Share

Bölüm 3

Author: Tatlı Pancar
Annemden duyduğuma göre, ailemizle akraba olabilmek için Emir'in babası az uğraşmamıştı. Eğer bu evliliği oğlunun kendi elleriyle mahvettiğini öğrenirse, o adama bunun bedelini çok ağır ödetirdi.

Bunu düşününce içim biraz olsun rahatladı. Bu aptallarla daha fazla muhatap olmaya değmezdi, bu yüzden arkamı dönüp gitmeye yeltendim.

Fakat Pelin, arkasındaki güce güvenerek gitmeme izin vermedi ve bir kez daha yolumu kesti.

"Sürtük, kaçabileceğini mi sandın? Hem elbisemi elimden aldın hem de beni dövdün, seninle henüz hesabımız bitmedi!"

Ona küçümseyen bakışlarla döndüm. "Nasıl bir hesaplaşma istiyorsun?" diye sordum.

Pelin korktuğumu sanıp yüzüme bir tokat indirmek için elini kaldırdı. "Tabii ki ben tatmin olana kadar seni benzeterek!" diye bağırdı.

Daha eli yüzüme varmadan bileğini yakaladım ve diğer elimle hiç acımadan suratına okkalı bir tokat yapıştırdım.

İnanamayan gözlerle bana baktı ve öfkeyle kükredi: "Sürtük! Sen bana nasıl vurursun…"

Ters elimle bir tokat daha patlatıp soğuk bir sesle sordum: "Şimdi tatmin oldun mu?"

Bu iki tokat Pelin'in o kibirli havasını tamamen söndürmüştü. Gözleri yaşlı bir halde hemen Emir'in arkasına saklandı.

"Emir, lütfen bana yardım et, hesabını sor bunun!"

Emir, Pelin'i korumacı bir tavırla kollarına alırken bana nefret dolu bakışlar fırlattı: "Benim kadınıma dokunmaya nasıl cüret edersin, sen yaşamak istemiyorsun galiba!"

Ardından arkasındaki korumalara beni yakalamaları için işaret etti.

İlk hamleyi ben yapıp korumalardan birini yere serdim. Fakat bir kişiyle baş edebilsem de ikincisine gücüm yetmedi.

Üst üste aldığım darbelerin acısıyla yere kapaklandım. İki koruma kollarımdan kavrayıp beni zorla ayağa kaldırarak ikisinin önüne sürükledi.

Emir, Pelin'e cesaret vermek istercesine, "Pelin, bugün onunla istediğin gibi oynayabilirsin. Ne olursa olsun arkandayım, sorumluluk bende!" dedi.

Bu sözleri duyan Pelin anında cesaret buldu. Yüzüme ardı ardına iki tokat patlattıktan sonra tükürdü.

"Sürtük! Az önce çok dikleniyordun, şimdi de göstersene o cesaretini!"

Lafı biter bitmez alt karnıma sert bir tekme savurdu.

Karnımdaki dayanılmaz acıyla kıvranarak başımı kaldırdım ve ikisine dik dik baktım. "Bana bunu yaptığınıza sizi pişman edeceğim, bunu yanınıza bırakmayacağım!"

Pelin alaycı bir kahkaha attı: "Soykan ailesi Elmasşehir'in en büyük üç holdinginden biri! Senin gibi bir fukara neye güvenerek bana kafa tutuyor?"

"Bugün bana bulaşmanın bedelini çok ağır ödeyeceksin!"

Çantasından keskin bir tırnak törpüsü çıkarıp hırsla yüzüme doğru savurdu ve yanağımı boydan boya çizdi.

Yanağımda anında cayır cayır bir yanma hissettim, cildim kabardı ve ince kan sızmaya başladı.

Etraftakilerden bazıları acıyarak fısıldaştı: "Ona Soykan ailesine bulaşmamasını söylemiştik, laf dinlemedi, şimdi cezasını çekiyor."

"Yazık oldu, böyle güzel bir yüzün mahvolması gerçekten üzücü."

"Bizim gibi sıradan insanların dışarıda biraz alttan alması, sabretmesi gerekiyor işte."

