Share

2. Bölüm

Author: Banu Aslan
"Alo? Aylinciğim, abini mi özledin?"

Abim öyle içten gülümsüyordu ki arayanın Aylin olduğu belliydi.

Bir zamanlar bütün sevgisini bana veren, tüm dünyayı önüme sermek isteyen o abim...

Şimdi sadece bu iki yüzlü, sinsi kızın gözünün içine bakıyordu.

"Biraz bekle Aylinciğim. İşimi bitirir bitirmez yanındayım... Tamam, biliyorum. Kendime dikkat ederim."

Uzun uzun tembihlerde bulundu. Karşı taraf bir şey söylemiş olmalı ki sesi aniden buz kesti: "Sen hiç canını sıkma. Mezuniyet tezinin seninkinden kopyalandığını Selin'e kendi ağzıyla itiraf ettireceğim. Gerekirse döve döve kabul ettiririm."

"Tamam Aylinciğim, üzülme artık. Ben dönene kadar uslu uslu evde bekle. Bu aralar dışarısı hiç güvenli değil. Bir yere çıkarsan mutlaka bana haber ver, tamam mı?"

Abimin o yumuşak ve şefkatli sesini dinlerken kendime acıyarak gülümsedim.

O benim öz abimdi ama öz kız kardeşinin sözlerine inanmak yerine, sokaktan bulup getirdiği bir yabancıya inanmayı seçmişti.

"Asıl benim tezimi kopyalayan oydu! Neden bir kez olsun bana inanmadın ki!" diye haykırdım içimden.

"Bu arada abi, pazar akşamı mutlaka gel olur mu? Sana bir sürpriz hazırladım."

Aylin'in tatlı sesi telefondan duyuldu.

İçimde aniden tehlike çanları çalmaya başladı. Panik içinde abimin kolunu sarsmaya çalıştım, sesim korkudan titriyordu: "Hayır! Gitme! Abi! Aylin... O bir deli!"

Fakat abim benim varlığımı hissedemiyordu.

O sadece sevgi dolu bir tebessümle, gözlerindeki o sonsuz şefkatle, "Merak etme. Bu davayı mümkün olan en kısa sürede bitirip eve döneceğim." dedi.

***

Telefonu kapattıktan sonra Zafer Amca'nın hâlâ kaşlarını çatmış olduğunu görünce gülümseyerek, "Tamam Amirim. Ben kurbana bir kez daha bakayım. Belki yeni bir ipucu bulurum. Sen kafana takma artık!" dedi.

Zafer Amca onu kolundan tuttu. "Dur bir dakika. Az önce Selin'i aradım ama ulaşamadım. Bir de sen dene, senin telefonunu mutlaka açar."

Abim elini umursamazca salladı. "İşim başımdan aşkın, onunla uğraşacak vaktim yok."

Zafer Amca onu ikna edemeyeceğini anlayınca çaresizce iç çekti.

Abim arkasını dönüp otopsi odasına girdi ve bir kez daha cesedimin karşısına geçti.

Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. Uzun süre kendini toparlamaya çalıştı, sonra eldivenlerini taktı ve cesedimi titizlikle incelemeye başladı.

Birden bakışları keskinleşti ve sıkıca elimi tuttu.

İçimden bir şey koptu sanki.

"Sonunda beni tanıyacak mı?" diye düşündüm.

Bileğimin iç kısmında hilal şeklinde hafif bir yara izi vardı; küçükken dağda birlikte kaybolduğumuzda bir ağaç dalının çizmesiyle oluşmuştu.

O zamanlar abim kendini suçluluktan yiyip bitirmiş, küçük mendiliyle yaramı sarmış ve beni eve kadar sırtında taşımıştı.

Yıllar geçtikçe iz silikleşmişti. Ama benim için o yara izi, en değerli anılarımızdan biriydi.

Bu izi gördüğü an beni kesinlikle tanıyacağından emindim.

Tam o sırada halam aradı.

"Mert oğlum, Selin yanında mı? Bu çocuk ne telefona bakıyor ne de mesajlara cevap veriyor."

Halam, annemle babam öldükten sonra beni gerçekten önemseyen tek akrabamdı. Onu düşününce içim sızladı.

Abimin sesi aniden öfkeyle gerildi: "Hala, onu boş ver. Gün geçtikçe daha da şımarıyor. Artık kimseyi takmıyor."

"Ah be oğlum, yine ne oldu size? Mert, bak evladım, Selin senin miden hassas diye gidip beslenme uzmanlığı eğitimi aldı, sırf senin için yemek yapmayı öğrendi. O Aylin ne olursa olsun dışarıdan gelen biri..."

Halam onu yumuşatmaya çalışıyordu.

