Share

2.BÖLÜM

Author: Günde Dokuz Uyku
Leyla, en büyük ağabeyim Kenan’ın ceketinin ucunu hafifçe çekiştirip yüzünü asarak konuştu:

"Ağabey, lütfen artık öfkelenme. Benim yüzümden oldu... Bünyem hassas olduğu için deniz ürünlerine alerjim varmış işte. Ablam kesinlikle bunu bilerek yapmamıştır. Ne olur onu suçlamayın!"

Kenan’ın yüzü bir anda değişti. Buz gibi bir sesle gürledi:

"O lanet kız! Biz onu bugüne kadar fazlasıyla şımarttık. Bu küstah ve zorba karakteri de bizim yüzümüzden kazandı!"

Murat’ın gözlerinde ise adeta öfke alev alev yanıyordu:

"Büyüdükçe kalbi daha da daraldı, gittikçe daha sinsi biri oldu. O olmasaydı Leyla bugün bu hâle gelir miydi?"

Tam o sırada Leyla, alerjinin izleri henüz tamamen geçmemiş olan kolunu bilerek ağabeylerinin gözleri önüne çıkardı. Cildinde hâlâ belli belirsiz kızarıklıklar vardı.

Selim, o hassas cilde büyük bir şefkatle dokundu.

"Hâlâ canın acıyor mu, Leyla?"

Leyla başını öne eğdi. Sesi sanki ağlamak üzereymiş gibi titriyordu:

"Acımıyor... Gerçekten acımıyor..."

Murat’ın içindeki öfke artık patlama noktasına ulaşmıştı. Hiddetle bağırdı:

"Hastaneye biraz daha geç kalsaydık Leyla’nın hayatı tehlikeye girecekti! Günler geçti ama o nankör kızdan tek bir mesaj bile gelmedi. Yaptıklarından en ufak bir pişmanlık bile duymuyor!"

Kenan’ın öfkesi de giderek büyüdü:

"Gidin, o lanet kızı hemen buraya getirin! Leyla’dan özür dileyecek. Bakalım bu inadı daha ne kadar sürecek? Özür dilemeden bu işten sıyrılabileceğini mi sanıyor?"

Murat ile Selim de aynı öfkeyle söze girdiler:

"Bu kadar dik başlı olmasının sebebi, arkasında bizim olduğumuzu sanması! Madem bir hata yaptı, cezasını da sonuna kadar çekecek!"

Bunu söyledikten sonra üçü de hizmetçiye döndü.

"Daha ne bekliyorsun? Çabuk git ve o nankörü buraya getir! Bir de çalışma odasındaki ceza sopasını getir!"

Kenan’ın sesi öfkeyle yankılandı:

"O kız yemeğe bilerek deniz ürünü katmasaydı, Leyla üç gün boyunca hastanede acı çeker miydi? Artık ailemizin disiplinini yeniden sağlama vakti geldi!"

Hizmetçi aldığı emre karşı gelmeye cesaret edemedi. Çaresizce başını eğip hızla benim bulunduğum mahzene doğru ilerledi.

Ben ise bir köşede durmuş, çaresizlik içinde acı acı gülümsüyordum.

Ağabeylerim, işin aslını araştırmaya bile gerek görmeden beni suçlu ilan etmişlerdi.

Üç gün önce, sırf Leyla çorba içmek istediği ve onunla aramı düzeltip gönlünü almak istediğim için mutfağa inip çorba pişiren bendim.

Leyla bana küçük bir baharat paketi uzatıp bunu çorbaya katmamı istemişti.

Normal bir çorba sandığım o yemeğin onun alerjisini tetikleyeceğini nereden bilebilirdim?

İş dünyasında sayısız insanın kaderini tek bir kararla değiştirebilen Kenan bile, Leyla’nın bu basit ve sinsi oyununu görememişti.

Bu açıkça taraf tutmak, onu kayırmak değil de neydi?

Ağabeylerimin gözünde ben hiçbir zaman üvey kız kardeşimiz Leyla kadar değerli olmamıştım.

Kalbimdeki o derin sızı ve keder giderek büyüdü.

Ama artık hiçbirinin önemi yoktu.

Ben zaten o mahzende çoktan can vermiştim.

Ağabeylerim bundan sonra bütün sevgilerini ve ilgilerini gönül rahatlığıyla Leyla’ya verebilirlerdi.

Bir süre sonra hizmetçi nefes nefese içeri koştu:

"Kenan Bey... Ayşe Hanım'a defalarca seslendik ama içeriden hiçbir tepki gelmiyor. Dinledik ama... içeriden hiç nefes sesi de duyamadık!"

Kenan’ın kaşları çatıldı. Bir anda ayağa fırladı.

Yüzü buz kesmişti.

"Bu lanet kız yine neyin numarasını yapıyor? Leyla’nın önünde diz çöküp özür dilemeyi gururuna yediremediği için mi böyle yapıyor? Bu kez az kalsın Leyla’nın ölümüne sebep olduğunu hâlâ anlamadı mı?"

