Share

Bölüm 7

Penulis: İnci Tan
Defne, Efe ve Çisem'in kısa süren bir şaşkınlığın ardından bu yeni kimliğe hızla alıştığını izledi. Efe ve Çisem, iş ortağıyla gülüp sohbet ediyordu.

Ne kadar da yakışıyorlardı...

Defne sessizce bir fotoğraf çekti. Arkasını dönüp giderken, kalbine gömülü o "iğne" yine canını acıttı. Keskin ve ince bir sızı, anında göğsüne yayıldı, burnunun direği bile sızladı.

"Defne!" Tam alışveriş merkezinden çıkmak üzereyken birisi ona seslendi.

Dönüp baktı. Yürüyen merdivende biri durmuş, var gücüyle ona el sallıyordu.

Hocasıydı!

Eski dans akademisi hocası!

"Alev Hocam!" Hem şaşkın hem mutluydu.

Alev hızla yürüyen merdivenden indi, önüne geldi, iki elini tuttu. O da çok mutluydu. "Benziyor diye düşündüm, seslenince gerçekten sen çıktın! Nasılsın şimdi? Tam beş yıl oldu görüşmeyeli."

Defne biraz hüzünlendi.

Beş yıl geçmişti, o ise işe yaramazın teki olmuştu. Hocasının yüzüne bakacak hali mi vardı?

"Yoğun musun? Değilsen gidip bir yerde çay içelim." Hocası elinden tuttu.

Yoğun değildi.

Eskiden olsa, ezikliğinden yine kabuğuna çekilir, dans dünyasındaki her şeyi ve herkesi kibarca reddederdi. Ama telefonda o dans albümünü açtığından beri, sanki karanlık göğünde bir çatlak açılmıştı.

Birden hayatına ışığın yeniden girmesini istedi.

Başını salladı. "Olur, hocam." Nedense gözleri nemlenmişti.

Hocası elinden tutup onu zemin kattaki bir İngiliz çay salonuna götürdü.

"Hocam, sınıf arkadaşlarım şimdi ne yapıyor?" Kendi dünyasından o kadar uzun zamandır kopmuştu ki, tüm sınıf gruplarından çıkmıştı.

Alev ona keskin bir bakış attı. "Gerçekten bilmek istiyor musun?"

Hocası durumunu biliyordu. Yüksek lisansa kabul almışken aniden kontenjanını bırakan biri olarak mutlaka sormuştu. Hatta sonra, sırf onu ziyaret etmek için Meltemkent'e kadar gelmişti.

Var gücüyle başını salladı.

Alev anlatmaya başladı.

Beş yıl, gerçekten bir insanın tüm hayatını değiştirmeye yeterdi.

Sınıf arkadaşlarından kimisi dans topluluğuna girmiş, baş dansçı olmuştu. Kimisi yurt dışında okumuş, doktorasını bitirmişti. Kimisi okulda kalıp hocalık yapıyor, yeni yetenekler yetiştiriyordu.

Herkes, kendi hayat çizgisinde kocaman bir adım atmıştı.

Sadece o...

Ama bugünden itibaren, o da farklı olacaktı.

Var gücüyle peşlerinden koşacaktı. Artık dans edemese de, başka bir alanda kendi yerini bulacaktı!

"Hocam, ben... ben de size hesap verebilirim artık." Gözleri cayır cayır yanıyordu. O an, gerçekten hocasının beklentilerine ihanet etmişti.

"Aferin." Alev, tıpkı eskisi gibi gülümsedi.

Defne, hocasının kulağına eğilip yurt dışında okuyacağını söyledi.

"Ne kadar güzel! Biliyordum! Benim öğrencimin pes edeni olmaz!" Alev ellerini tutup duygulandı. "Ha, bu arada, tam da bir Batı Kıtası turnemiz var. Sen de gel, ortamı gör, Batı Kıtası hayatına alış!"