Ancak abim halamın lafını sertçe kesti, yüzünde tiksinti dolu bir ifade vardı: "Hala, lütfen onu Aylin'le kıyaslama. Onun içi fesat, ağzından bir tek doğru söz çıkmaz. Şimdi de ortadan kaybolup bizi peşinden koşturduğunu sanıyor, oyun oynuyor. Onun kaprisleriyle uğraşacak vaktim yok benim."

"Neyse hala, çok işim var. Sonra konuşuruz."

Halam cevap bile veremeden telefonu kapattı.

Muhtemelen birinin yine benden bahsetmesi asabını bozmuştu; bileğime şöyle bir baktı ve eldivenlerini öfkeyle çıkarıp attı.

İşte böylece abim, beni tanıma fırsatını kendi elleriyle kaçırdı.

Birden dışarıdan bir gürültü koptu.

Abim dışarı çıktığında, henüz lise çağlarında, gözleri ağlamaktan kan çanağına dönmüş bir çocuk gördü.

"Yalvarırım ablamı bulun... Ablam kayboldu..." Çocuğun sesi hıçkırıklarla boğuluyor, çaresizlik akıyordu.

Abim hemen ciddileşti. "Sakin ol koçum, yavaşça anlat. Tam olarak ne oldu?"

"Ablam 21 yaşında. Dışarıda çalışıyordu ama günlerdir ona ulaşamıyorum."

"Bu dünyada ablamdan başka kimsem yok, ne olur onu bulun bana!" Çocuk konuştukça iyice dağıldı. Benim bile içim parçalandı.

Onun ablası iki gündür kayıptı. Bu yüzden telaşlanıyor, endişeleniyordu.

Ben ise dört gündür kayıptım. Benim abim hâlâ oyun çevirdiğimi, dikkat çekmeye çalıştığımı sanıyordu.

Gözlerimi kapattım. Artık ağlayamıyordum.

Bir zamanlar beni canından çok seven o abim çoktan yok olmuştu.

Continue to read this book for free
Scan code to download App

Latest chapter

  • Vahşice Öldüm, Abim Nihayet Pişman   7. Bölüm

    Gözlerini karşıya dikmişti. Yanındaki ekip arkadaşlarının birer birer yere düştüğünü çaresizce izliyordu.Sonunda, takviye ekiplerin desteğiyle Hakan vurularak etkisiz hâle getirildi ve olay yerinde hayatını kaybetti. Aylin ise sağ olarak yakalandı.Zafer Amca acilen hastaneye kaldırılarak yoğun bakıma alındı.Abim, hiç vakit kaybetmeden gece yarısı Aylin'i ağır sorguya aldı."Sen aslında kimsin? Selin'i neden öldürdün?"Abimin sıkıştırmaları karşısında Aylin alaycı bir şekilde sırıttı ve tek bir kelime bile etmedi.Ne yaptıysalar ağzını açtıramadılar.Abim öfkeyle masaya sertçe vurdu. "Konuşmayınca gerçeği öğrenemeyeceğimi mi sanıyorsun?"Çok geçmeden bir polis memuru Aylin'in dosyasını getirdi."Gerçek adın Zeynep Demir mi? Yani baban Davut Demir mi?"Abim hayretle Aylin'e baktı. "Babamın vurduğu soyguncunun kızı mısın?"Aylin hafifçe kıkırdadı: "Aynen öyle. Bunca yıl bana gösterdiğin ilgi ve özen için sana teşekkür etmeliyim. Benim uğruma öz kardeşini bile gözden çıkardın. Babam eğe

  • Vahşice Öldüm, Abim Nihayet Pişman   6. Bölüm

    Bunu bu kadar arsızca ortaya çıkarabilmesinin sebebi, muhtemelen abimin ona verdiği o sonsuz güvendi.Aylin ne söylerse söylesin, abim ona gözü kapalı inanırdı.İşte bu yüzden, abimle aramı bu kadar pervasızca açmaya cesaret edebiliyor, hakkımda durmadan yalanlar uydurabiliyordu.Şimdi bile abim hâlâ ona inanmayı seçiyordu.Uzun bir sessizliğin ardından abim konuştu: "Önce gizlice araştıralım. Yarın akşam şüphe uyandırmamak için her zamanki gibi onunla görüşmeye gideceğim."Fakat Aylin'in tek bir gece bile beklemeye niyeti yoktu.Abim sözünü bitirir bitirmez telefonu çaldı."Abi... Selin'in başına bir şey geldiğini duydum. İyi misin?" Sesi endişe ve korkuyla doluydu.Abim Zafer Amca'ya bir bakış atıp sakince, "Evet, iyiyim." dedi.Kısa bir sessizlikten sonra Aylin temkinli bir sesle ekledi: "Abi... Katil henüz yakalanmadı. Çok korkuyorum. Bu gece gelip benimle kalır mısın?"Zafer Amca'nın başıyla onaylaması üzerine abim kabul etti: "Tamam. Hemen geliyorum."Telefon kapanır kapanmaz Zaf