Leyla, Kenan’ın ceketinin ucunu yeniden hafifçe çekiştirip sahte bir mahcubiyetle konuştu:

"Ağabey... Boş ver. Ben alt tarafı bir yetimim. Ablamın benden özür dilemesine gerek yok. Zaten buna hakkım da yok."

Bu sözler Kenan’ın içindeki öfkeyi tamamen alevlendirdi.

"Böyle ucuz numaralarla dikkat çekip bizi cezalandırabileceğini mi sanıyor? Ne münasebet! İçeride sessiz kalarak bu işten sıyrılabileceğini düşünüyorsa çok yanılıyor. Görünüşe göre ona verdiğim ceza hâlâ fazla hafif kalmış!"

"Yürüyün! Gidip onu oradan sürükleyerek çıkaralım! Bakalım daha ne kadar saklanabilecek? O dizler er ya da geç Leyla’nın önünde çökecek!"

Continue to read this book for free
Scan code to download App

Latest chapter

  • Mazlumun Ahı Çıkar Aheste Aheste   9.Bölüm

    Büyük ağabeyim Kenan, elindeki telefonu doğrudan Murat ve Selim’in önüne fırlattı.İkisi de yüzlerinde büyük bir şaşkınlıkla telefonu ellerine alıp ekranı açtılar. Ancak hemen ardından, ikinci ağabeyim Murat ile üçüncü ağabeyim Selim’in yüzleri birden değişti.Bu telefonun içinde, Leyla’nın yaptığı tüm kötülüklerin kanıtları bulunuyordu.Bu eve ilk geldiği günden itibaren kendi oyuncaklarını bilerek kırıp suçu Ayşe’nin üzerine atması ve ağabeylerinin Ayşe’ye öfkelenmesine neden olması...Üç gün önce Ayşe’nin eline bilerek alerjen maddeyi vermesi ve onu yeniden suçlaması...Bütün bunlar videolara kaydedilmişti.Her bir videoda Ayşe’nin ağabeyleri tarafından öfkeyle azarlandığı görülüyor, Leyla’nın ise bir kenarda gülüşü duyuluyordu.Selim ilk tepki veren kişi oldu. Öfkeyle ileri atılıp Leyla’nın yüzüne sertçe tekme attı. Gözleri kıpkırmızı olmuş, sesi öfkeden titriyordu:"Bunca zamandır Ayşe’yi yanlış anlayan bizdik, öyle mi? Bütün bunları sen mi yaptın?""Unutma, bizim evimize gelebilm

  • Mazlumun Ahı Çıkar Aheste Aheste   8.BÖLÜM

    Hikayenin gerçeğin tokat gibi indiği, inkarın paramparça olduğu ve ağabeylerin vicdan azabıyla kavrulmaya başladığı bu dehşet verici bölümünü; oturttuğumuz edebi üslup, isim uyumları ve yüksek dramatik tansiyonla Türkçe'ye aktardım:Kenan duvardan destek alarak ayakta durmaya çalışırken, avucunun içinde sımsıkı sıktığı bana ait telefon bir kez daha çaldı. Ekranına göz ucuyla baktım; arayan üçüncü ağabeyim Selim’di.Selim dahi bir ressamdı ve dünyadaki tüm güzel renklere kelimenin tam anlamıyla aşıktı. Daha dört gün önce, onun için dünyada eşine az rastlanan türden nadide bir kök boya bulmuştum. Gördüğünde ne kadar çok sevineceğinden adım gibi emindim. Ama ne acı ki, Selim bu sürprizimi keşfedemeden ben o karanlıkta can vermiştim.Büyük ağabeyim Kenan titreyen elleriyle telefonu açtı. Hattın diğer ucundaki Selim’in sesi de bu kez biraz yumuşamış gibiydi:"Tamam Ayşe, uzatma artık, çocuk gibi diklenme.""Evet, büyük bir hata yaptın ama her neredeysen hemen eve dön. Seni ben koruyacağım."

  • Mazlumun Ahı Çıkar Aheste Aheste   7.BÖLÜM

    Leyla da telaşla arkasından gelmişti. Tam Kenan’a dokunacakken, Kenan’ın sert bir hamlesiyle eli geriye doğru savruldu."Defol!"Büyük ağabeyim Kenan’ın yırtıcı haykırışı karşısında Leyla korkuyla bir kenara savruldu. Birkaç kez gözlerini kırpıştırdıktan sonra gözyaşları sicim gibi yanaklarından süzülmeye başladı. Ancak takındığı bu zavallı tavır, Kenan’ın içinde en ufak bir şefkat ya da acıma duygusu uyandırmadı.Kenan, kan çanağına dönmüş gözlerini yan tarafta tir tir titreyen hizmetçilere dikti ve kükredi:"Ceset... İçerideki ceset nerede? Onu nereye götürdünüz?"Hizmetçiler korkuyla başlarını omuzlarının arasına kıstılar. İçlerinden biri her şeyi göze alarak kekeledi:"Kenan Bey... Selim Bey, o şeyin çok pis olduğunu söyleyip hemen evden çıkarıp çöplüğe atmamızı emretti!""Daha... Daha yeni kamyonla götürdüler..."Kenan bu sözleri duyduğu an gözleri karardı, dünyası bir kez daha döndü ve dizlerinin bağı tamamen çözüldü.ZIRRR... ZIRRR...Tam o sırada, Kenan’ın avucunun içinde sımsı