"Ama ben..." Bacağımla olur muydu ki? Artık dans etmesi imkânsızdı. Yürümesi bile başkalarından yavaştı. Yüksek lisans dalı da teorikti.

"Hiçbir şey olmaz! O yıl başına bir şey gelmeseydi, sen de Gençlik Dans Topluluğu'nun bir üyesi olacaktın. Bu sefer, ayak işlerine bakarsın! Sahne asistanı olursun! Makyaj yaparsın!"

Alev'in sözleri keskindi, onu hiç topal gibi görmüyordu.

Defne gülümsemeden edemedi. Topal gibi görülmemeyi seviyordu. Artık dans edemiyordu, ama başka şeyler yapabilirdi. Dans edemiyor diye işe yaramaz değildi...

Tam o sırada, Alev'in telefonu titreşti. Mesaj gelmişti.

"Eşim. Gelip bir çay içse rahatsız olur musun?" Alev onayını sordu.

"Tabii ki olmaz." Gülümsedi.

Aslında, biraz çekingendi.

Beş yıllık kabuğuna çekilme, onu yabancılarla görüşmeye alıştırmamıştı. Ama ilk adımı atması gerekiyordu, değil mi?

"O zaman gelsin." Alev mesajı yanıtladı.

Ama Defne'nin asla tahmin edemeyeceği şey şuydu: hocasının eşi, Efe'nin yeni iş ortağıydı. Hani şu az önce gördüğü adam.

"Meltemkent'e iş için geldi, ben de birkaç gün gezip tozayım dedim. Seni burada görüvermek de kısmet..."

Alev konuşuyor, eşini tanıtıyordu. Ama Defne'nin gözü, Efe'nin, Çisem'in ve hocasının eşinin birlikte çay salonuna doğru yürüdüğünü gördü.

Sonunda, önlerine geldiler.

Defne oturduğu yerde kıpırdamadı. Efe ve Çisem'in yüzlerinin önce kızarıp sonra sarardığı o ani değişimi izledi.

"Gelin gelin, oturun. Bu benim eşim, adı Alev, dans hocası." Baran tanıştırdı. "Bu da bu seferki iş için geldiğim Efe Bey. Bu da eşi."

"Eşi" kelimesi düşer düşmez Efe'nin eli titredi. Çisem de oturduğu yerde kıvranıp ne yapacağını bilemez haldeydi. İkisi de gergin gözlerle Defne'ye bakıyordu.

Defne onlara sadece bakıp sönük bir şekilde gülümsedi.

Alev de Defne'yi tanıştırdı: "Bu benim eşim, adı Baran." Sonra Defne'yi gösterdi. "Bu da öğrencim. O yıl Altın Lale ödülünü almaya en büyük adaydı."

Efe, "Altın Lale" sözünü duyunca gözlerindeki ışık tamamen söndü. Bakışları aşağı kaydı, sanki Defne'nin bacağına bakmak istiyordu.

Defne gördü. O an, Efe'nin gözleri acıyla doluydu.

Evet, nasıl acımasındı ki?

O yıl onun bacağı sakat kalmasa, onunla evlenmek zorunda kalmazdı. O zaman şimdi yanındaki kadın, gururla onun karısı olurdu.

Defne gülümsedi. "Alev Hocam, Baran Bey, aslında ben..."

"Aaah!" Çisem tam zamanında bir çığlık attı, Defne'nin sözünü kesti.

Defne durdu.

Çisem çayını dökmüştü. Kaynar çay, eline ve üstüne başına dökülmüştü.

"Pa... pardon, kusura bakmayın, ben... çok ayıp oldu." Hemen peçeteyle silmeye çalıştı.

"Bir şey olmaz, bir şey olmaz." Alev hiçbir şey anlamamış, ona peçete uzatıyordu.

Bir fincan çay, Defne'nin gerçeği söylemesini engellemişti.

