Share

Bölüm 2

Author: Anonymous
Sonunda annemle babam beni teselli etmek için yanımda kaldı.

"Bizimle beraber Caverton'a dönsene?"

Daha önce de sormuşlardı.

Koltuğuma yığılıp umutla bana bakan gözlerine baktım.

Caverton… Başkent. Civardaki en büyük hukuk firmasının bulunduğu yerdi. Ailemin hukuk bürosunun. Ben de onlar yüzünden avukat olmuştum.

Mezun olur olmaz orada işe başlayacaktım. Ama yüksek lisansta Owen'la tanıştım ve onun peşinden Ainsley'e gittim.

O, küçücük bir kasabadan geliyordu. Birinin kendisinden daha fazlasına sahip olduğundan söz edilmesinden nefret ederdi. Bu yüzden ben de kendi geçmişimden pek bahsetmedim. Beş yıl boyunca beni de kendisi gibi taşralı bir kız sanmıştı.

Yani geçtiğimiz beş yıl boyunca ona gerçeği hiç söylemedim. Onun gözünde ben de kendisi gibi küçük bir kasabadan gelen sıradan bir kızdım.

Bu beş yıl içinde mesleğe yeni başlamış bir avukattan, ortaklığa aday gösterilebilecek birine dönüştüm. Üç yıl üst üste hukuk bürosunun prim rekorlarını altüst ettik. Herkes bize altın çift diyordu.

Bir gün gerçeği öğrenince sorun etmeyeceğini düşünmüştüm. Ama o an hiç gelmedi.

İçimi çektim.

Artık bunun bir anlamı yok.

"Tamam. Geliyorum."

Annemle babamın yüzü aydınlandı. Annem elimi sıktı. "Aferin kızıma. Uçak biletini hemen ayarlarız. Burada kalıp acı çekmene izin vermeyeceğiz."

Onları yerleştirdikten sonra eve döndüm.

Her zamanki gibi soğuk, her zamanki gibi bomboştu.

Aceleyle biraz makarna hazırladım, sosyal medyayı açtım ve karşıma Vanessa'nın son paylaşımı çıktı.

Dar bir spor kıyafetiyle, Owen'a sokulmuş halde poz vermişti.

'Neredeyse damat olacak adamı kapıp benimle maç yapmaya sürükledim. Biraz suratsızdı ama evimde akşam yemeği yiyeceğine söz verdim, hihi.'

Midem bulandı.

Bu gece eve dönmeyecek. Yine aynı hikâye…

İyi ki resmi nikâh kıymamışız. Gururumun kırılmasından bıkmıştım artık.

***

Ertesi sabah, çantamı aldım ve istifamı sunmak üzere büroya gittim.

Patronum Bay Specter, kabul etmeye hiç yanaşmadı. Geçmiş performansımı öne sürerek fikrimi değiştirmem için epey uğraştı.

Biz konuşurken, Owen elinde birkaç dosyayla içeri daldı.

Görür görmez fark ettim. Boynunda bir öpücük izi vardı. Üzerine meyveli bir parfüm sinmişti. Sanki az önce başka birinin yatağından kalkıp gelmiş gibiydi.

İşin garibi, eskiden ben boynunda iz bıraktığımda bundan nefret ederdi. Profesyonellikten uzak göründüğünü söylerdi.

Bu yüzden hiç iz bırakmamıştım. En tutkulu anlarımızda bile, tırnaklarımı onun vücudu yerine çarşaflara geçirirdim.

Demek ki mesele iz bırakmak değilmiş. Asıl mesele izin kimden geldiğiymiş.

Bay Specter inleyerek başını tuttu."Tam da zamanında geldin. Git kız arkadaşınla konuş. İstifa ediyormuş. Kavga falan mı ettiniz?"

"Onunla ilgisi yok." dedim.

"İstifa mı ediyorsun?" diye araya girdi Owen, sözümü keserek.

Gözleri bana kaydı, çenesi kasıldı.

"Biliyordum." dedi. "Dünkü düğünün iptal edilmesine hâlâ kızgınsın, değil mi?"

