Share

7.BÖLÜM

Author: Demir
Melis o adamdan söz ederken sesi şaşırtıcı derecede sakindi; öyle ki, onu dinleyen biri, genç kadının çoktan her şeyi geride bıraktığını, kaderine boyun eğip içindeki bütün fırtınaları susturduğunu sanabilirdi.

Oysa Çetin, insanın gerçekten sevdiği birini bu kadar kolay kalbinden söküp atamayacağını iyi biliyordu. Bir insan, sevdiğiyle birlikte hayallerini de toprağa gömmeden "kabullendim" diyemezdi.

Melis'in dudaklarından dökülen o sakin cümlelerin ardında, sessizce kanayan yaralar vardı. Genç kadın acısını kimseye göstermiyor, geceleri herkes uykuya çekildiğinde kendi kırıklarını yine kendi elleriyle toplamaya çalışıyordu. Kimsenin duymadığı o sessizlikte, en çok da kendi kalbiyle savaşıyordu.

Çetin daha fazla üzerine gitmedi ve konuyu değiştirdi: "Babanın ameliyat masraflarını henüz ödemediğini biliyorum. Eski bir dostun olarak, bu parayı sana borç vereyim, ileride durumun düzelince ödersin."

Melis'in gencecik bir kadın olarak para kazanmasının ne kadar zor olduğunun farkındaydı; daha önce de birkaç kez yardım elini uzatmış ama Melis hep geri çevirmişti.

Melis bu kez de başını iki yana salladı: "Gerek yok Çetin."

"Melis, babanın sağlığı her şeyden önemli. Sırf benim iyiliğimi kabul etmemek için o alçağın seni aşağılamasına izin mi vereceksin? Hiçbir şartım yok, sadece sana yardım etmek istiyorum. Ailemin durumunu biliyorsun, Sancaktarlar kadar olmasa da sıradan bir aile değiliz; bu para benim için devede kulak kalır, lütfen bunu bir yük olarak görme."

Melis, elleriyle kavradığı su bardağının üzerinden yavaşça Çetin'e baktı. Yüzü bembeyazdı, insanın içini sızlatan bir hâli vardı.

"Çetin, ne kadar iyi biri olduğunu biliyorum ama... Benim bir 'ilerim' kalmadı."

Ne bu borcu, ne de bu gönül borcunu ödemeye ömrü yetmeyecekti.

Serumun bitmek üzere olduğunu gören Melis, kararlı bir hareketle iğneyi kolundan çekip çıkardı. Kanamayı durduracak bir pamuk olmadığı için kan hızla dışarı sızdı. O ise hiç umursamadan ayağa kalkıp ceketini aldı.

"Çetin, para için endişelenme. Boşanma kağıtlarını aldığım an bana yüz milyon verecek. Babam dün ameliyat oldu, hastaneye gidip onu görmem lazım."

Melis'in kişiliği inatçıydı; tıpkı zamanında bir dahi olarak görülürken neden eğitimini bırakıp evlenmeye koştuğunu kimsenin anlayamadığı gibi. Hocası bile Çetin ile her yemek yediğinde hayıflanır, "Ne cevherdi o kız, yazık oldu, kim bilir kim kopardı o filizi," diyerek iç çekerdi.

Çetin'in onu bırakma teklifini daha ağzına almadan engelleyerek telefonunu gösterdi: "Taksi kapıda."

Çetin'in önünü tamamen kapatmıştı. Ceketine sarılıp elini kapı koluna koyduğunda, Çetin sordu: "Melis, her şeyi bırakıp onunla evlendiğin için hiç pişman oldun mu?"

Pişmanlık mı?

Adam, Gürsoy ailesini bu hâle getirmişti. Babası yaşadığı sarsıntı ve kaza yüzünden yatağa mahkûm kalmış, kendisi ise o dünya tatlısı bebeğini kaybetmişti. Pişman olmalıydı; lakin gözlerini her yumduğunda, o fırtınalı günde batan gemide kendisini suların üzerinden yukarı kaldıran adam geliyordu aklına. Okulda sadece bir kez gördüğü o beyaz gömlekli gençti o.