Ama Defne söylemeye devam etmek istese, o engelleyebilir miydi?

Karşısındaki Efe, Defne'ye yalvaran gözlerle bakıyor, hafifçe başını sallıyor, sessizce ağız hareketleriyle "Söyleme, söyleme." diyordu.

Hah, aslında zaten söylemek istemiyordu. Sadece kasten yarım cümle söyleyip bu ikisinin telaşını izlemek istemişti.

Bu çay faslında, kimisi diken üstündeydi, kimisi gayet sakindi.

Defne çayını alırken, Alev birden eline dikkat etti. "Defne, evlilik yüzüğü mü takıyorsun? Kocan kim?"

Sanki gökten bir yıldırım düşmüştü, karşıdaki Efe ve Çisem'in beti benzi attı.

Defne, Efe'nin çay fincanına dayadığı eline baktı. Dudaklarında alaycı bir gülümseme belirdi. O hiç yüzük takmamıştı. Düğünde taktıkları o çift, nikah biter bitmez çıkarmıştı. O günden beri nerede tozlandığını bilmiyordu.

"Evet, beş yıldır evliyim." Defne sakindi. "Eşimin soyadı Kılıç."

"Ne tesadüf! Onun da mı soyadı Kılıç?" Efe hemen atıldı.

Söylemek istediği çok açıktı: onun daha fazla konuşmamasını istiyordu.

"Evet, onun da soyadı Kılıç, o da iş yapıyor, ama Efe Bey kadar büyük işler değil." Defne çayından bir yudum aldı.

Çay fincanının arkasından, Efe'nin derin bir nefes aldığını açıkça gördü.

"Ne kadar büyük tesadüf. Bir dahaki sefere senin Kılıç Bey'i de getir, birlikte çay içelim." Alev'in öğrencisi olduğu için, Baran Bey de ayrıca saygı gösterdi, davet etti.

Efe'nin yüzü bir kez daha değişti.

Defne gerçekten çok komik buluyordu. Beş yıllık evlilikte, yüzündeki ifade değişimlerinin toplamı, bugünkü bir öğleden sonranınki kadar değildi.

Bu durumda, Efe'nin fazla oturması mümkün değildi. Biraz daha konuştuktan sonra, işi olduğunu söyleyip müsaade istedi. Ama Defne'yi burada yalnız bırakmaya da gönlü razı değildi. Saçmalamasından korkuyordu. Gözleriyle Defne’ye de hemen gitmesini işaret etti.
Lanjutkan membaca buku ini secara gratis
Pindai kode untuk mengunduh Aplikasi

Bab terbaru

  • Efe Bey'le Beşinci Yılım   Bölüm 30

    "Sen kendin aç!" Olduğu yerde dikildi, başını çevirdi. Sırtını duvara dayamış, elindeki zarfı bastırıyordu.Efe'nin bakışlarında bir çaresizlik belirdi: "Bu huyun, son zamanlarda epey arttı."Ama daha fazla üstelemedi, arkasında bir şey sakladığından da hiç şüphelenmedi. İçeri girdi.Sonunda kargoyu Emine açtı. Defne ise sınav sonuç belgesini alıp hızla misafir odasına sakladı."Defne, hazırlan, gidiyoruz." Efe dışarıdan seslendi."Efe!" Döndü. "Bana biraz saygı gösteremez misin? Her şeyi hep son dakikada haber verip beni oldubittiye getirmek zorunda mısın?"Misafir odasının kapısına geldi: "Defne, bugün de mi son dakika? Bugün babanın doğum günü."Defne sustu."Yoksa, tek başıma mı gideyim?" Kaşını kaldırıp sordu."Bir dakika, üstümü değiştireyim." Kapıyı kapattı.Ama hiç beklenmedik bir şekilde, elini uzatıp kapıyı tuttu. Bakışları derin ve şüpheliydi: "Kapıyı kapatmaya gerek var mı? Yoksa o dansçı çocuk yüzünden mi? ""Saçmalama!" Kapıyı sertçe kapattı.Beş yıllık evlilikleri boyunc

