共有

Mazlumun Ahı Çıkar Aheste Aheste
Mazlumun Ahı Çıkar Aheste Aheste
作者: Günde Dokuz Uyku

1.BÖLÜM

作者: Günde Dokuz Uyku
Oksijensizlikten o mahzende can vermiştim.

Gözlerimi yeniden açtığımda ise kendimi başka bir dünyada değil, üç ağabeyimin hemen yanı başında, bir gölge gibi dikilirken buldum.

Büyük malikaneye henüz yeni dönmüşlerdi.

En büyük ağabeyim Kenan ile ikinci ağabeyim Murat, üvey kız kardeşimiz Leyla’nın başında pervane oluyor, onun üzerine titriyorlardı.

"Tanrı’ya şükürler olsun," dedi Kenan. Sesinde hâlâ hastaneye zamanında yetişebilmiş olmanın rahatlaması vardı. "Bu kez zamanında yetiştik de çabucak toparlandın."

Üçüncü ağabeyim Selim de hemen söze girdi:

"Doktor bünyesinin hâlâ çok zayıf düştüğünü söyledi. Kendini bir an önce toparlaman için iyi beslenmen gerekiyormuş."

Bunu söylerken büyük bir özenle Leyla’nın tabağına kocaman bir parça et koydu.

Tam o sırada yanlarında bekleyen hizmetçi, daha fazla dayanamayarak çekingen bir sesle söze girdi:

"Kenan Bey... Ayşe Hanım üç gündür mahzende. Aşağıdan hiç ses gelmiyor. Hem... İçerisi buz gibi..."

Kenan’ın yüzü bir anda gerildi. Soğuk bir homurtuyla hizmetçinin sözünü kesti:

"Bugün Leyla’nın taburcu olduğu güzel bir gün. Ne diye o uğursuzun adını anıp da neşemizi kaçırıyorsun?"

Hizmetçi bir şey daha söylemek için ağzını açtı, ancak Murat ile Selim’in sert ve tehditkâr bakışlarıyla karşılaşınca korkuyla başını eğip sustu.

"O lanet kız, Leyla’nın deniz ürünlerine alerjisi olduğunu kesinlikle biliyordu. O deniz ürünlü çorbayı da sırf ona zarar vermek için bilerek yaptı!" dedi Murat öfkeyle.

Selim de öfkeyle ekledi:

"Ben de saf gibi, son zamanlarda Leyla’yı kabullenmeye başladığını sanmıştım. Meğer her şeyi başından beri planlıyormuş!"

Leyla, ağabeylerinin kendisini koruyan tavrını görünce yüzüne bilerek korkmuş ve masum bir ifade yerleştirdi. Sesini titretip çekingen bir şekilde konuştu:

"Ablam benim yüzümden cezalandırıldı... Günlerdir o karanlıkta tek başına. Dışarı çıktığında bana çok kızar mı dersiniz? Ben... sadece korkuyorum."

Kenan, onun sahte gözyaşlarına dayanamadı. Sesi yumuşasa da gözlerindeki nefret bana karşı değişmedi.

"Korkma, güzelim. Biz bugüne kadar ona fazla yüz verdik, doğru düzgün bir ceza vermedik. Bu yaşadığı ona ders olur. Bir daha sana el uzatmaya asla cesaret edemez."

Bunu söylerken alışkanlıkla cebinden telefonunu çıkardı ve benimle olan mesajlaşmalarımızı yukarı doğru kaydırmaya başladı.

Fakat aramızdaki son konuşma tam üç gün öncesinde kalmıştı.

Üç gün boyunca ona tek bir mesaj bile göndermemiş, bir kez olsun aramamıştım.

Bu sessizlik, Kenan’ın öfkesini daha da körükledi.

"Bunca gün geçti. Bu nankör kız, Leyla’nın nasıl olduğunu sormak için bir mesaj atma zahmetinde bile bulunmadı!"

O anda Leyla, Kenan’ın elini iki eliyle kavradı ve ağlamaklı bir ses tonuyla konuştu:

"Yine de ablamın bana kırılmasını istemiyorum. Ben sadece onunla yakın olmak, bana ablalık etmesini istemiştim... Kimsenin yerini almak gibi bir niyetim yoktu."