Bay Specter bize alan açmak için dışarı çıktı.

Kapı kapanır kapanmaz, Owen bana doğru yaklaştı.

"Sana söyledim, Vanessa bacağını incitti. Bu yüzden düğünü iptal ettim. Neden bu kadar sıkıntı çıkarıyorsun?"

Ses tonumu korudum. "Kızgın değilim. Sadece yorgunum. Biraz ara vermem gerekiyor."

Kollarını kavuşturup kaşlarını çattı. "O zaman izin al. Böyle istifa etmen, Vanessa'yla bir sorunun varmış gibi gösteriyor. Onun gibi genç bir kız hakkında insanlar dedikodu yapmaya başlarsa burada nasıl tutunacak?"

Unutmuştu.

Bütün yıllık izinlerimi, onun yarıda bıraktığı düğünler yüzünden tüketmiştim.

Ama tabii, zavallı Vanessa'yı düşünmek daha önemliydi.

Bu düşünce içimde kocaman bir boşluk bıraktı.

Gözlerim boynundaki ize kaydı. Tek kelime etmedim.

Baktığımı fark edip hemen üzerini kapattı. "Sivrisinek ısırığı. Yanlış anlama."

Garipti. Kavga bile etmiyorduk; sadece bahaneler vardı.

Özensiz bahaneler… Eskiden inandığım türden…

Başımı salladım, sessiz kaldım.

Owen bir nefes verip sırıttı, kolunu omzuma attı. "İşte böyle. İyi bir avukat nasıl affedeceğini bilir. Bunun için istifa etme, tamam mı? Telafi ederim, bu akşam Lunaire'de yemek yeriz."

Tek kelime etmedim. Sessizliğimi kabul ettiğim şeklinde yorumladı.

Vedalaşıp işi temiz bitirmeyi düşünüyordum. Şimdi mi? Caverton'dan bahsetmek bile içimden gelmiyordu.

"Owen!" Vanessa sanki kendi eviymiş gibi içeri daldı.

Owen irkildi ve kolunu omzumdan çekti.

Vanessa sahte bir kahkaha attı. "Randevunuzu böldüğüm için üzgünüm ama gerçekten yardıma ihtiyacım var. Bu davada kafam karıştı."

Bana bakmadan yanına gitti, dosyayı aldı ve hangi kısmı anlamadığını sormak için eğildi.

Kadın ona iyice sokuldu. Ben orada yokmuşum gibi fısıldaştılar, kendi küçük dünyalarına kapanmışlardı.

Ardından Vanessa kolunu Owen'ın koluna doladı ve onunla birlikte kasıla kasıla dışarı çıktı. Kapı kapanmadan hemen önce dönüp bana kendinden emin bir gülümseme attı, sonra kapıyı sertçe çekip kapattı.

Güm!

Boş ofis sessizliğe gömüldü.

Ve ardından... Çat!

Bilekliğim bir anda koptu ve yere düşerek paramparça oldu.

Hiç haber vermeden…

Bu, birinci yıl dönümümüzde Owen'ın bana aldığı hediyeydi. Bilekliğin birbirimize ne kadar yakıştığımızı ve aramızdaki bağın asla kopmayacağını simgelediğini söylemişti.

Bir süre öylece baktım, sonra içimi yakan acıyı görmezden gelerek sessizce parçaları topladım. Bileklik ile birlikte aramızda kalan son şeyleri de doğrudan çöpe attım.
Continue to read this book for free
Scan code to download App