  • Efe Bey'le Beşinci Yılım   Bölüm 29

    Defne çaresizlik içindeydi. Yok, artık o "Efe Bey'in karısı" konumunu gerçekten o kadar da istemiyordu! "Efe, bu Efe Bey'in karısı konumunda ısrarla durmamı gerektiren şey ne? Ben sonsuza dek Efe Bey'in karısı falan olmak istemiyorum. Bırak da Çisem sarsın biraz şu konumumu, olur mu?"Efe duraksadı, sadece alaycı bir gülümseme gösterdi. Hâlâ trip attığını sanıyordu. Ana yatak odasının banyosuna gidip duş aldı.Defne de bu olaydan sonra ter içinde kalmıştı. Yeniden duş aldı, bir tişört giyip tekrar yattı.Gece şiddetli bir yağmur yağdı. Damlaların camı dövmesi, uyku getiren bir beyaz gürültü gibiydi. Sıcaklık da birden düşmüştü. Yağmurun sesini dinleyerek yavaş yavaş uykuya daldı.Ertesi sabah, kendiliğinden uyandı. Saate baktı, dokuz olmuştu. Efe hâlâ Emine'yle konuşuyordu, şirkete gitmemişti. Bu, işkolik tarzına hiç uymuyordu.Emine'ye tembihini bitirip çıktı. Defne ancak o zaman kalktı.Kahvaltı ederken Emine gelip söylediklerini iletti: "Defne Hanım, Efe Bey bir işi halletmeye gitti

  • Efe Bey'le Beşinci Yılım   Bölüm 28

    Efe'nin deliliği nasıl bir şeydi, Defne gerçekten bilmiyordu. Onu tanıdığından beri, o dağların alacakaranlık sisi, ormanın derinliklerindeki servi gibiydi. Hep soluk, hep insanın arasına bir tül perde gerer gibi. Görünmez, dokunulmazdı.Onunla evlendikten sonra da bu böyle olmuştu.Ama şu an, gerçekten biraz anormal, çılgınca bir hali vardı.Defne, onun kopan gömleğine ve gömleğin altından açığa çıkan düzgün kas hatlarına bakarken dehşete kapıldı."Efe, ne yapıyorsun?" Yorgana sımsıkı sarındı."Ne yapacağımı sanıyorsun?" Bakışlarında ender görülen bir vahşilik vardı. "Benim karımsın. Ekmeğimi yiyip suyumu içiyorsun. Sonra kalkıp yabancılarla bir olup bana tuzak kuruyorsun. Ne yapacağımı sanıyorsun?""Ben öyle bir şey..." Aslında açıklamaya gerek olmadığını düşünmüştü, ama bu hali, sanki bu meseleyi bahane edip gerçekten çıldıracakmış gibiydi.Efe'nin birden kemerini çözdüğünü gören Defne, yorgana sarılı halde hızla yatağın öbür tarafından inmeye çalıştı.Ama Efe üzerine atılıp onu yo

  • Efe Bey'le Beşinci Yılım   Bölüm 27

    Kalbi onunla atardı. O yüzden onun yemeklerini hazırlar, evi özenle çekip çevirir, ona sıcacık bir liman sunmak isterdi. Eve hep çok geç gelse de, kapıdan adımını attığı anda rahatça dinlenebilsin diye...Ne yazık ki, buna ihtiyacı yokmuş.Öyleyse, bırakalım da onun istediği kişi endişelensin.Duş alıp, yurt dışı eğitimle ilgili biraz daha bilgiye göz atıp uyumayı planladı.Ama sosyal medya algoritması bazen öyle can sıkıcı oluyordu ki, insanın karşısına hep görmek istemediği şeyleri çıkarıyordu. Uygulamayı açar açmaz, Çisem'in yeni notu yine ana sayfada belirdi. Birkaç dakika önce paylaşmıştı. Bu gecenin olanlarını anlatıyordu.El ele bir fotoğraf. Efe'nin eli, onunkini tutuyordu.Yazdığı yazı şuydu: O hep görkemli bir çınardı. Gururlu, hayat dolu ve hırslı. Ne kadar büyük fırtına olursa olsun dimdik durur, asla eğilmezdi. Ama bu gece, benim için haksızlığa katlandı. Teşekkür ederim, benim için tüm dünyaya karşı koydun. Binlerce kişi seni suçlasa da, sen benim kalbimde hâlâ bir dağ