Pelin tırnak törpüsünü yeniden yüzüme doğru uzatınca, yüzümün tamamen mahvolması korkusu tüm benliğimi sardı. Gururumu bir kenara bırakıp hemen geri adım attım.

"Tamam, hata ettim! Elbise senin olsun, seninle o elbise için kavga etmemeliydim."

Günün birinde bunun intikamını mutlaka alacaktım ama şu an önceliğim yüzümü korumaktı.

Ancak Pelin yüzümü bir kez daha çizdi: "Sürtük! Hatanı şimdi mi anladın? Çok geç!"

"İçimdeki nefreti tamamen kusmadan seni buradan sağ salim bırakmayacağım!"

Acıyla çığlık atıp kenarda duran Emir'e döndüm: "Emir Soykan, benim kim olduğumu bilmiyor musun? Onun bana böyle işkence etmesine göz yumduğun için kesinlikle pişman olacaksın!"

Emir yüzünü ekşiterek küçümser bir tavırla konuştu: "Kimmiş senin o büyük kimliğin? O yılan annenın babamı büyüleyip aklını başından alması sayesinde babam bu evliliği bana zorla dayattı, hepsi bu!"

Pelin'in gözlerinden saf bir kötülük geçti: "Anne yılan olduğuna göre, sen de kesin küçük bir yılansın. Bugün seni burada çırılçıplak soyup o kokunu dağıtacağım!"

"Hayır, durun!"

Tam o sırada çantamdaki telefon çalmaya başladı. Telefonu açmak için çılgınca çırpındım ama Pelin benden önce davranıp çantamdan telefonu kaptı.

Parmağını ekranda kaydırıp telefonu açtığında, annemin sesi hemen hoparlörden duyuldu: "Lara, elbise seçimini halledebildin mi kızım?"

Hemen avazım çıktığı kadar bağırdım: "Anne, çabuk yetiş, beni dövüyorlar! Üstelik elbiselerimi zorla çıkarmaya çalışıyorlar!"

Annem anında telaşlandı: "Ne! Kim yapıyor bunu!"

Pelin küstahça araya girdi: "Ben yapıyorum, Pelin Yılmaz! Bir yılanın yetiştirdiği küçük yılan etrafta fazla dolanıyordu, ben de ona haddini bildiriyorum!"

Annem öfkeyle haykırdı: "Kim olduğun umurumda değil! Derhal kızımı bırak, yoksa oraya gelirsem senin için hiç iyi olmaz!"

"Sıkıysa gel! Ben tam burada seni bekliyor olacağım. Gel de senin o yılan derini kendi ellerimle nasıl yüzüyorum gör!"

Pelin telefonu kapatıp sertçe yere fırlattı, telefon tuzla buz oldu.

Yüzüme bir tokat daha patlatıp küfretti: "Anne kız tam bir sahtekârsınız. Annen buraya gelsin, onu da seninle birlikte çırılçıplak soyacağım!"

Zaman su gibi akıp gidiyordu ama geçen o beş dakika bana yarım asır kadar uzun gelmişti.

Nihayet, o çok iyi bildiğim lüks, uzun Lincoln marka araç görüş alanıma girdi.

Annem arabanın kapısını hızla açıp aşağı indi: "Bakalım benim derimi yüzmeye cüret eden o hadsiz kimmiş!"