Gözyaşlarını zorlukla tutarak fısıldadı: "Pişman değilim."

Kapı tok bir sesle kapandı. Çetin, giden kadının arkasından bakarken kalbinde binbir türlü duygu karmaşasıyla baş başa kaldı.

Hastaneye vardığında babası Gürsoy Bey hâlâ yoğun bakımdaydı. Onu sadece uzaktan izleyebildi; sormak istediği her şey boğazında düğümlenmişti. Hafızasındaki babası nazik, ölçülü bir beyefendiydi; annesiyle boşanmadan evvel birbirlerine tek bir ağır söz söylediklerini bile duymamıştı. Füruzan gittikten sonra da bir daha evlenmemiş, işinden artan tüm vaktini kızına ayırmıştı.

Demir'in sürekli babasından bahsetmesi, asıl nefret ettiği kişinin Melis olmadığını gösteriyordu. Eskiden beraberken bir kız kardeşi olduğunu duymuştu; küçükken kaybolmuştu ve annesi bu acıyla aklını yitirip yıllarca yurt dışında tedavi görmüştü. Kaybolan o kız kardeşin babasıyla ne ilgisi olabilirdi?

Melis, babasının yakın çevresinden başlamaya karar verdi. Henüz gün ağarmadan şoförleri Ali Efendi'nin ve kâhya Veli Bey'in evlerine gitti. Garip olan şuydu ki, babasına ömür boyu hizmet etmiş bu insanlar ya esrarengiz bir kazaya kurban gitmiş ya da yurt dışına kaçmışlardı; hiçbirine ulaşılamıyordu.Gerçeği bilen tek kişi olan babası hâlâ komadaydı. Melis, adeta kapana kısılmış gibi ne yapacağını bilemeden, uykusuzca geceyi sabaha bağladı.

Olayların bu noktaya varması tesadüf olamazdı; birileri belli ki izleri süpürüyordu. Gürsoy ailesi tarafında bir iz bulamayınca, Melis hemen rotayı Demir'in şoförü Serkan ve asistanı Emre'ye çevirdi. Saatini kontrol etti; henüz yediydi. Bu saatte Demir'i almaya gidiyor olmalıydılar. Emre'in numarasını tuşladı.

Neyse ki telefon birkaç çalıştan sonra açıldı. Emre, her zamanki gibi kibarlığını koruyarak "Hanımefendi," diye karşıladı onu.

Melis, bu uzun zamandır duymadığı hitap karşısında içindeki burukluğu bastırarak konuştu: "Emre, Demir ile boşanmak için sözleştik. Beni de yoldan alıp beraber geçebilir miyiz?"

Karşı taraf sessiz kaldı; onlar da Demir gibi beklenmedik durumlardan hoşlanmazlardı. Melis hemen ekledi: "Yanlış anlamayın, başka bir niyetim yok. Sadece bugün bir aksilik çıkıp da boşanma işinin gecikmesinden korkuyorum. Babamın hastane masrafları henüz kapanmadı, ben..."

İnsani olarak Emre ve Serkan ile arası hep iyi olmuştu, onlara hiçbir zaman kötü davranmamıştı. Bu yüzden Melis biraz mahzun bir tavır takınınca Emre kabul etti: "Neredesiniz hanımefendi? Hemen geliyorum."

Melis, onlara en yakın olan ve Sena'nın yaşadığı yer olan Lale Bahçesi konutlarına giden yol üzerindeki bir adresi verdi. Kabul etmek istemese de, Demir'in orada defalarca gecelediği basına yansımıştı; ayrı kaldıkları aylarda adamın orada olduğu kesindi.

