Avril'in Bakış AçısıHavaalanındaki uçuş panosunun önünde üç dakika boyunca dikildim. Önceden hazırladığım sahte kimliği sımsıkı tutuyordum.Henüz kalkmamış olan bir sonraki uluslararası uçuş... New Orleans.Pekâlâ. O uçuşa binecektim.Pasaportumu kontuardaki kadına uzattım ve tek yön bir bilet aldım.New Orleans'ın havası nemliydi, tatlı bir kokusu vardı.Fransız Mahallesi'nin taş döşeli sokakları, beignet adı verilen hamur tatlılarının üzerine serpilen pudra şekeri kokuyordu. Köşedeki bir bardan saksofonun ağır, dingin melodisi yükseliyordu.Üzerime bol bir pamuklu elbise geçirip hasır şapkamı taktım ve Bourbon Caddesi boyunca ağır ağır yürüdüm.Öğle yemeği için küçük, eski tarz bir lokanta buldum. Kocaman bir kâse gumbo çorbası, kerevit ve yanında buz gibi bir bardak limonata söyledim.Yemeğin acısından gözlerim yaşardı ama bir anda gülümsediğimi fark ettim.En son ne zaman tek başıma oturup huzur içinde bir öğün yemek yemiştim, hatırlamıyordum.Artık onu beklemek, telefonlarına cev
続きを読む