Kenan hemen telefonunu bir kenara bıraktı ve sevgiyle Leyla’nın saçlarını okşadı.

"Sen çok temiz kalplisin, Leyla. Onun gibi nankör ve kötü kalpli değilsin."

Murat’ın gözlerinden adeta kıvılcımlar saçılıyordu.

"Haklısın. Sırf bizi kıskandığı için kendi kardeşinin canına kastetti resmen. Kötülüğün ta kendisi!"

Selim de burnundan soluyarak onu onayladı:

"O mahzende geçirdiği üç gün az bile. Dışarı çıktığında Leyla’nın önünde diz çöküp özür dilemediği sürece bu eve adımını atamayacak. Onu tamamen kapı dışarı edeceğim!"

Bir köşede durmuş, ağabeylerimin üzerime savurduğu ağır ithamları dinliyordum.

Yalnızca acı ve alaycı bir tebessüm edebildim.

Ne yapsam, ne söylesem beni görmüyorlardı.

Feryadımı duymuyor, varlığımı hissedemiyorlardı.

Küçük yaşta annemizi ve babamızı amansız bir hastalık yüzünden peş peşe kaybettiğimizde,

dünyada birbirimizden başka kimsemiz kalmamıştı.

Üç ağabeyimin de göz bebeğiydim.

Hayatlarının merkezinde yalnızca ben vardım.

Bir gün, sırf evde yalnız kalmayayım ve kendime dertleşebileceğim bir kız kardeş edineyim diye ağabeylerim yetimhanenin yolunu tutmuş, Leyla’yı bulup eve getirmişlerdi.

Leyla’nın gelişine tüm kalbimle sevinmiş, odamı, kalbimi, sahip olduğum her şeyi ona açmıştım.

Fakat o, sinsice ördüğü yalanlarla ağabeylerimi benden adım adım uzaklaştırdı.

Sonunda kendi evimde bir yabancıya dönüştüm.

Tıpkı o gün olduğu gibi...

Suçsuzluğumu anlatmama bile fırsat vermeden beni o daracık, havasız mahzene kapatmışlardı.

Tırnaklarım parçalanana kadar kapıyı yumruklamış, içerideki havanın saniye saniye tükendiğini hissetmiştim.

"Beni bırakın!" diye yalvarırken yukarıdan yalnızca o taş kalpli seslerini duyabilmiştim:

"Ne bağırıp duruyorsun? Bunu sen kendin istedin! Sen olmasan Leyla alerjisi yüzünden bu kadar acı çeker miydi?"

"Sana fazlasıyla iyi davrandık, şımardın da Leyla’ya eziyet etmeye başladın. Şimdi orada kal ve cezanı çek!"

Sözlerini bitirdikten sonra Murat, zincirleri kapının etrafına kendi elleriyle dolamıştı.

Selim ise son kurtuluş umudumu, hayatta kalma ihtimalimi tamamen yok etmek istercesine kapının önüne ağır çuvallar ve kasalar yığmıştı.

Şimdi karşımda oturan ve ağabeylerime sahte gülücükler saçan Leyla’ya baktım.

Ruhumun derinliklerinden yükselen o son, kısık fısıltıyla gerçeği söyledim:

"Ağabeylerim...

Bu dünyada sizi herkesten çok seven küçük kız kardeşinizi, kendi ellerinizle öldürdünüz."

