Short
Vahşice Öldüm, Abim Nihayet Pişman

Vahşice Öldüm, Abim Nihayet Pişman

By:  Banu AslanCompleted
Language: Turkish
goodnovel4goodnovel
7Chapters
358views
Read
Add to library

Share:  

Report
Overview
Catalog
SCAN CODE TO READ ON APP

Beni bıçak darbeleriyle parça parça doğrarlarken, can havliyle abimi aradım. Tam bilincimi kaybetmek üzereyken telefonu açtı. Sesinde yalnızca bıkkınlık vardı. "Yine ne var?" "Abi, kurtar..." Lafımı bitiremeden sözümü direkt kesti. "Her gün yeni bir vukuat! Ay sonunda Aylin'in mezuniyet töreni var, eğer gelmezsen seni kendi ellerimle gebertirim!" Bunları söyledikten sonra hiç tereddüt etmeden telefonu kapattı. Acıya daha fazla dayanamadım. Gözlerimi sonsuza dek kapatırken gözümün kenarından hâlâ yaşlar süzülüyordu. Abi, beni gebertmene gerek kalmadı, ben zaten öldüm.

View More

Chapter 1

1. Bölüm

Öldükten sonra ruhum tuhaf bir şekilde yok olmadı. Hâlâ bu dünyada dolaşıyordum.

Cesedime ait parçaların çöp konteynerlerinden ve nehirden birer birer çıkarılışını kendi gözlerimle izledim. Olay kısa sürede bütün şehirde infial yarattı.

Olayın yankıları büyüyünce üst makamlar detaylı bir soruşturma yürütmesi için Cinayet Büro Amirliği'nde görev yapan abimi bu soruşturmaya atadılar.

İçimde hafif bir suçluluk hissettim. "Yine abimin başına dert açtım..." diye düşündüm. İçime tarif edemediğim bir korku çöktü.

Abim, birleştirilen ceset parçalarına bakarken kaşlarını sıkıca çattı.

"Kimliğiyle ilgili bir bilgi var mı? Ölüm saati tespit edildi mi?" diye aceleyle sordu.

Destek ekibinden Cem Bey, yorgunlukla şakaklarını ovarak cevap verdi: "İlk incelemeye göre kurban 20-22 yaşlarında bir kadın. Ölümünün üzerinden en az kırk sekiz saat geçmiş."

"Ceset ağır şekilde tahrip edilmiş durumda. Şu an kimliği belirleyebilecek herhangi bir bulgu elde edemiyoruz. DNA sonuçlarını en erken iki gün sonra alabiliriz."

Cem konuşmasına devam etti: "Ayrıca kurban, ölmeden önce akıl almaz işkencelere maruz kalmış. Katil, direnmesini engellemek için kollarını ve bacaklarını canlı canlı kesmiş."

Bu sözler odadaki herkesi dehşete düşürdü. Böylesine vahşice bir yöntem akıl alır gibi değildi.

"Bunu yapan insan olamaz..." diye mırıldandı biri alçak sesle.

"Bu kız ölmeden önce kim bilir ne acılar çekti..." dedi bir başkası acıyla.

Abim öfkeyle masaya vurdu. Yemin ederek, "O katili mutlaka bulacağım. Ne pahasına olursa olsun adalete teslim edeceğim!" dedi.

Zafer Amca hafifçe onun omzuna dokundu, sesinde buruk bir ton vardı: "Kolay gelsin evlat. Görünüşe göre Selin'in doğum günü kutlamasına da katılamayacaksın."

Zafer Amca hem abimin meslekteki hocası hem de babamın çocukluk arkadaşıydı.

Annemle babam vefat ettikten sonra bize her zaman kol kanat germiş, abime iz sürmeyi ve katilleri nasıl yakalayacağını adım adım öğretmişti.

Adımı duyan abim refleks olarak kaşlarını çattı. "Şunun adını anma, tam bir baş belası."

"Onun doğum günüyle mi uğraşacağım bir de? Aylin'in mezuniyet törenine gitmek için hazırlık yapıyorum, başımı kaşıyacak vaktim yok."

Bıçak saplanır gibi gelen bu sözler, içimde derin bir sızı bıraktı.

Annem ve babam öldükten sonra abim benden ölesiye nefret etmişti; onların ölümünden beni sorumlu tutuyordu.

Artık beni kardeşi olarak görmüyor, evden kovmuştu.

Sonraları bir soruşturma sırasında bir kız kurtarmış, onun yetim olduğunu öğrenince eve getirip öz kardeşi gibi sahiplenmişti.

Bense yapayalnız kalmıştım.

Ben ölmeden önce abim hâlâ bana öfkeliydi.

Onun gözbebeği olan kız kardeşinin mezuniyetini aksattığımı ve onun haksız yere suçlanmasına sebep olduğumu düşündüğü için bana kızıyordu.

Şu an orada cansız yatan kişinin ben olduğumu bilseydi, hiç tereddüt etmeden çekip giderdi herhâlde.

Çünkü bu dünyada benim ölmemi en çok isteyen kişi oydu.

"Abi, artık gerçekten öldüm. Şimdi mutlusundur, değil mi?" diye düşündüm.

Zafer Amca'nın yumruğu sertçe abimin göğsüne indi, sert bir sesle çıkıştı: "Ulan eşek sıpası, nasıl böyle konuşursun? Selin ne kadar düşünceli bir çocuk. Senin ondan hoşlanmadığını bildiği için her gün gizlice büroya yemek getirdi. Nankörlük etme!"

Abim sadece soğukça burnundan soludu: "Bana bunları yapmasına gerek yok. Amirim, bırak şimdi onu da işimize bakalım."

"Bu arada, son günlerde herhangi bir kayıp ihbarı yapıldı mı?"

Yardımcı Emre başını iki yana sallayarak cevap verdi: "Hayır Şefim. Son iki gündür çevre bölgelerden hiçbir kayıp ihbarı almadık."

"Pes yani, kız günlerdir kayıp ve ailesinden kimsenin ruhu bile duymamış mı? Ne biçim anne baba bunlar, tam sorumsuzluk," diye söylendi abim suratını ekşiterek.

***

Yemek saati gelince ekip hep birlikte yemek yemeye çıktı.

Zafer Amca aniden bir şey hatırlamış gibi sordu: "Sahi, Selin birkaç gündür niye hiç yemek getirmedi?"

Abim küçümseyerek güldü. "Artık rol yapamıyor işte. Her zamanki numaraları."

Zafer Amca bu tavır karşısında biraz sinirlendi. "Olmaz öyle şey! Bunca yıldır yağmur çamur demeden sana her gün yemek getirdi. Kesin başına bir iş geldi. Hemen ara onu."

Abimin yüzü düşmüştü. "Zafer Amca, karışma şuna gözünü seveyim, dikkat çekmek için oyun oynuyor işte."

"Daha iki gün önce beni aradı, yine ne oyun peşindeyse... Aylin'in mezuniyet törenine gelmesini söyledim, cevap vermedi. Belli ki bana trip atıyor."

Zafer Amca tam yeniden konuşacakken abimin telefonu çaldı.

Arayanı görünce kaşları hemen gevşedi. Sesi de bir anda yumuşadı.

Expand
Next Chapter
Download

Latest chapter

More Chapters
No Comments
7 Chapters
Explore and read good novels for free
Free access to a vast number of good novels on GoodNovel app. Download the books you like and read anywhere & anytime.
Read books for free on the app
SCAN CODE TO READ ON APP
DMCA.com Protection Status