Share

Bölüm 3

Author: Anonymous
Bay Specter'a istifamı verdikten sonra eşyalarımı toplamak için masama döndüm.

Yerimi devralacak olan Judy, sanki benden ayrılmaya hazır değilmiş gibi bana baktı.

"Reiny, ciddi misin? Gidiyor musun? Şimdi o ikisinin birbirine sulanmasını izlemek bana mı kaldı!"

Owen ile Vanessa'yı işaret etti.

Owen, Vanessa'ya hafiften ahkâm kesiyormuş gibi görünüyordu ama cebinden adeta sihirbazlık numarası yaparcasına lüks bir bilezik çıkarınca aradaki gerginlik bir anda eriyip gitti. Vanessa'nın gözleri parladı, sanki doğum günüymüş gibi bilekliği hemen taktı.

Sonra beni gördü.

Ve paniğe kapıldı.

"Bayan Reinsdorf! Yemin ederim, Owen'la aramızda hiçbir şey yok! Bu sadece bir bilezik!"

Bütün gözler bize çevrildi.

Owen'la beş yıldır birlikteydim ve bana bir kere bile gerçek anlamda güzel bir şey almamıştı. Buradaki herkes de tıpkı Owen gibi benim nereden geldiği belli olmayan ve lüksten anlamayan saf bir kız olduğumu sanıyordu.

Bana acıyarak bakmaları tokat gibi geldi.

Judy bile köpürmüştü. "Hâlâ onunla çıkıyorsun, bir de gözünün içine baka baka seni aptal yerine koyuyorlar!"

Elini hafifçe sıktım ve başımı salladım. Sakin ol.

Sonra Vanessa'ya baktım.

"Çok güzel bir bileklik. Sana yakışmış."

Gözlerini kırpıştırdı, belli ki bir kıyamet kopmasını bekliyordu. "Bayan Reinsdorf, gerçekten, sıradan bir bileklik. Lütfen üzülmeyin."

Üzülmek mi? Hiç alakası yok. Caverton'da bunun gibi bilekliklerden evde bir sürü vardı.

Owen kaşlarını çatarak ayağa kalktı. "Reiny, saçmalamayı kes."

İç çektim ve başımı salladım. "Kızgın değilim. Siz de artık hakkımda hikâye uydurmayı bırakın."

Sakin görünüyordum ama Owen şaşırmış gibiydi, sonra gözlerini devirdi. "Öyle olsa iyi olur."

Yerine oturup Vanessa'yı da yanına çekti.

Judy yaklaşıp fısıldadı. "Böyle geçiştirecek misin yani?"

Omuz silkip dosyaları karıştırmaya başladım. "Evet. Bana kalırsa aramızdaki her şey çoktan bitti."

Başarısızlıkla sonuçlanan elli iki düğün girişiminin ardından artık tamamen bıkmıştım.

***

İş çıkışı Owen gerçekten de eşyalarımı toplamama yardım etmeye geldi.

"Lunaire'de saat sekize yer ayırttım. Hadi gidelim."

Sonra bileğimdeki boşluğu fark etti ve olduğu yerde donakaldı. "Sana verdiğim bileklik nerede?"

"Kırılmasın diye evde bıraktım."

Gerginliği üzerinden atıp hafifçe gülümsedi. "Her gün takardın, neden takmayı bıraktın ki?"

Henüz bir yalan bile uyduramamıştım ki Vanessa neşeyle yanımıza geldi.

"Owen, ben hazırım!"

Owen hemen ona döndü ve odadaki tek kişi oymuş gibi başını salladı.

"Arabada bekle."

Doğruca ön koltuğa yöneldi.

Beş yıl boyunca o koltuğa bir kere bile oturmamıştım. Owen hep o koltuğun müstakbel karısı için olduğunu söyler, evlenene kadar oraya oturmamamı isterdi.

Vanessa bana küçümseyen bir bakış attı. Ben sadece başımı eğip sessiz kaldım.

Artık canımı yakmıyordu zaten.

