Share

4.BÖLÜM

Author: Demir
Füruzan , Melis henüz sekiz yaşındayken gitmişti. O gün babasının yaş günüydü; Melis eve büyük bir neşeyle dönmüşken, onu bekleyen hediye bir boşanma protokolü olmuştu. Melis, annesinin peşinden koşarken merdivenlerden yuvarlanmış, ayağından fırlayan ayakkabısını fark etmemişti bile. Füruzan'ın bacaklarına sarılıp hıçkırıklar içinde feryat etmişti: "Anne, gitme!"

O vakur kadın, kızının çocuksu yüzünü okşamış ve sadece "Özür dilerim," demişti.

"Anne, bu sefer okul birincisi oldum. Daha sınav kağıdıma bakmadın, veli imzası gerekiyor."

"Anne, ne olur bırakma beni. Söz veriyorum çok uslu olacağım, bir daha lunaparka gitmek istemeyeceğim, seni hiç kızdırmayacağım... Yalvarırım..."

Melis, gitmesin diye çırpınarak içindeki tüm sevgiyi kelimelere dökse de Füruzan ona sadece babasıyla mutlu olmadığını, asıl mutluluğu şimdi bulduğunu söylemişti. Melis, yabancı bir adamın valizleri arabaya yerleştirdiğini, annesinin o adamla el ele tutuşup uzaklaştığını izlemişti. Çıplak ayaklarıyla yüzlerce metre peşlerinden koşmuş; dizleri ve tabanları paramparça olana dek direnmiş ama o ulaşılamaz aracın gidişini yaşlı gözlerle seyretmişti.

O zamanlar anlayamamıştı; ancak büyüdüğünde annesinin babasını aldattığını, her şeyden ve herkesten, hatta öz kızından bile vazgeçerek çekip gittiğini öğrenmişti. On yılı aşkın süredir görüşmediği bu kadından nefret ediyordu; bir daha asla yüzünü görmemeye yemin etmişti. Kaderin cilvesiydi ki, sonunda yine ona boyun eğmek zorunda kalmıştı.

Boğazı düğüm düğüm, olduğu yerde çakılıp kaldı. Füruzan onun içindeki fırtınayı sezmiş gibi yanına gelip Melis'i yanına oturttu: "Bana kızgın olduğunu biliyorum. O zamanlar çok küçüktün; hiçbir şey sandığın gibi değildi, sana açıklayamazdım."

Füruzan, kızının yüzüne dokundu: "Kızım büyümüş... Yavrum, artık Türkiye'de kalıcıyım. Sancaktar ailesinin başına gelenleri duydum ama üzülme, artık annen yanında."

Melis, tüm o yıllanmış nefretin tek bir "anne" kelimesiyle nasıl tuzla buz olduğunu fark etti. Hıçkırarak karşılık verdi: "Anne..."

"Canım kızım... Gelmişken yemek yiyelim.Ahmet Bey bunca yıl bana çok iyi baktı. Senden iki yaş büyük bir kızı var; birazdan nişanlısıyla gelecekler, sizi tanıştırırım."

Melis'in bu yeni aileye dahil olmaya niyeti yoktu: "Anne, ben babam için geldim. İflas ettiğimizi biliyorsun, babam kalp krizi geçirdi ve ameliyat parasını bulamıyorum. Bana yardım edebilir misin? Söz veriyorum geri ödeyeceğim."

Füruzan daha cevap veremeden kapıda tanıdık bir ses yankılandı: "Melis Hanım paraya amma da sıkışmış, kapımıza kadar gelip isteyecek kadar..."

Bu sesle Melis'in başından aşağı kaynar sular döküldü. Kapıda duranlar Sena ve Demir'den başkası değildi. Kader ona bir oyun daha oynamıştı; öz annesi, can düşmanı Sena'nın üvey annesi çıkmıştı!

Kocası ve annesi, şimdi Sena'nın ailesi olmuştu. Üstelik para isterken Demir'e yakalanmıştı. Melis'in o mahcup ve perişan hâli Demir'in gözlerinden kaçmasa da adam hiçbir tepki vermeden sadece izledi.

