Çatı bahçemin kilidi kurcalanmıştı.Güneş ışığıyla dolup taşan cam atölyemin içi ise savaş alanına dönmüştü.Gelecek ay düzenlenecek Kuzey Amerika Sanat Bienali için hazırladığım tüm tablolar jiletlenmiş, tuvaller paramparça asılı duruyordu.Duvara kocaman, kırmızı harflerle şu sözler yazılmıştı: "OROSPU, DEFOL!"Atölyemin ortasında dikilmiş, titriyordum.Bu tablolar sadece bir milyon doları aşan bir değere sahip değildi. Onlar benim bir yıllık hayatımdı, uykusuz gecelerimin, durmaksızın çalışmamın meyvesiydi.Onlar benim özgürlük biletimdi. Bir sanatçı olarak adımı duyurmak, ailemin gölgesinden kurtulmak ve kendi başıma ayakta durabilmek için tek şansımdı.Şimdiyse hepsi yok edilmişti.Telefonumu çıkarıp binanın acil durum hattını aradım.Birkaç kez çaldıktan sonra nihayet biri açtı."Ben çatı katında oturan Alessia. Kilidim kurcalanmış, eşyalarım tahrip edilmiş. Hemen birini yukarı gönderin."Telefondaki kişi, "Ha, tamam. Personelimiz eksik. Bir saat içinde birini gönderip
Mehr lesen