Lunaire'de aynı tarafa yan yana oturup bana bakmadan sipariş verdiler.

Umurumda değildi. Elimi yanağıma dayayıp pencereden dışarı baktım.

Yarından sonra hiçbirinin önemi kalmayacaktı zaten.

Yemekler gelince Owen küçük bir tabak karides soyup önüme itti. "Buranın karidesi güzeldir."

Başımı kaldırdığımda onun yumuşak gülümsemesini yakaladım.

Böyle bir anda beni hatırlıyor olması hiç beklediğim bir şey değildi.

Sonra Vanessa araya girdi. "Burayı ben seçtim! Geçen sefer tam üç tabak yemişti!"

Owen'ın yüzü kızardı. "Bunu nişanlımın önünde neden söylüyorsun ki..."

Kıkırdayıp sanki birden varlığımı hatırlamış gibi bana baktı. "Aa, pardon Bayan Reinsdorf. Onun imajını bozmak istememiştim."

Birlikte güldüler. Tam gözümün önünde…

Karideslere baktım. Bir anda hiçbir tatları kalmamıştı.

Zorla bir tane yuttum, sonra tabağı itip önümden uzaklaştırdım.

"Bana göre değilmiş. Siz bitirin."

Bu ikisini bir anlığına susturdu. Owen temkinli bir sesle sordu, "Canın mı sıkkın?"

Başımı salladım. "Yok. Sadece fazla balık kokuyor. Alışık değilim."

Tıpkı ikiniz gibi, leş gibi kokuyor.

Yemekten sonra Owen, sarhoş olup kendisine sarılan Vanessa'yı evine bıraktı.

Arkalarından kapıyı kapatan bendim.

Sonra havaalanına gitmek için taksi çağırdım.

Bu arada Owen hâlâ bir sonraki düğünümüz hakkında mesaj yağdırıyordu. Muhtemelen vicdan azabı çekiyordu. Neyse.

Owen: 'Merak etme. Bu sefer gerçekleşecek. Hiçbir şey önümüze geçemeyecek!'

Ben: 'Tamam.'

Ama ben gerçeği çoktan biliyordum. Bu da diğerleri gibi mahvolacaktı.

Tam uçağa binmeden önce bir mesaj daha geldi:

Owen: 'Vanessa'nın midesi içkiden dolayı bozuldu. Bu gece eve gelmiyorum. Kendine iyi bak.'

Gerçekten güldüm. Soğuk ve sessiz bir kahkahaydı.

Zaten bekliyordum bunu.

Ben: 'Sorun değil. Onda kal. Ben zaten taşındım. Bundan sonra aramızda hiçbir şey yok. Owen, sonsuza dek elveda…'

Hemen ardından onu engelledim. Bütün yazışmaları sildim.

Uçakta, uzaklarda ışıl ışıl parlayan Ainsley'i seyrettim.

Owen ise muhtemelen hâlâ orada, şaşkın bir şekilde ekrana bakıyordu.
Patuloy na basahin ang aklat na ito nang libre
I-scan ang code upang i-download ang App

Pinakabagong kabanata

  • Beni 52 Kez Ekti   Bölüm 9

    O olayın ardından bürodaki herkese artık kimseyle görüşmeyeceğimi söyledim.Ne randevu, ne kaçamak ilişkiler, ne de beni tavlamaya çalışan erkekler... Artık bütün enerjimi kariyerime verecektim.Owen'a gelince... Ortadan kayboldu. Muhtemelen sürüne sürüne Ainsley'e geri döndü.Bu arada ben kendimi işe verdim. Dava üstüne dava aladım, hepsini ezip geçtim. Hukuk çevrelerinde adım anılmaya başladı.Sonra bir gün, bir iş arkadaşım şirketin ortaklarıyla —yani annemle ve babamla— akraba olduğumu kazara öğrendi.İçimden "şimdi torpil dedikoduları başlar" diye geçirdim.Oysa herkes gülmeye başladı."Ee, tabii böyle canavar gibi olman normal. Patronların kanını taşıyorsun!""Ancak böyle yıldız gibi ebeveynler bu kadar iyi birini yetiştirebilirdi!"Ve o an içimdeki gerginlik dağıldı.Övgülerini duyunca, farkında olmadan tuttuğum nefesi bıraktım.Evet. Bunu hak etmiştim.Biriken izin günlerimi kullanmaya ve yollara düşmeye başladım.Yazın seniz kenarındaydım, güneşin tadını çıkarıyor