"Kusura bakmayın hanımefendi, Sahil Yolu civarındayız, yaklaşık yirmi dakika beklemeniz gerekecek."

"Tamam," dedi Melis, şaşırmıştı. Sahil Yolu mu?

Burası Sancaktar köşkünün yakınındaki yoldu. Beraber yaşamıyorlar mıydı? Melis bu düşünceyi hemen kafasından attı; birlikte olup olmamaları artık onu ilgilendirmiyordu.

Serkan arabayı çabuk getirdi. Emre, her zamanki hürmetiyle kapıyı açtı: "Beklettik, kusura bakmayın hanımefendi."

Melis başıyla selam verip bindi: "Çok beklemedim."

Emre'nin ağırbaşlılığının aksine Serkan daha neşeliydi: "Bu soğukta neden bu kadar erken kalktınız hanımefendi? Daha horozlar bile ötmedi."

Emre ona ters bir bakış atınca Serkan hemen sustu. Melis, arabanın içindeki o hüzünlü havayı biraz daha derinleştirerek yavaşça söze girdi: "Eskiden onun bir anda değişmesinin sebebinin sadece Sena olduğunu sanırdım. Ama şimdi bunun sadece bir kadın meselesi olmadığını anlıyorum. Siz hep yanındasınız, kız kardeşi hakkında bir şeyler biliyor olmalısınız."

Cııııızzt!

Araba ani bir frenle sarsıldı. Serkan ellerini direksiyondan çekip hemen el kol hareketi yaptı: "Hanımefendi, böyle şeyler konuşulmaz, uğursuzluk getirmeyin."

Emre ise sakin bir sesle cevap verdi: "Hanımefendi, bilirsiniz ki Demir Bey'in özel işlerini asla sormaya cesaret edemeyiz. Bilsek bile size söylemeye yetkimiz yok, lütfen anlayış gösterin."

Melis elleriyle yüzünü kapattı, gözyaşları parmaklarının arasından süzülüyordu: "Sizi zor durumda bırakacağımı biliyorum ama artık çıkmazdayım. Demir anlatmıyor, babam ameliyat oldu ve hâlâ uyanmadı. Gürsoy ailesi bitti, tüm izler silindi. Ölsem bile neden öldüğümü bilmek istiyorum; her gün bu işkenceyi çekmektense gerçeği öğrenip ölmek daha iyidir."

"Hanımefendi... Küçük hanım meselesi Demir Bey'in en hassas noktasıdır, biz de pek bir şey bilmiyoruz."

Emre, Melis'in daha fazla yalvaracağını sezmiş gibi bir kağıda bir adres karaladı: "Hanımefendi, eski günlerin hatırına size sadece bu kadar yardım edebilirim."

Continue to read this book for free
Scan code to download App

Latest chapter

  • Yitirilen Ruhun Gölgesinde: Geç Kaldın Demir   30.BÖLÜM

    Melis'in incecik bileği, Demir'in pençeleri arasında dalında titreyen bir yaprak gibi savunmasızdı; Demir tek bir hamlesiyle onu dalından koparıp unufak edebilecek bir fırtına gibi üzerine devrildi. Kadının korku ve çaresizlik dolu yüzü, adamın zifiri karanlık gözlerine yansıyordu; Melis'in direnmesi, Demir'in kalbindeki son öfke kıvılcımını da alevlendirdi. Melis'in kalbi yerinden çıkacakmış gibi çarpıyordu; korku ve öfkeyle haykırdı: "Başkalarına dokunduğun ellerinle bana dokunma, çek o kirli ellerini üzerimden!"Bir sonraki an Demir, Melis'in dudaklarına kapanarak söyleyeceği tüm sözleri boğazına dizdi. Melis fal taşı gibi açılmış gözleriyle, adamın kontrolünden kurtulmak için çılgınca başını sallıyordu. Demir, elini kadının boynunun arkasından geçirip başını sıkıca kavradı ve onu bu cezalandırıcı öpücüklere boyun eğmeye zorladı.Ağzına dolan o sert ve keskin nefesle birlikte Melis, bu dudakların Sena'yı da öpmüş olabileceği düşüncesiyle sarsıldı; midesi fena halde bulandı. Nereden