  • Efe Bey'le Beşinci Yılım   Bölüm 26

    "Evet." Defne artık açıklama yapmaya gerek duymadı.Efe bir adım öne çıktı, bir anda ona çok yaklaştı. O kadar yakındı ki, yorgun yüzündeki göz çizgileri seçiliyordu. Otuz yaşına bile gelmemişti, ama yüzünde şimdiden zamanın izleri vardı."Defne." Omuzlarından tuttu. Üzerinden hafif bir parfüm kokusu geliyordu. "Bunca yıl, sana iyi davranmadım mı?"Bunu söylerken, yorgunluk çatık kaşlarından ve morarmış gözaltlarından taşıyordu.Defne usulca iç çekti.İyi.Kabul ediyordu, elinden geldiğince ona iyi davranmıştı. Yemek, giyecek, ev, para... Babaannesine ve ailesine varınca dek, hiç düşünmeden servet harcamış, asla ikiletmemişti.Ama Efe, bu iyiliğin, bana en başında bir çek yazıp topal bacağımı satın almandan farkı ne..."Eğer sana karşı hiçbir kabahatim yoksa, nasıl kıydın?" Konuşurken gözleri hafifçe kızarmıştı. "Nasıl kıyarsın da yabancılarla bir olup bana böyle saldırırsın? Benimki senin değil mi? Benim işim senin işin değil mi? Benim param senin paran değil mi? Biz karı koca değil m

  • Efe Bey'le Beşinci Yılım   Bölüm 25

    Çisem'in yüzü bir anda kıpkırmızı oldu. Haksızlığa uğramış gözyaşları gözlerinde dönüyordu. Efe elinden tutup onu dışarı çıkardı.Alev, sanki bu olanların hepsinin sorumlusu Baran’mış gibi ona sert bir bakış fırlattı. Sonra Defne'ye sordu: "Bu proje hakkında ne düşünüyorsun? Biz sana uyarız!""Beni düşünmeyin, hocam. Siz ve Baran Bey'in kararı beni hiç düşünmesin." Defne hocasına göz kırptı. "Hocam, ben küçük kırlangıcım. Ben uçarım zaten. "Alev bunu duyunca rahat bir nefes aldı: "İşte böyle! Bu kadar zamandır şu derin aşk gösterisini izlememizin sebebi sendin. Bir fareye kızıp evi yıkmak istemedik. Madem öyle diyorsun, içim rahatladı."Diğer davetlilerin ne Defne'yle ne de Efe'yle bir samimiyeti vardı, karışmak istemediler. Alev'in bu sözleri üzerine ortam nihayet gevşedi."Tamam, kaldığımız yerden devam edelim." Alev gülümseyerek herkesi buyur etti.Defne, Alev'in yanında keyifli bir akşam geçirdi. Herkes çok dost canlısıydı, birbirleriyle iletişim bilgilerini paylaştılar. Özellikle

Bab Lainnya
Jelajahi dan baca novel bagus secara gratis
Akses gratis ke berbagai novel bagus di aplikasi GoodNovel. Unduh buku yang kamu suka dan baca di mana saja & kapan saja.
Baca buku gratis di Aplikasi
Pindai kode untuk membaca di Aplikasi
DMCA.com Protection Status