  • Beni 52 Kez Ekti   Bölüm 8

    Owen'ın sonunda Caverton'dan çekip gittiğini sanmıştım.Ama hayır. Adam, bana oyun oynamak için kendi iş arkadaşlarımdan bazılarını bile yanına çekmişti. Üstelik gerçekten sevdiğim insanlardı bunlar.Çimenliğe adım attığımda gördüklerim karşısında donakaldım.Hafta sonuydu ve Owen'ı görmek tüm keyfimi kaçırmaya yetmişti.İlk düğünümüzü baştan yaratmıştı. Aynı düzen, onun için özel olarak diktirdiğim damatlık... Ve karşımda, aptal gibi sırıtıyordu."Reiny Reinsdorf, benimle evlenir misin?"İş arkadaşlarım çılgına döndü."Kabul et! Kabul et!"Kan beynime sıçradı.Günlerce peşimde dolaşıp dram yarattıktan sonra, bunun işe yarayacağını nasıl düşünebilirdi?Gözleri parlıyordu, sanki gerçekten bunun masalsı bir son olacağına inanıyor gibiydi."Taklit bir düğünün olanları düzelteceğini mi sanıyorsun gerçekten?"Çılgına döndüm. Herkesin gözü önünde yüzüne sert bir tokat attım.Sessizlik. Yalnızca müzik çalmaya devam ediyordu. Yakınlardaki biri mırıldandı: "Erkek arkadaşın olduğu

  • Beni 52 Kez Ekti   Bölüm 7

    Owen tek kelime etmedi. Bilekliği, sanki bu her şeyi düzeltecekmiş gibi elime sıkıştırdı."Al şunu. En sevdiğin şeydi. Bunun başka bir anlamı yok. Sadece yüzünü güldürmesini umuyorum." Gözlerimi o aptal şeyden ayırmadan sert ve soğuk bir kahkaha attım. "Evet, artık umurumda bile değil."Sonra doğrudan çöpe fırlattım. Dibe çarptığında kırılma sesi geldi. Sanki o da artık her şeyin bittiğini biliyordu.Gözleri faltaşı gibi açıldı. Ağzı aralandı ama tek kelime edemedi."Ona değer veriyordum çünkü seni seviyordum. Bana verdiğin her şey eskiden benim için önemliydi. Peki şimdi? Yüzüne bile bakamıyorum. Beni tiksindiriyorsun."Gözleri kızardı. Sanki gözyaşlarını saklayabilirmiş gibi bir gözünü ovuşturdu.Onu ilk kez ağlarken görüyordum.Bense yeterince ağlamıştım.İlk davasından sonra saldırıya uğradığında...Sonunda Ainsley'de o daireyi aldığında…İlk düğünümüzde…Bir de beni ilk kez Vanessa için ektiğinde... Evet, sanki dünyanın sonu gelmiş gibi ağlamıştım.Bir zamanlar beni