  • Yitirilen Ruhun Gölgesinde: Geç Kaldın Demir   29.BÖLÜM

    Sanki yıllardır azgın sulara karşı dimdik duran ama artık çökmek üzere olan devasa bir baraj gibiydi. Hiç yıkılmayacağı sanılan o barajda aniden bir çatlak oluşmuştu; baraj pes ettiği anda sular her yeri kaplamış, taşları sürükleyip parçalamıştı.Vazgeçmek, tutunmaktan her zaman daha kolaydı. Barajın sular altında kaldığı o an, kimse onun ne kadar süre direndiğini, ne kadar zorlandığını bilmezdi. İnandığı değerlerden vazgeçmesi için ne kadar çok acı çekmiş olması gerektiğini kimse tahmin edemezdi.Melis haklıydı; intikam almanın yanı sıra Demir'in bir an önce boşanmak istemesinin bir sebebi de oğlunu kendi nüfusuna geçirmek istemesiydi. Ancak bir yıldır süren bu çekişmede Melis'in tamamen vazgeçtiği şu an, Demir beklediği kadar mutlu olmadığını fark etti."Seni bırakacağımı mı sanıyorsun? Rüyanda görürsün! Bugünden itibaren bu konakta kalacaksın. Bu hayatta benim eşimsin, ölünce de ancak benim cenazem olursun."Melis'in gözyaşları adamın yüzüne damladı, Demir'in kalbi de sanki o nemle

  • Yitirilen Ruhun Gölgesinde: Geç Kaldın Demir   28.BÖLÜM

    Melis yere düşmedi; tam yere yığılacağı anda bir çift el onu son anda kavrayıp tuttu. Onu tutan kişi Demir değil, Serkandı. Melis başını kaldırdığında Demir'in az ötede durduğunu gördü; Demir, onun yere yığılışını buz gibi bakışlarla izliyordu. Bakışlarında en ufak bir endişe yoktu, sadece derin bir umursamazlık seziliyordu. Haklıydı; onun gözünde hiç kimse durup dururken dengesini kaybedip düşmezdi, Melis'in yine oyun oynadığını düşündüğünden emindi. Demir'in kalbinde Melis'e karşı nefretten başka bir şey kalmamıştı, neden endişelensin ki?Serkan ise endişeyle sordu: "Hanımefendi, iyi misiniz?""İyiyim, sadece şekerim düştü." Melis, kendine acıyan bir gülümsemeyle yanıt verdi ve Demir'in arkasından yürümeye başladı.Kar bütün gece yağmıştı ve konağın bahçesi tamamen karla kaplıydı. Hizmetçiler ortalıkta görünmüyordu, bahçedeki karları temizleyen kimse de olmamıştı. Bu kısa mesafeyi yürümek bile Melis'i nefes nefese bırakmıştı.Rüzgâra ve kara karşı koyarak ısınmak için odaya girdi. K