O sırada bir bebeğin ağlama sesi odadaki buz gibi sessizliği bozdu. Melis ancak o zaman hizmetlinin ittiği ikiz bebek arabasını fark etti. Bebeklerden biri ağlamaya başlayınca Demir, usta bir hareketle çocuğu kucağına alıp pışpışlamaya başladı. Bu huzurlu "dört kişilik aile" tablosu Melis'in gözlerini yaşarttı; eğer kendi bebeği yaşasaydı, o da şimdi bu yaşlarda olacaktı. Geldiğine bin pişman olmuştu; sanki bir utanç direğine çivilenmiş gibi hissediyordu.

Garip olan, bebeğin bir türlü susmamasıydı. Demir sabırla, "Canım bebeğim, ağlama artık," dese de nafileydi. Melis, ani bir dürtüyle Demir'in yanına gidip bebeği kucağından aldı. Demir engel olmamıştı. İşin asıl tuhaf yanı, bebek Melis'in kucağına geçer geçmez susmuş, hatta gülümsemeye başlamıştı. Bir yaşındaki bebek, Demir'in kopyasıydı; minik elleriyle Melis'in şapkasındaki tüylerle oynarken ağzından hayal meyal şu hece döküldü: "AN-NA..."

Melis'in kalbine sanki bir hançer saplandı. Demir'in kendisini sevdiğine inanacak kadar saf olduğu o ilk evlilik yıllarını hatırladı. Demir, kulağına "Melis, bana bir çocuk ver," diye fısıldardı hep. Melis de okulu bitirmemiş olmasına rağmen ona istediğini vermek için hamile kalmıştı. Oysa şimdi anlıyordu ki Demir, kendisiyle birlikteyken yurt dışı seyahati adı altında başka bir kadınla da bir hayat kurmuştu.

Midesi bulandı; bebeği Demir'e adeta fırlatırcasına geri verip banyoya koştu ve kapıyı kilitledi. Çıkardığı her şey kandı; gözleri kan kırmızısına dönmüştü. Evlilikleri en başından beri koca bir yalandı. Demir'in neden o gün denizde önce Sena'yı kurtardığı, neden doğumda Sena'nın yanında olduğu şimdi anlaşılıyordu; çünkü o kadın da Demir'in çocuklarını taşıyordu!

Bir süre sonra kapı çalındı. "Melis, iyi misin?"

Melis yüzünü yıkayıp sendeleyerek dışarı çıktı. Füruzan, aradaki husumetten habersizce kızının koluna girdi: "Canım, bir yerin mi ağrıyor?"

"Bu ikisini görünce midem bulandı sadece, kusunca geçti."

"Melis, Sena'yı tanıyor musun? O hep yurt dışındaydı, aranızda bir yanlış anlaşılma mı var? Bu beyefendi ise Demir..."

Melis, annesinin sözünü kesti: "Biliyorum. Sancaktar Holding'in sahibi Demir Sancaktar. Onu kim tanımaz ki?"

"Evet, Demir Bey çok başarılı bir gençtir."

"Öyledir... Henüz boşanmadan evlenmeye kalkacak kadar yürekli biridir kendisi."

Füruzan şaşkınlıkla sordu: "Melis, ne saçmalıyorsun? Demir Bey evli değil ki, neden boşansın?"

Melis alaycı bir kahkaha attı: "O evli değilse ben neyim? Demir Bey, söylesene anneme; ben senin neyin oluyorum?"