Latest chapter

  • Beni 52 Kez Ekti   Bölüm 9

    O olayın ardından bürodaki herkese artık kimseyle görüşmeyeceğimi söyledim.Ne randevu, ne kaçamak ilişkiler, ne de beni tavlamaya çalışan erkekler... Artık bütün enerjimi kariyerime verecektim.Owen'a gelince... Ortadan kayboldu. Muhtemelen sürüne sürüne Ainsley'e geri döndü.Bu arada ben kendimi işe verdim. Dava üstüne dava aladım, hepsini ezip geçtim. Hukuk çevrelerinde adım anılmaya başladı.Sonra bir gün, bir iş arkadaşım şirketin ortaklarıyla —yani annemle ve babamla— akraba olduğumu kazara öğrendi.İçimden "şimdi torpil dedikoduları başlar" diye geçirdim.Oysa herkes gülmeye başladı."Ee, tabii böyle canavar gibi olman normal. Patronların kanını taşıyorsun!""Ancak böyle yıldız gibi ebeveynler bu kadar iyi birini yetiştirebilirdi!"Ve o an içimdeki gerginlik dağıldı.Övgülerini duyunca, farkında olmadan tuttuğum nefesi bıraktım.Evet. Bunu hak etmiştim.Biriken izin günlerimi kullanmaya ve yollara düşmeye başladım.Yazın seniz kenarındaydım, güneşin tadını çıkarıyor

  • Beni 52 Kez Ekti   Bölüm 8

    Owen'ın sonunda Caverton'dan çekip gittiğini sanmıştım.Ama hayır. Adam, bana oyun oynamak için kendi iş arkadaşlarımdan bazılarını bile yanına çekmişti. Üstelik gerçekten sevdiğim insanlardı bunlar.Çimenliğe adım attığımda gördüklerim karşısında donakaldım.Hafta sonuydu ve Owen'ı görmek tüm keyfimi kaçırmaya yetmişti.İlk düğünümüzü baştan yaratmıştı. Aynı düzen, onun için özel olarak diktirdiğim damatlık... Ve karşımda, aptal gibi sırıtıyordu."Reiny Reinsdorf, benimle evlenir misin?"İş arkadaşlarım çılgına döndü."Kabul et! Kabul et!"Kan beynime sıçradı.Günlerce peşimde dolaşıp dram yarattıktan sonra, bunun işe yarayacağını nasıl düşünebilirdi?Gözleri parlıyordu, sanki gerçekten bunun masalsı bir son olacağına inanıyor gibiydi."Taklit bir düğünün olanları düzelteceğini mi sanıyorsun gerçekten?"Çılgına döndüm. Herkesin gözü önünde yüzüne sert bir tokat attım.Sessizlik. Yalnızca müzik çalmaya devam ediyordu. Yakınlardaki biri mırıldandı: "Erkek arkadaşın olduğu

  • Beni 52 Kez Ekti   Bölüm 7

    Owen tek kelime etmedi. Bilekliği, sanki bu her şeyi düzeltecekmiş gibi elime sıkıştırdı."Al şunu. En sevdiğin şeydi. Bunun başka bir anlamı yok. Sadece yüzünü güldürmesini umuyorum." Gözlerimi o aptal şeyden ayırmadan sert ve soğuk bir kahkaha attım. "Evet, artık umurumda bile değil."Sonra doğrudan çöpe fırlattım. Dibe çarptığında kırılma sesi geldi. Sanki o da artık her şeyin bittiğini biliyordu.Gözleri faltaşı gibi açıldı. Ağzı aralandı ama tek kelime edemedi."Ona değer veriyordum çünkü seni seviyordum. Bana verdiğin her şey eskiden benim için önemliydi. Peki şimdi? Yüzüne bile bakamıyorum. Beni tiksindiriyorsun."Gözleri kızardı. Sanki gözyaşlarını saklayabilirmiş gibi bir gözünü ovuşturdu.Onu ilk kez ağlarken görüyordum.Bense yeterince ağlamıştım.İlk davasından sonra saldırıya uğradığında...Sonunda Ainsley'de o daireyi aldığında…İlk düğünümüzde…Bir de beni ilk kez Vanessa için ektiğinde... Evet, sanki dünyanın sonu gelmiş gibi ağlamıştım.Bir zamanlar beni