Continue to read this book for free
Scan code to download App

Latest chapter

  • Elbisemi Çaldı: Nişanlımı da Al, Git!   Bölüm 8

    Pelin başını yere vurdukça tok sesler yankılanıyor, çok geçmeden alnında kanlı bir iz beliriyordu.Bu manzarayı gören Emir de sonunda o dik başını eğmek zorunda kaldı."Lara Hanım, körlüğüm yüzünden sizi incittim. Bir daha asla böyle bir şeye cüret etmeyeceğim, kimseye gücümüze güvenip zorbalık yapmayacağım. Yalvarırım bu defalık beni bağışlayın…"Elimdeki kahveyi bitirdikten sonra fincanı kenara bıraktım. Ağır ağır ve sakin bir ses tonuyla, "İlahi, öyle bir konuşuyorsunuz ki sanki beni cani bir katil sanacaklar," dedim. "Hukuk devletinde yaşıyoruz, hiç öyle yasa dışı işlerle uğraşır mıyım!"Ahmet Soykan çekingen bir tavırla araya girdi: "Lara Hanım böyle söylediğinize göre, bu hayırsızı affettiniz mi?"Dudaklarımın kenarı alaycı bir gülümsemeyle kıvrıldı: "Elbette. Beni incittikleri doğru ama ben de öcümü aldım zaten. Kan davası gütmenin kimseye faydası yok, bu mesele burada kapansın."İkisi de affedilmelerinin verdiği rahatlıkla yeniden önümde deli gibi yere kapanıp teşekkür etmeye b

  • Elbisemi Çaldı: Nişanlımı da Al, Git!   Bölüm 7

    Parmağını bana doğrultup, "O! Beni o su zindanına kapattı, günlerce gözümü kırpmama bile izin vermedi! Bir de üstüne önümüze bozuk, kokmuş yemekler attı!" diye haykırdı.Dudaklarımın kenarı alaycı bir gülümsemeyle kıvrılırken ona baktım: "Ama o kokmuş yemekleri bile iştahla yiyordunuz, öyle değil mi?"İnsanoğlunun potansiyeli gerçekten sınırsızdı. Onlara her gün sadece tek öğün verdiriyordum; o da kokmuş, buz gibi yemeklerden ibaretti.İlk başta Emir, kendisinin Soykan Holding'in CEO'su olduğunu haykırıyor, açlıktan ölse bile o çöpleri asla ağzına sürmeyeceğini söylüyordu.Ama üç gün aç kaldıktan sonra, hayatta kalma güdüsü karşısında gururun hiçbir önemi kalmamıştı. İkisi de o kokmuş, soğuk yemeği birbirlerinin elinden kapışarak silip süpürmüş, tabakta tek bir pirinç tanesi bile bırakmamışlardı.Emir, yüzünü nefretle buruşturarak bana baktı: "Seni gidi zehirli kadın! Şimdi babam beni kurtarmaya geldi, senin de sonun göründü…"Bazen Tanrı'nın ne kadar adil olduğuna şaşırmadan edemiyord

  • Elbisemi Çaldı: Nişanlımı da Al, Git!   Bölüm 6

    Herkes ne olduğunu anlayamadan öne atılıp Emir'in sırtına sert bir tekme savurdum. Onu yere serdikten sonra ayağımla üstüne bastırdım."Anne, böyle bir aptal için öfkelenmene değmez. Onları bana bırak, cezalarını kendi yöntemlerimle vereceğim."Sözümü bitirir bitirmez korumalara ikisini de aşağıya götürmelerini emrettim.Ardından anneme sokulup nazlanarak, "Anne, yüzüm çok acıyor. Hadi önce hastaneye gidelim de yüzüme baktırayım, olur mu?" dedim.Bu sözüm nihayet annemi gerçek dünyaya döndürmeyi başardı. Elini kaldırıp yanağımdaki yaralara şefkatle dokundu ve tedavi için benimle birlikte hastaneye geldi.Şehrin en iyi dermatologları ve plastik cerrahları muayene odasında toplandı. Yüzümdeki yaraları dezenfekte ettikten sonra, ileride en ufak bir iz bile kalmamasını garanti edecek bir tedavi planı üzerinde tartışmaya başladılar.Plan netleşince doktorlar birer birer odadan ayrıldı; geriye sadece annem ve ben kalmıştık.Başımı annemin omzuna yaslayıp onu teselli etmek istercesine kısık b