  • Yitirilen Ruhun Gölgesinde: Geç Kaldın Demir   27.BÖLÜM

    Çok geçmeden bu durum kanıtlandı. Araba kavşağı döndüğünde Melis'in gözü karşı şeritteki uzun kuyruğa takıldı. Kuyruğun en başında, bariyerlere çarpmış bir Porsche duruyordu. Bu Çetin'in arabası değil miydi?Onu bıraktıktan hemen sonra kaza yapmıştı. Melis'in beti benzi attı, bağırmaya başladı: "Durun!"Koruma Ahmet bu saatten sonra duracak kadar aptal değildi; sağır taklidi yaparak yola devam etti. Melis zorla kapıyı açmaya çalışınca Demir onu sertçe bileğinden tutup kendine doğru çekti; Melis onun kucağına düştü.Adamın ağır ağır konuştuğunu duydu: "Ne o? Canın mı yandı?""Sen çıldırdın mı? Çetin Bey sadece aynı okuldan mezun olduğumuz için hastanede babamla ilgileniyor, aramızda hiçbir şey yok! Neden böyle bir şey yaptın?"Demir, serin parmak uçlarını Melis'in yüzünde gezdirerek o soğuk sesiyle mırıldandı: "Çünkü... sen ne kadar üzülürsen ben o kadar mutlu olurum."Melis, varını yoğunu harcamış bir hâlde onun gömleğine tutundu; öfke doluydu ama gücü tükenmişti. Kendini zorlayarak fı

  • Yitirilen Ruhun Gölgesinde: Geç Kaldın Demir   26.BÖLÜM

    Melis başını kaldırdı, gözlerinde alaycı bir gülümseme belirdi: "Demir Bey, bu gerçekten dahiyane bir soru. Boşanmayı isteyen zaten sen değil miydin?"Demir onun sözlerini duymazdan gelerek, beraberinde getirdiği o buz gibi havayla Melis'e iyice sokuldu. "Bu birkaç gündür onunla mıydın?"Bu kadar yakın mesafeden Melis, onun gür siyah kirpiklerinin altındaki gözlerin öfkeyle parladığını, göz aklarının kan çanağına döndüğünü ve tüm yüzüne vahşi bir ifadenin hâkim olduğunu net bir şekilde görebiliyordu.Melis durumu hemen inkâr etti: "Hayır, bu havada taksi bulmak kolay değil. Çetin Bey sadece yolunun üzeri olduğu için beni bıraktı."Demir'in ince dudaklarında küçümseyici bir gülüş kıvrıldı: "Melis, yalan söylerken gözlerini yukarı kaçırırsın. Bu huyun hâlâ değişmemiş. Bir yıldır direndikten sonra aniden pes etmen, ağır hasta babanı bırakıp ortadan kaybolman... Hepsi o adam için miydi?"Melis açıklama yapmak istemiyordu; onun gibi zeki bir adama yalan uydurmak, sadece zekasına hakaret etm

  • Yitirilen Ruhun Gölgesinde: Geç Kaldın Demir   25.BÖLÜM

    Bu görüntüleri görmeden önce babasının dürüst bir beyefendi olduğundan adı gibi emindi; şimdiyse o "Beyefendi" sıfatının yanına büyük bir soru işareti koymaktan kendini alamıyordu.Uçuşan karlar tüm şehri esir almış, yeryüzündeki her şeyi beyaza boyamıştı; oysa Melis, bu beyazlığın altında çok daha derin bir karanlığın saklı olduğunu biliyordu.Araba yol kenarında durdu; Çetin nazikçe inip Melis'in kapısını açtı. Melis'in durumu üç gün öncesine göre sadece bir parça daha iyiydi; vücudu hâlâ çok bitkindi ve Çetin'in gözünde bir porselen bebekten farkı yoktu."Dikkatli ol, yavaş hareket et. Kar yolları kayganlaştırmış, sakın düşme."Melis minnetle gülümsedi: "Çetin Bey, çok endişeleniyorsun. Dikkatli olacağım; şu dünyada yaşama tutunmayı herkesten çok ben istiyorum."Gerçeği ortaya çıkarmadan ölmemeye kararlıydı. Çetin'in destek veren elini bıraktı ve arkasını döner dönmez karşıdaki siyah arabanın içindeki adamla göz göze geldi.Demir'in bakışları, Çetin'in az önce Melis'i tuttuğu eline

More Chapters
Explore and read good novels for free
Free access to a vast number of good novels on GoodNovel app. Download the books you like and read anywhere & anytime.
Read books for free on the app
SCAN CODE TO READ ON APP
DMCA.com Protection Status