  • Beni 52 Kez Ekti   Bölüm 6

    Caverton'a döndüğümde hava çoktan kararmıştı.Her zamanki gibi erkenden yatan annemle babam, gelen yolcu kapısının önünde durmuş, yüzleri tek tek inceliyorlardı. Onları görür görmez, sesim titreyerek kendimi kollarına attım."Anne, baba..."Babam saçlarımı karıştırıp geniş bir gülümsemeyle, "Eve döndün ya, önemli olan bu." dedi.Ev hiç değişmemişti. İki gün dinlendikten sonra, ailemin kurduğu hukuk bürosunda işe koyuldum.Durumu gizli tutmuşlardı; kimse onların kızı olduğumu bilmiyordu. Sıradan bir acemi gibi her şeyi baştan yaşamam, deneme süresinden geçmem gerekiyordu.Ama açıkçası kendimi daha hafif, daha özgür hissediyordum.Bundan böyle kendim için çalışacaktım.Ainsley'de başarılı olabildiysem burada da olabilirdim.***Üç ay sonra deneme süresini geçtim. Annemle babam evde küçük bir ziyafet verdi."Kızımın başaracağını biliyordum!"Onların bürosunda deneme süresini geçmek hiç de kolay bir iş değildi.Annem tam masayı kurmaya başlamışken kapı zili çaldı.Hiç düşünme

  • Beni 52 Kez Ekti   Bölüm 5

    Bay Specter ofisi kapatmak üzereydi ki Owen nefes nefese yanına koştu. "Reiny işi mi bıraktı?"Bay Specter gözlerini kırpıştırdı. "Bilmiyor muydun? Az önce geldi, istifa etmekte ısrar etti. Seninle ilgisi olmadığını, sana daha sonra açıklayacağını söyledi."Owen donup kaldı.Reiny'nin kendisiyle konuşmaya çalıştığı anlar zihninde art arda canlandı. Ama her seferinde Vanessa onu çekip götürmüştü. Hatta o gün daha erken saatlerde Vanessa'yı savunmuştu bile.Reiny'e bir şey söylemesi için hiçbir zaman gerçekten fırsat vermemişti. Gözü sadece Vanessa'yı görüyordu.Bay Specter'ın omuzlarını kavrayıp gözleri telaşlı bir şekilde sordu: "Nereye gittiğini biliyor musunuz?"Bay Specter hiç istifini bozmadı. Onu öylece savuşturdu. "Artık benim çalışanım değil. Kendin ara."Elinde hiçbir ipucu kalmayan Owen bir sandalyeye çöktü.Öylece oturup kaldı.Ona sonsuzluk gibi gelen bir süre boyunca…Anılar yavaş yavaş zihnine doldu.Reiny ile beş yıl önce, hukuk fakültesinin kapısında tanışmı

  • Beni 52 Kez Ekti   Bölüm 4

    Vanessa'nın sarhoşluğu çoktan geçmişti. Odada tek bir lamba yanıyordu.Üzerinde minicik bir gecelikle ellerini Owen'ın göğsünde gezdirdi. "Owen..."Owen onu itti. "Yapma."Vanessa olduğu yerde dondu kaldı.Owen'ın telefonunda aynı mesaj durmadan tekrarlanıyordu:'Aradığınız numaraya şu anda ulaşılamıyor...'Kaç kez aradığını artık sayamıyordu. Reiny bir türlü cevap vermiyordu.Owen ayağa fırlayarak söylendi: "Hayır. Sadece kızgın. Ciddi olamaz. Eve gideyim, kesin hallederim."Owen ayakkabılarını kapıp dışarı fırladı, Vanessa arkasından bağırsa da duymazdan geldi.Eve dönene kadar kırmızı ışıklarda durmadı.Kapıyı açtığı anda karşısına zifiri karanlık çıktı.Reiny karanlıktan nefret ederdi. Owen evde olmadığında bile bir lambayı açık bırakırdı.Göğsü sıkıştı. "Reiny?" diye seslendi sessizliğe.Sessizlik.Tık.Düğmeye bastı. Oda bomboştu.Reiny gitmişti. Gerçekten, tamamen gitmişti.Sinirleri iyice gerilmiş hâlde, hâlâ içinde bir umut kırıntısı taşıyarak yatak odasına do

Higit pang Kabanata
Galugarin at basahin ang magagandang nobela
Libreng basahin ang magagandang nobela sa GoodNovel app. I-download ang mga librong gusto mo at basahin kahit saan at anumang oras.
Libreng basahin ang mga aklat sa app
I-scan ang code para mabasa sa App
DMCA.com Protection Status