciğerlerini yakıp kavuruyordu. Demir'in gözlerine soğuk bir tavırla baktı: "Gerekçesi neymiş?"

"Bunu gayet iyi bildiğini düşünüyorum."

Demir, Yasemin hakkında o çirkin lafları kendi ağzıyla tekrarlamak istemiyor gibiydi.

Yasemin'in yanlış anlamasından kaçınır gibi Selin'in bileğini tutan elini hızla çekti.

Selin de aptal değildi; durumu görünce olayların nasıl geliştiğini hemen anladı. Demir, Yasemin'in kendisiyle en ufak bir fiziksel temasa bile içerlemesinden korkuyordu.

Görünen o ki Eren Yıldırım, Ayşe'nin söylediklerini abartarak ve süsleyerek bunlara anlatmıştı.

Bu insanlar, onu buraya kasıtlı olarak tuzağa düşürüp köşeye sıkıştırmak için çağırmışlardı.

"Selin, bir hata yaptıysan kabullenmeyi bil," dedi Mert Öztürk.

"Dürüstçe kabul edersen gözümüzde bu kadar küçülmezsin en azından," dedi Eren Yıldırım masaya ritmik bir şekilde vurarak, umursamaz bir edayla lafa girdi.

"Aynen öyle, Yasemin hamile falan değil! Alnı açık, başı dik bir insan, ona böyle bir çamur atmaya hakkın yok." Mert Öztürk, Selin'in durup dururken nasıl olup da böyle bir yalanı uydurabildiğine akıl sır erdiremiyordu.

Buradakilerin hepsi, Selin'in küçük yaşta Şahin Ailesi'nden iyilik gördüğünü, onu bu aileye getirenin o kişi olduğunu biliyordu.

Mantıken...

Selin'in Demir'in bir kız kardeşi sayılması gerekirdi.

Gel gör ki bu güya kız kardeş, ahlaksızca davranıp henüz yirmi yaşına basar basmaz Demir'in koynuna girmişti.

Zorla kendine bu evliliği sağlamıştı.

Demir'i de kendisiyle birlikte bu bataklığa çekip dibe sürüklemişti.

Bu yüzden ona güleryüz gösterecek halleri yoktu!

Yasemin, Selin'e dönerek büyüklük taslarcasına konuştu: "Selin, bir rahatsızlığın varsa bunu açıkça söylemeni isterdim, böyle ucuz ve aşağılık yollara başvurmanı değil. İkimiz de kadınız, seni zor durumda bırakmak istemem. Ama herkesin önünde benden özür dilemeni istemeyi de kendime hak görüyorum."

Selin, Yasemin'in hamile olmadığı gerçeğine bayağı şaşırmıştı.

Kaşlarını hafifçe çattı ama çok geçmeden bu durumu önemsemedi.

İşin aslının ne olduğu artık umurunda bile değildi.

Kaldı ki Demir'in kısır olduğu yönündeki şöhreti düşünülürse, hamile kalmanın gerçekten de kolay olmaması normaldi.

Aşağılık insanın hafifi ağırı olmadığı gibi, boynuzlanmanın da azı çoğu olmazdı.

Selin, Yasemin'in bu yüzsüzlüğüne içinden hayret ederek ona baktı ve konuştu: "Olur."

Yasemin, Selin'in bu kadar uysal davranacağını gerçekten tahmin etmemişti.

Demir de bakışlarını aşağı kaydırıp Selin'e baktı.

Sanki o da Selin'in zaten böyle yapması gerektiğini düşünüyordu.

Fakat bir saniye sonra Selin'in dudaklarından şu sözler döküldü:

"Sosyal medyada birkaç hesap açıp Yasemin Hanım'dan herkesin huzurunda özür dileyebilirim. Kocamın amcaoğlunun nişanlısı ile kocamın oynaşmasına engel olmaya çalışmamalıydım. Benim sığlığımdı, çekememezliğimdi... Ne Yasemin Hanım gibi kuma olmaya can atabildim ne de Sayın Şahin gibi iki evliliği birden yürütmeye kalkışabildim."