  • Elbisemi Çaldı: Nişanlımı da Al, Git!   Bölüm 5

    Ben zaten hiçbir zaman kötülüğe iyilikle karşılık verecek kadar erdemli biri olmamıştım. Pelin bugün bana bunları reva görmüşken, onu öylece cezasız bırakacak değildim.Ona nefret dolu bakışlar fırlattım. Önce içimdeki öfkeyi boşaltırcasına yüzüne ardı ardına sert tokatlar patlattım.Ardından, az önce yüzümü mahvetmek için kullandığı tırnak törpüsünü yerden aldım ve yavaş yavaş yüzüne doğru yaklaştırdım.Pelin korkudan zangır zangır titreyerek, "Eğer… Eğer yüzüme dokunmaya cüret edersen seninle ölümüne savaşırım…" diye kekeledi.Hiç tereddüt etmeden tek hamlede yanağını derince çizdim.Pelin anında kulakları delen bir çığlık attı. Yanağında hızla kanayan derin bir çizik belirdi.Hiç acımadan bir çizik daha attım. Bunu birkaç kez tekrarladığımda, yüzü çoktan şişmiş, tanınmaz bir hâle gelmişti.Korumalar tarafından sıkıca bastırıldığı için hiçbir şey yapamıyor, sadece çaresizce ve acıyla feryat ediyordu."Ah… Yüzüm… Yüzüm mahvoldu…"Demek ki insan acıyı ancak kendi canı yandığında anlıyo

  • Elbisemi Çaldı: Nişanlımı da Al, Git!   Bölüm 4

    Annemin o tanıdık silüetini gördüğüm an içimde biriken bütün kırgınlık bir anda patladı. Boğazıma düğümlenen hıçkırıkların arasından zar zor, "Anne…" diye seslenebildim.Annem gözleri endişe ve şefkatle dolu bir şekilde hemen yanıma koştu, beni kolları arasına alıp göğsüne bastırdı. Annemin sıcak kollarına sığındığım anda, nihayet tehlikenin geçtiğini ve güvende olduğumu hissettim.Çevredeki kalabalık, annemin bindiği arabayı fark edince bir anda şaşkınlık çığlıkları atmaya başladı."Şuna bakın! Kadının bindiği lüks, uzun Lincoln dünyada sadece sınırlı sayıda üretilen özel serilerden biri değil mi?""Böyle bir arabaya sahip olan birinin arkasındaki güç ve servet hayal bile edilemez. Pelin bu sefer sert kayaya çarptı galiba.""Ne kayası be? Arkasındaki güç ne kadar büyük olursa olsun, Soykan ailesinden daha mı büyük olacak?"Pelin de tam olarak bu düşünceye güveniyordu. Hiçbir şeyin farkında olmadan küstahça annemin karşısına dikildi, adeta eceline susamış gibiydi."Demek o yaşlı yılan

  • Elbisemi Çaldı: Nişanlımı da Al, Git!   Bölüm 3

    Annemden duyduğuma göre, ailemizle akraba olabilmek için Emir'in babası az uğraşmamıştı. Eğer bu evliliği oğlunun kendi elleriyle mahvettiğini öğrenirse, o adama bunun bedelini çok ağır ödetirdi.Bunu düşününce içim biraz olsun rahatladı. Bu aptallarla daha fazla muhatap olmaya değmezdi, bu yüzden arkamı dönüp gitmeye yeltendim.Fakat Pelin, arkasındaki güce güvenerek gitmeme izin vermedi ve bir kez daha yolumu kesti."Sürtük, kaçabileceğini mi sandın? Hem elbisemi elimden aldın hem de beni dövdün, seninle henüz hesabımız bitmedi!"Ona küçümseyen bakışlarla döndüm. "Nasıl bir hesaplaşma istiyorsun?" diye sordum.Pelin korktuğumu sanıp yüzüme bir tokat indirmek için elini kaldırdı. "Tabii ki ben tatmin olana kadar seni benzeterek!" diye bağırdı.Daha eli yüzüme varmadan bileğini yakaladım ve diğer elimle hiç acımadan suratına okkalı bir tokat yapıştırdım.İnanamayan gözlerle bana baktı ve öfkeyle kükredi: "Sürtük! Sen bana nasıl vurursun…"Ters elimle bir tokat daha patlatıp soğuk bir s

More Chapters
Explore and read good novels for free
Free access to a vast number of good novels on GoodNovel app. Download the books you like and read anywhere & anytime.
Read books for free on the app
SCAN CODE TO READ ON APP
DMCA.com Protection Status