この本を無料で読み続ける
コードをスキャンしてアプリをダウンロード

最新チャプター

  • Mazlumun Ahı Çıkar Aheste Aheste   9.Bölüm

    Büyük ağabeyim Kenan, elindeki telefonu doğrudan Murat ve Selim’in önüne fırlattı.İkisi de yüzlerinde büyük bir şaşkınlıkla telefonu ellerine alıp ekranı açtılar. Ancak hemen ardından, ikinci ağabeyim Murat ile üçüncü ağabeyim Selim’in yüzleri birden değişti.Bu telefonun içinde, Leyla’nın yaptığı tüm kötülüklerin kanıtları bulunuyordu.Bu eve ilk geldiği günden itibaren kendi oyuncaklarını bilerek kırıp suçu Ayşe’nin üzerine atması ve ağabeylerinin Ayşe’ye öfkelenmesine neden olması...Üç gün önce Ayşe’nin eline bilerek alerjen maddeyi vermesi ve onu yeniden suçlaması...Bütün bunlar videolara kaydedilmişti.Her bir videoda Ayşe’nin ağabeyleri tarafından öfkeyle azarlandığı görülüyor, Leyla’nın ise bir kenarda gülüşü duyuluyordu.Selim ilk tepki veren kişi oldu. Öfkeyle ileri atılıp Leyla’nın yüzüne sertçe tekme attı. Gözleri kıpkırmızı olmuş, sesi öfkeden titriyordu:"Bunca zamandır Ayşe’yi yanlış anlayan bizdik, öyle mi? Bütün bunları sen mi yaptın?""Unutma, bizim evimize gelebilm

  • Mazlumun Ahı Çıkar Aheste Aheste   8.BÖLÜM

    Hikayenin gerçeğin tokat gibi indiği, inkarın paramparça olduğu ve ağabeylerin vicdan azabıyla kavrulmaya başladığı bu dehşet verici bölümünü; oturttuğumuz edebi üslup, isim uyumları ve yüksek dramatik tansiyonla Türkçe'ye aktardım:Kenan duvardan destek alarak ayakta durmaya çalışırken, avucunun içinde sımsıkı sıktığı bana ait telefon bir kez daha çaldı. Ekranına göz ucuyla baktım; arayan üçüncü ağabeyim Selim’di.Selim dahi bir ressamdı ve dünyadaki tüm güzel renklere kelimenin tam anlamıyla aşıktı. Daha dört gün önce, onun için dünyada eşine az rastlanan türden nadide bir kök boya bulmuştum. Gördüğünde ne kadar çok sevineceğinden adım gibi emindim. Ama ne acı ki, Selim bu sürprizimi keşfedemeden ben o karanlıkta can vermiştim.Büyük ağabeyim Kenan titreyen elleriyle telefonu açtı. Hattın diğer ucundaki Selim’in sesi de bu kez biraz yumuşamış gibiydi:"Tamam Ayşe, uzatma artık, çocuk gibi diklenme.""Evet, büyük bir hata yaptın ama her neredeysen hemen eve dön. Seni ben koruyacağım."

  • Mazlumun Ahı Çıkar Aheste Aheste   7.BÖLÜM

    Leyla da telaşla arkasından gelmişti. Tam Kenan’a dokunacakken, Kenan’ın sert bir hamlesiyle eli geriye doğru savruldu."Defol!"Büyük ağabeyim Kenan’ın yırtıcı haykırışı karşısında Leyla korkuyla bir kenara savruldu. Birkaç kez gözlerini kırpıştırdıktan sonra gözyaşları sicim gibi yanaklarından süzülmeye başladı. Ancak takındığı bu zavallı tavır, Kenan’ın içinde en ufak bir şefkat ya da acıma duygusu uyandırmadı.Kenan, kan çanağına dönmüş gözlerini yan tarafta tir tir titreyen hizmetçilere dikti ve kükredi:"Ceset... İçerideki ceset nerede? Onu nereye götürdünüz?"Hizmetçiler korkuyla başlarını omuzlarının arasına kıstılar. İçlerinden biri her şeyi göze alarak kekeledi:"Kenan Bey... Selim Bey, o şeyin çok pis olduğunu söyleyip hemen evden çıkarıp çöplüğe atmamızı emretti!""Daha... Daha yeni kamyonla götürdüler..."Kenan bu sözleri duyduğu an gözleri karardı, dünyası bir kez daha döndü ve dizlerinin bağı tamamen çözüldü.ZIRRR... ZIRRR...Tam o sırada, Kenan’ın avucunun içinde sımsı