Continue to read this book for free
Scan code to download App

Latest chapter

  • Yitirilen Ruhun Gölgesinde: Geç Kaldın Demir   30.BÖLÜM

    Melis'in incecik bileği, Demir'in pençeleri arasında dalında titreyen bir yaprak gibi savunmasızdı; Demir tek bir hamlesiyle onu dalından koparıp unufak edebilecek bir fırtına gibi üzerine devrildi. Kadının korku ve çaresizlik dolu yüzü, adamın zifiri karanlık gözlerine yansıyordu; Melis'in direnmesi, Demir'in kalbindeki son öfke kıvılcımını da alevlendirdi. Melis'in kalbi yerinden çıkacakmış gibi çarpıyordu; korku ve öfkeyle haykırdı: "Başkalarına dokunduğun ellerinle bana dokunma, çek o kirli ellerini üzerimden!"Bir sonraki an Demir, Melis'in dudaklarına kapanarak söyleyeceği tüm sözleri boğazına dizdi. Melis fal taşı gibi açılmış gözleriyle, adamın kontrolünden kurtulmak için çılgınca başını sallıyordu. Demir, elini kadının boynunun arkasından geçirip başını sıkıca kavradı ve onu bu cezalandırıcı öpücüklere boyun eğmeye zorladı.Ağzına dolan o sert ve keskin nefesle birlikte Melis, bu dudakların Sena'yı da öpmüş olabileceği düşüncesiyle sarsıldı; midesi fena halde bulandı. Nereden

  • Yitirilen Ruhun Gölgesinde: Geç Kaldın Demir   29.BÖLÜM

    Sanki yıllardır azgın sulara karşı dimdik duran ama artık çökmek üzere olan devasa bir baraj gibiydi. Hiç yıkılmayacağı sanılan o barajda aniden bir çatlak oluşmuştu; baraj pes ettiği anda sular her yeri kaplamış, taşları sürükleyip parçalamıştı.Vazgeçmek, tutunmaktan her zaman daha kolaydı. Barajın sular altında kaldığı o an, kimse onun ne kadar süre direndiğini, ne kadar zorlandığını bilmezdi. İnandığı değerlerden vazgeçmesi için ne kadar çok acı çekmiş olması gerektiğini kimse tahmin edemezdi.Melis haklıydı; intikam almanın yanı sıra Demir'in bir an önce boşanmak istemesinin bir sebebi de oğlunu kendi nüfusuna geçirmek istemesiydi. Ancak bir yıldır süren bu çekişmede Melis'in tamamen vazgeçtiği şu an, Demir beklediği kadar mutlu olmadığını fark etti."Seni bırakacağımı mı sanıyorsun? Rüyanda görürsün! Bugünden itibaren bu konakta kalacaksın. Bu hayatta benim eşimsin, ölünce de ancak benim cenazem olursun."Melis'in gözyaşları adamın yüzüne damladı, Demir'in kalbi de sanki o nemle

  • Yitirilen Ruhun Gölgesinde: Geç Kaldın Demir   28.BÖLÜM

    Melis yere düşmedi; tam yere yığılacağı anda bir çift el onu son anda kavrayıp tuttu. Onu tutan kişi Demir değil, Serkandı. Melis başını kaldırdığında Demir'in az ötede durduğunu gördü; Demir, onun yere yığılışını buz gibi bakışlarla izliyordu. Bakışlarında en ufak bir endişe yoktu, sadece derin bir umursamazlık seziliyordu. Haklıydı; onun gözünde hiç kimse durup dururken dengesini kaybedip düşmezdi, Melis'in yine oyun oynadığını düşündüğünden emindi. Demir'in kalbinde Melis'e karşı nefretten başka bir şey kalmamıştı, neden endişelensin ki?Serkan ise endişeyle sordu: "Hanımefendi, iyi misiniz?""İyiyim, sadece şekerim düştü." Melis, kendine acıyan bir gülümsemeyle yanıt verdi ve Demir'in arkasından yürümeye başladı.Kar bütün gece yağmıştı ve konağın bahçesi tamamen karla kaplıydı. Hizmetçiler ortalıkta görünmüyordu, bahçedeki karları temizleyen kimse de olmamıştı. Bu kısa mesafeyi yürümek bile Melis'i nefes nefese bırakmıştı.Rüzgâra ve kara karşı koyarak ısınmak için odaya girdi. K