  • Mazlumun Ahı Çıkar Aheste Aheste   6.BÖLÜM

    Büyük ağabeyim Kenan yeniden kendine geldiğinde, bir aslanı andıran o sert ve mağrur çehresi çoktan gözyaşlarıyla ıslanmıştı.Nasıl olmuştu da bunu tamamen unutabilmişti?Elimdeki bütün parayı, onun en çaresiz anında şirketi o darboğazdan kurtarmak için ortaya koymuştum. Fakat az önce öfkeden gözü öylesine kararmıştı ki, arkasına bile bakmadan paraları alıp kaçtığımı sanmıştı.Bunu idrak ettiği an, Kenan’ın göğsüne tarifsiz, keskin bir sancı saplandı. Kalbindeki bu ani sızı, içindeki o uğursuz huzursuzluğu daha da körükledi.Leyla ise hâlâ o masum ve zavallı rolünü oynayarak parkenin üzerine düşen telefonu yerden aldı ve ürkekçe Kenan’a uzattı.Kenan’ın parmakları zangır zangır titriyordu. Telefonu adeta kıracakmış gibi sıkıca kavradı.Ekranı kaydırıp benimle olan eski mesajlaşmalarına baktı.Son konuşmamızın üzerinden tam üç gün geçmişti.Kenan, azap içinde parmaklarıyla telefonun arkasına vurup duruyordu."Ağabey, lütfen endişelenme..."Leyla yine o kırılgan sesiyle konuşmaya yeltenm

  • Mazlumun Ahı Çıkar Aheste Aheste   5.BÖLÜM

    Üç ağabeyim, üvey kız kardeşim Leyla’yı da yanlarına alarak hızla salona döndüler. Leyla daha o sahte, timsah gözyaşlarıyla dolu laflarına başlayamadan, büyük ağabeyim Kenan öfkeyle telefonuna sarıldı ve doğrudan bir numara çevirdi."Ayşe’nin adına kayıtlı ne kadar banka hesabı varsa hepsini derhal dondurun.""Ayrıca son üç güne ait bütün harcama dökümlerini önüme getirin. Bir de annemle babamdan kalan eski evlere gidip bakın.""Görüşeceğiz bakalım... Bu üç gün boyunca nereye gitmiş, nerelerde para harcamış, kendi gözlerimle göreceğim!"Kenan, buz gibi bir sesle verdiği emirlerin ardından telefonu fırlatır gibi kapattı.Kayıtlar önüme geldiğinde, bu üç gün boyunca tam olarak nerede olduğumu öğrenecekti. O zaman bana haddimi bildirecekti!İçimden acı acı güldüm.Kenan çoktan unutmuştu galiba...Yıllar önce şirketle ilgili aldığı yanlış bir karar yüzünden şirket batmanın eşiğine gelmiş, ortakları birer birer hisselerini çekmeye başlamıştı. O çaresizlik içinde kıvranırken, şirket yeniden

  • Mazlumun Ahı Çıkar Aheste Aheste   4.BÖLÜM

    Dışarıdaki ışık mahzene süzüldükçe, içerideki zifiri karanlık yavaş yavaş dağıldı.Kendi cesedime bakmak için yaklaştım.Mahzen tamamen kapalı ve havasız olduğundan, yalnızca üç gün önce ölmüş olmama rağmen bedenim sanki on gündür orada yatıyormuş gibi çürümüştü.Yüzüm oksijensizlikten mosmor kesilmiş, kararmıştı. Artık o cesedin bana ait olduğunu anlamak bile neredeyse imkânsızdı.Bir anda paniğe kapıldım.Hayattayken sahip olduğum son gurur kırıntısını bile korumak istercesine alelacele ağabeylerimin önüne geçip cesedimi görmelerini engellemeye çalıştım.Ama yaptığım her şey beyhudeydi.Kenan’ın yüzü bir anda kireç gibi bembeyaz oldu. Büyük bir panikle geriye doğru bir adım attı. Dudakları titreyerek konuştu:"O... O da ne böyle?"Yükselen ağır koku ve karşısındaki korkunç manzara yüzünü tiksintiyle buruşturdu. Hızla geri çekilip bağırdı:"Hemen uzaklaştırın şunu önümden! Çok iğrenç!"Yan taraftaki hizmetçi korkuyla haykırdı:"Kenan Bey... Bu Ayşe Hanım! Bu, onun cesedi!"Kenan’ın se

More Chapters
Explore and read good novels for free
Free access to a vast number of good novels on GoodNovel app. Download the books you like and read anywhere & anytime.
Read books for free on the app
SCAN CODE TO READ ON APP
DMCA.com Protection Status