  • Mazlumun Ahı Çıkar Aheste Aheste   6.BÖLÜM

    Büyük ağabeyim Kenan yeniden kendine geldiğinde, bir aslanı andıran o sert ve mağrur çehresi çoktan gözyaşlarıyla ıslanmıştı.Nasıl olmuştu da bunu tamamen unutabilmişti?Elimdeki bütün parayı, onun en çaresiz anında şirketi o darboğazdan kurtarmak için ortaya koymuştum. Fakat az önce öfkeden gözü öylesine kararmıştı ki, arkasına bile bakmadan paraları alıp kaçtığımı sanmıştı.Bunu idrak ettiği an, Kenan’ın göğsüne tarifsiz, keskin bir sancı saplandı. Kalbindeki bu ani sızı, içindeki o uğursuz huzursuzluğu daha da körükledi.Leyla ise hâlâ o masum ve zavallı rolünü oynayarak parkenin üzerine düşen telefonu yerden aldı ve ürkekçe Kenan’a uzattı.Kenan’ın parmakları zangır zangır titriyordu. Telefonu adeta kıracakmış gibi sıkıca kavradı.Ekranı kaydırıp benimle olan eski mesajlaşmalarına baktı.Son konuşmamızın üzerinden tam üç gün geçmişti.Kenan, azap içinde parmaklarıyla telefonun arkasına vurup duruyordu."Ağabey, lütfen endişelenme..."Leyla yine o kırılgan sesiyle konuşmaya yeltenm

  • Mazlumun Ahı Çıkar Aheste Aheste   5.BÖLÜM

    Üç ağabeyim, üvey kız kardeşim Leyla’yı da yanlarına alarak hızla salona döndüler. Leyla daha o sahte, timsah gözyaşlarıyla dolu laflarına başlayamadan, büyük ağabeyim Kenan öfkeyle telefonuna sarıldı ve doğrudan bir numara çevirdi."Ayşe’nin adına kayıtlı ne kadar banka hesabı varsa hepsini derhal dondurun.""Ayrıca son üç güne ait bütün harcama dökümlerini önüme getirin. Bir de annemle babamdan kalan eski evlere gidip bakın.""Görüşeceğiz bakalım... Bu üç gün boyunca nereye gitmiş, nerelerde para harcamış, kendi gözlerimle göreceğim!"Kenan, buz gibi bir sesle verdiği emirlerin ardından telefonu fırlatır gibi kapattı.Kayıtlar önüme geldiğinde, bu üç gün boyunca tam olarak nerede olduğumu öğrenecekti. O zaman bana haddimi bildirecekti!İçimden acı acı güldüm.Kenan çoktan unutmuştu galiba...Yıllar önce şirketle ilgili aldığı yanlış bir karar yüzünden şirket batmanın eşiğine gelmiş, ortakları birer birer hisselerini çekmeye başlamıştı. O çaresizlik içinde kıvranırken, şirket yeniden

  • Mazlumun Ahı Çıkar Aheste Aheste   4.BÖLÜM

    Dışarıdaki ışık mahzene süzüldükçe, içerideki zifiri karanlık yavaş yavaş dağıldı.Kendi cesedime bakmak için yaklaştım.Mahzen tamamen kapalı ve havasız olduğundan, yalnızca üç gün önce ölmüş olmama rağmen bedenim sanki on gündür orada yatıyormuş gibi çürümüştü.Yüzüm oksijensizlikten mosmor kesilmiş, kararmıştı. Artık o cesedin bana ait olduğunu anlamak bile neredeyse imkânsızdı.Bir anda paniğe kapıldım.Hayattayken sahip olduğum son gurur kırıntısını bile korumak istercesine alelacele ağabeylerimin önüne geçip cesedimi görmelerini engellemeye çalıştım.Ama yaptığım her şey beyhudeydi.Kenan’ın yüzü bir anda kireç gibi bembeyaz oldu. Büyük bir panikle geriye doğru bir adım attı. Dudakları titreyerek konuştu:"O... O da ne böyle?"Yükselen ağır koku ve karşısındaki korkunç manzara yüzünü tiksintiyle buruşturdu. Hızla geri çekilip bağırdı:"Hemen uzaklaştırın şunu önümden! Çok iğrenç!"Yan taraftaki hizmetçi korkuyla haykırdı:"Kenan Bey... Bu Ayşe Hanım! Bu, onun cesedi!"Kenan’ın se

続きを読む
無料で面白い小説を探して読んでみましょう
GoodNovel アプリで人気小説に無料で!お好きな本をダウンロードして、いつでもどこでも読みましょう!
アプリで無料で本を読む
コードをスキャンしてアプリで読む
DMCA.com Protection Status