Patuloy na basahin ang aklat na ito nang libre
I-scan ang code upang i-download ang App

Pinakabagong kabanata

  • Patron, Eşiniz Sadece Bebeği İstiyor   Bölüm 7

    O ölçülü kahkaha, adeta bir diken gibi saplandı Selin'in tam kalbine.Yasemin... Pelin'den tokat yediği o zavallı, rezil anı görmüştü.Üstelik onun bu hâline hiç çekinmeden gülüp geçmişti.Hatta Demir'in kendisini korumayan o buz gibi duyarsızlığına da tanık olmuştu.Selin artık Demir'i istemiyor olsa bile, evliliğini yıkan o kadının önünde böyle bir rezilliğe düşmek...Son derece utanç vericiydi.Demir, Pelin'e soğuk bir bakış attı, ardından ekrandaki Yasemin'e "Birazdan konuşuruz," diyerek görüntülü aramayı kapattı.Durgun bir kuyu gibi derin ve hareketsiz gözleri, Selin'in kızaran yanağına şöyle bir değip geçti, ardından Pelin'in yüzüne odaklandı. Ses tonu buz gibiydi: "Yenge, bu ne demek oluyor?"Demir, ilk anda Selin'in canının yanıp yanmadığını sormamıştı.Selin zaten Demir'in yüzünde kendisine karşı en ufak bir üzüntü ya da merhamet kırıntısı görmeyi beklemiyordu.Yedi yıldır adamın bu ilgisizliğine ve soğukluğuna alışmıştı.Kendi içinde bununla baş çıkmayı çoktan öğrenmişti.Pe

  • Patron, Eşiniz Sadece Bebeği İstiyor   Bölüm 6

    Demir'in yüzünde belirgin bir değişim olmadı ancak bakışları kapkara ve buz gibi bir hâl almıştı; yüzünde belli belirsiz bir hoşnutsuzlukla Selin'e bakıyordu.Eren Yıldırım da Mert Öztürk de kalakalmıştı.Selin'in bu söyledikleri fazla ağır değil miydi?Demir'in dikkatini çekmek için sinsi hesaplarla taktik mi değiştirmişti yani?Üstelik, herkesin önünde özür dilemek mi?Bu, kasıtlı olarak Yasemin'i toplum içinde rezil etmeye çalışmak değil de neydi?Yasemin'in yüzü bir anda asıldı, sanki en büyük haksızlığa kendisi uğramış gibi dudaklarını kıvırdı: "Selin, saçmalamayı kesmeyecek misin artık?"Selin, karşısındaki kadının kendinden bu kadar emin bir şekilde konuşmasına bakınca suçu başkasına atmanın ne demek olduğunu bir kez daha anlamış oldu.İnsanlar bir şeye çoktan karar vermişken kendini açıklamak ve masumiyetini kanıtlamak için zerre kadar enerji harcamak istemiyordu!Zaten boşanacaktı; böyle insanlarla uğraşmak yalnızca kendi huzurunu kaçıracaktı.Selin arkasını dönüp gitmeye yelt

  • Patron, Eşiniz Sadece Bebeği İstiyor   Bölüm 5

    Yanında oturan diğer yakın arkadaşı Mert Öztürk de gülerek sordu: "Harbi ya, ne bu suratsızlık?"Eren Yıldırım yerine oturduktan sonra tam karşısındaki Yasemin'e baktı. Kadın son derece kendinden emin ve zarifti; onlarla ilişkilerinde de her zaman ölçülü davranırdı. Hal ve hareketlerine diyecek yoktu ama gel gör ki Selin onun arkasından neler söylüyordu!"Aşağıda kimi gördüm bilin bakalım? Selin'i."Demir, arkadaşının bu sözleri üzerine o keskin ve kusursuz yüz hatlarında en ufak bir kıpırtı bile göstermedi; elini masaya koymuş, tembelce parmaklarıyla ritim tutuyordu.Karısıyla ilgili bu konuyu merak etmediği her halinden belliydi.Yasemin, Eren Yıldırım'a bir bardak çay doldurup sakince konuştu: "Aranız mı bozuldu yoksa? O alt tarafı bir kadın, onunla muhatap olup canını sıkmaya değmez."Eren Yıldırım, Yasemin'in hâlâ Selin'i savunur gibi konuşmasını görünce aralarındaki seviye farkını daha da net anladı.Sandalyesine yaslanıp omuz silkerek alaycı bir kahkaha attı: "Arkanızdan neler s