  • Beni 52 Kez Ekti   Bölüm 6

    Caverton'a döndüğümde hava çoktan kararmıştı.Her zamanki gibi erkenden yatan annemle babam, gelen yolcu kapısının önünde durmuş, yüzleri tek tek inceliyorlardı. Onları görür görmez, sesim titreyerek kendimi kollarına attım."Anne, baba..."Babam saçlarımı karıştırıp geniş bir gülümsemeyle, "Eve döndün ya, önemli olan bu." dedi.Ev hiç değişmemişti. İki gün dinlendikten sonra, ailemin kurduğu hukuk bürosunda işe koyuldum.Durumu gizli tutmuşlardı; kimse onların kızı olduğumu bilmiyordu. Sıradan bir acemi gibi her şeyi baştan yaşamam, deneme süresinden geçmem gerekiyordu.Ama açıkçası kendimi daha hafif, daha özgür hissediyordum.Bundan böyle kendim için çalışacaktım.Ainsley'de başarılı olabildiysem burada da olabilirdim.***Üç ay sonra deneme süresini geçtim. Annemle babam evde küçük bir ziyafet verdi."Kızımın başaracağını biliyordum!"Onların bürosunda deneme süresini geçmek hiç de kolay bir iş değildi.Annem tam masayı kurmaya başlamışken kapı zili çaldı.Hiç düşünme

  • Beni 52 Kez Ekti   Bölüm 5

    Bay Specter ofisi kapatmak üzereydi ki Owen nefes nefese yanına koştu. "Reiny işi mi bıraktı?"Bay Specter gözlerini kırpıştırdı. "Bilmiyor muydun? Az önce geldi, istifa etmekte ısrar etti. Seninle ilgisi olmadığını, sana daha sonra açıklayacağını söyledi."Owen donup kaldı.Reiny'nin kendisiyle konuşmaya çalıştığı anlar zihninde art arda canlandı. Ama her seferinde Vanessa onu çekip götürmüştü. Hatta o gün daha erken saatlerde Vanessa'yı savunmuştu bile.Reiny'e bir şey söylemesi için hiçbir zaman gerçekten fırsat vermemişti. Gözü sadece Vanessa'yı görüyordu.Bay Specter'ın omuzlarını kavrayıp gözleri telaşlı bir şekilde sordu: "Nereye gittiğini biliyor musunuz?"Bay Specter hiç istifini bozmadı. Onu öylece savuşturdu. "Artık benim çalışanım değil. Kendin ara."Elinde hiçbir ipucu kalmayan Owen bir sandalyeye çöktü.Öylece oturup kaldı.Ona sonsuzluk gibi gelen bir süre boyunca…Anılar yavaş yavaş zihnine doldu.Reiny ile beş yıl önce, hukuk fakültesinin kapısında tanışmı

  • Beni 52 Kez Ekti   Bölüm 4

    Vanessa'nın sarhoşluğu çoktan geçmişti. Odada tek bir lamba yanıyordu.Üzerinde minicik bir gecelikle ellerini Owen'ın göğsünde gezdirdi. "Owen..."Owen onu itti. "Yapma."Vanessa olduğu yerde dondu kaldı.Owen'ın telefonunda aynı mesaj durmadan tekrarlanıyordu:'Aradığınız numaraya şu anda ulaşılamıyor...'Kaç kez aradığını artık sayamıyordu. Reiny bir türlü cevap vermiyordu.Owen ayağa fırlayarak söylendi: "Hayır. Sadece kızgın. Ciddi olamaz. Eve gideyim, kesin hallederim."Owen ayakkabılarını kapıp dışarı fırladı, Vanessa arkasından bağırsa da duymazdan geldi.Eve dönene kadar kırmızı ışıklarda durmadı.Kapıyı açtığı anda karşısına zifiri karanlık çıktı.Reiny karanlıktan nefret ederdi. Owen evde olmadığında bile bir lambayı açık bırakırdı.Göğsü sıkıştı. "Reiny?" diye seslendi sessizliğe.Sessizlik.Tık.Düğmeye bastı. Oda bomboştu.Reiny gitmişti. Gerçekten, tamamen gitmişti.Sinirleri iyice gerilmiş hâlde, hâlâ içinde bir umut kırıntısı taşıyarak yatak odasına do

More Chapters
Explore and read good novels for free
Free access to a vast number of good novels on GoodNovel app. Download the books you like and read anywhere & anytime.
Read books for free on the app
SCAN CODE TO READ ON APP
DMCA.com Protection Status