  • Yitirilen Ruhun Gölgesinde: Geç Kaldın Demir   27.BÖLÜM

    Çok geçmeden bu durum kanıtlandı. Araba kavşağı döndüğünde Melis'in gözü karşı şeritteki uzun kuyruğa takıldı. Kuyruğun en başında, bariyerlere çarpmış bir Porsche duruyordu. Bu Çetin'in arabası değil miydi?Onu bıraktıktan hemen sonra kaza yapmıştı. Melis'in beti benzi attı, bağırmaya başladı: "Durun!"Koruma Ahmet bu saatten sonra duracak kadar aptal değildi; sağır taklidi yaparak yola devam etti. Melis zorla kapıyı açmaya çalışınca Demir onu sertçe bileğinden tutup kendine doğru çekti; Melis onun kucağına düştü.Adamın ağır ağır konuştuğunu duydu: "Ne o? Canın mı yandı?""Sen çıldırdın mı? Çetin Bey sadece aynı okuldan mezun olduğumuz için hastanede babamla ilgileniyor, aramızda hiçbir şey yok! Neden böyle bir şey yaptın?"Demir, serin parmak uçlarını Melis'in yüzünde gezdirerek o soğuk sesiyle mırıldandı: "Çünkü... sen ne kadar üzülürsen ben o kadar mutlu olurum."Melis, varını yoğunu harcamış bir hâlde onun gömleğine tutundu; öfke doluydu ama gücü tükenmişti. Kendini zorlayarak fı

  • Yitirilen Ruhun Gölgesinde: Geç Kaldın Demir   26.BÖLÜM

    Melis başını kaldırdı, gözlerinde alaycı bir gülümseme belirdi: "Demir Bey, bu gerçekten dahiyane bir soru. Boşanmayı isteyen zaten sen değil miydin?"Demir onun sözlerini duymazdan gelerek, beraberinde getirdiği o buz gibi havayla Melis'e iyice sokuldu. "Bu birkaç gündür onunla mıydın?"Bu kadar yakın mesafeden Melis, onun gür siyah kirpiklerinin altındaki gözlerin öfkeyle parladığını, göz aklarının kan çanağına döndüğünü ve tüm yüzüne vahşi bir ifadenin hâkim olduğunu net bir şekilde görebiliyordu.Melis durumu hemen inkâr etti: "Hayır, bu havada taksi bulmak kolay değil. Çetin Bey sadece yolunun üzeri olduğu için beni bıraktı."Demir'in ince dudaklarında küçümseyici bir gülüş kıvrıldı: "Melis, yalan söylerken gözlerini yukarı kaçırırsın. Bu huyun hâlâ değişmemiş. Bir yıldır direndikten sonra aniden pes etmen, ağır hasta babanı bırakıp ortadan kaybolman... Hepsi o adam için miydi?"Melis açıklama yapmak istemiyordu; onun gibi zeki bir adama yalan uydurmak, sadece zekasına hakaret etm

  • Yitirilen Ruhun Gölgesinde: Geç Kaldın Demir   25.BÖLÜM

    Bu görüntüleri görmeden önce babasının dürüst bir beyefendi olduğundan adı gibi emindi; şimdiyse o "Beyefendi" sıfatının yanına büyük bir soru işareti koymaktan kendini alamıyordu.Uçuşan karlar tüm şehri esir almış, yeryüzündeki her şeyi beyaza boyamıştı; oysa Melis, bu beyazlığın altında çok daha derin bir karanlığın saklı olduğunu biliyordu.Araba yol kenarında durdu; Çetin nazikçe inip Melis'in kapısını açtı. Melis'in durumu üç gün öncesine göre sadece bir parça daha iyiydi; vücudu hâlâ çok bitkindi ve Çetin'in gözünde bir porselen bebekten farkı yoktu."Dikkatli ol, yavaş hareket et. Kar yolları kayganlaştırmış, sakın düşme."Melis minnetle gülümsedi: "Çetin Bey, çok endişeleniyorsun. Dikkatli olacağım; şu dünyada yaşama tutunmayı herkesten çok ben istiyorum."Gerçeği ortaya çıkarmadan ölmemeye kararlıydı. Çetin'in destek veren elini bıraktı ve arkasını döner dönmez karşıdaki siyah arabanın içindeki adamla göz göze geldi.Demir'in bakışları, Çetin'in az önce Melis'i tuttuğu eline

More Chapters
Explore and read good novels for free
Free access to a vast number of good novels on GoodNovel app. Download the books you like and read anywhere & anytime.
Read books for free on the app
SCAN CODE TO READ ON APP
DMCA.com Protection Status