  • Patron, Eşiniz Sadece Bebeği İstiyor   Bölüm 4

    Demir'in Yasemin'in eşyalarının eve taşınmasına göz yumması, herkesin Selin'in Bayan Şahin olarak ne kadar perişan ve başarısız durumda olduğunu görmesine izin vermesi demekti.Fakat Demir'den boşanacak olsa bile...Demir, eskiden kardeşinin nişanlısı olan Yasemin'e ne kadar sabırsızlıkla resmî bir statü kazandırmak isterse istesin, resmî olarak boşanmadan önce kendisinin bu şekilde aşağılanmasına asla izin vermeyecekti!Selin ağır adımlarla içeri girdi. Son derece sakin bir tavırla çalışanlara baktı, parmağıyla içeri taşınan eşyaları birer birer göstererek konuştu: "Bu mobilyalar oldukça pahalı. Hepsini size hediye ediyorum, ikinci el satarsanız iyi para kazanırsınız. Lütfen hepsini dışarı çıkarın."İşçiler buraya para karşılığı çağrılmış insanlardı.Bu fırsatı duyunca işçiler, doğal olarak Selin'in sözünü dinlemeye razı oldular.Kaan mani olmaya fırsat bulamadı. Öfkeden deliye dönerek parmağını Selin'in burnuna salladı: "Sen kim oluyorsun da karar veriyorsun? Bunlar annemin yengeme a

  • Patron, Eşiniz Sadece Bebeği İstiyor   Bölüm 3

    Evlendikten sonra karı koca ilişkileri başlarda hiç de uyumlu değildi.Demir eve neredeyse hiç uğramazdı; ayda iki kez cinsel birliktelik yaşamaları bile lükstü.Günlük iletişimlerinden bahsetmeye gerek bile yoktu.Ancak evliliklerinin ilk yılının sonunda Demir, aile şirketinin yönetimini adım adım ele geçirmesinin temelini atmak üzere Amerika'daki şubeye gitmişti.Demir'in Amerika'ya gitmeden önceki gece, katıldığı bir davette sarhoş olmuş ve ilk kez korunmayı unutmuştu.O gece adeta çılgına dönmüştü.Selin ilk kez o zaman anlamıştı: Demek ki sarhoş olup karşısındakinin kim olduğunu tanımadığında Demir, her zamanki kadar cinsel açıdan soğuk davranmıyordu.Demir ayrıldıktan iki ay sonra Selin hamile olduğunu öğrendi.Uzun süredir adet görmüyordu; kendi kendine yaptığı test sonucunda hamile olduğunu öğrendi.Hamile olduğunu öğrenince çok şaşırmıştı.O zamanlar safça bir düşünceye kapılıp, "Eğer kendisinin kısır olduğunu düşünüyorsa, benim hamile kalmam evliliğimizdeki arayı düzeltecek b

  • Patron, Eşiniz Sadece Bebeği İstiyor   Bölüm 2

    Genç hemşire bir anda suspus oldu, yüzü baştan aşağı utanç ve mahcubiyetle kaplandı.Selin'in kocasının bu özel meselesini bu kadar soğukkanlılıkla dile getireceğini hiç tahmin etmemişti.Yine de içinden, "Herhalde doğrudur," diye düşündü.Aksi takdirde kim yedi yıllık evli olup da çocuk yapmazdı ki?Selin'e daha da acıyarak bakmaya başladı.Selin ise işin aslını anlatmadı.Asıl sebep, Demir'in ondan bir çocuk istememesiydi.Evlendikleri ilk gece, adam son derece soğuk ve mesafeli bir tavırla ona şöyle demişti: "İşim çok yoğun, bir çocukla ilgilenecek vaktim yok. Bu yüzden çocuk yapmayı düşünmüyorum. Hiç beklentiye girme, benimle bu konuyu müzakere etmeye de kalkışma."O zamanlar Selin onu anlayışla karşılamış, gerçekten çok yoğun olduğunu düşünmüştü.Fakat şimdi...Neden çocuk istemediğini az çok anlamıştı.Bir çocuk doğarsa, çok sevdiği kadının bundan rahatsız olacağından korkuyordu.Ne komiktir ki Selin, daha kısa bir süre önce aptalca bir düşünceye kapılıp Demir'e bir kızları olduğ

Higit pang Kabanata
Galugarin at basahin ang magagandang nobela
Libreng basahin ang magagandang nobela sa GoodNovel app. I-download ang mga librong gusto mo at basahin kahit saan at anumang oras.
Libreng basahin ang mga aklat sa app
I-scan ang code para mabasa sa App
DMCA.com Protection Status