  • Vahşice Öldüm, Abim Nihayet Pişman   5. Bölüm

    "Her gün yeni bir vukuat! Ay sonunda Aylin'in mezuniyet töreni var, eğer gelmezsen seni kendi ellerimle gebertirim!"Bunu söyledikten sonra telefonu yüzüme kapattı.Ağzımdan çıkmak üzere olan yardım çığlığını yarıda kesti.Yaşama tutunmamı sağlayan son umudu da elimden aldı.Telefonu kapattıktan sonra Hakan alaycı bir şekilde sırıttı."Bak abin kız kardeşime ne kadar değer veriyor. Şu an senin yok olmanı her şeyden çok istiyor. Ben de ona yardım edeyim bari."Bıçak aşağı indi ve bilincimi kaybettim.***Asistan, abimin peşinden giderken elde edilen bulguları tek tek aktarıyordu: "Kan izleri toplandı ve incelemeye gönderildi. Yakında bir sonuç çıkacaktır."Abim yere çömeldi ve katilin gözden kaçırmış olabileceği en küçük ipucunu bile dikkatle aramaya başladı.O an tek isteğim ona gerçeği söyleyebilmekti: "Abi, katil aslında tam yanında."Abim dedektiflik bürosuna döndüğünde Cem Bey'in yüzü son derece ciddiydi."Adli tıp raporu çıktı. Ölen kişi... Selin."Abimin dizleri titredi. Rapora d

  • Vahşice Öldüm, Abim Nihayet Pişman   4. Bölüm

    Abim kalakaldı, gözlerinde şaşkınlık belirdi. "Sen ne saçmalıyorsun? Selin'in telefonunun sende ne işi var?""Mert Abi, asıl olay yerini bulduk, telefon da buradaydı. Bence kendin gelsen iyi olur."Telefondaki sesi duyan abim hafifçe sendeledi. Dudakları aralandı ama boğazına bir şey düğümlenmiş gibiydi; tek kelime edemedi.Zafer Amca aceleyle abimin kolundan çekiştirdi: "Dikilip durma öyle şapşal gibi, hadi çabuk!"Abim ancak o zaman kendine gelebildi. Aceleyle Aylin'e, "Sen eve git, ben seni sonra ararım," dedi.Aylin gözyaşları içinde elini uzatıp onu durdurmak istedi ama boşluğu tuttu.İlk defa abimin benim için Aylin'i öylece arkasında bırakıp gittiğini görüyordum.Onun hızla uzaklaşan sırtına bakarken içimde karmaşık duygular kabardı.O kısacık anda, beni her zaman el üstünde tutan abim sanki yeniden yanıma dönmüş gibiydi.***Olay yerine vardığımızda bir asistan telefonumu uzattı."Mert Abi, telefonu köşede bulduk. Etrafı kan içindeydi. Muhtemelen mağdur kaçmaya çalışırken düşür

  • Vahşice Öldüm, Abim Nihayet Pişman   3. Bölüm

    Abim ile Zafer Amca birbirlerine baktılar. Karşılarında hıçkıra hıçkıra ağlayan çocuğu izlerken abim dudaklarını sıkıca bastırdı. Ona bu korkunç ihtimali nasıl söyleyeceğini bilemiyordu."Az önce kimliği henüz belirlenemeyen genç bir kadın cesedi bulduk..." dedi abim. Ses tonu ister istemez yumuşamıştı.Çocuğun dizlerinin bağı çözüldü, neredeyse yere yığılacaktı. "Hayır... Bu olamaz..." diye mırıldanıp durdu.İfade vermek üzere götürülürken neredeyse başkalarının desteğiyle yürüyebildi.Tam o sırada telefonu çaldı.Karşı taraftan neşeli bir kadın sesi geldi. "Kardeşim, neredesin sen? Neden evde değilsin? İki gündür yoldayım. Eve gelip sana sürpriz yapayım demiştim!""Abla! Sana bir şey oldu sandım. Hemen eve geliyorum."Çocuk gözyaşlarını sildi, onlara başını eğerek teşekkür etti ve hızla oradan koşarak uzaklaştı.Ben de abim de derin bir nefes aldık.Soruşturma ilerledikçe sahaya gönderilen tüm dedektifler de tek tek geri döndü. Ne yazık ki hiçbiri işe yarar bir ipucu getirememişti.A

  • Vahşice Öldüm, Abim Nihayet Pişman   2. Bölüm

    "Alo? Aylinciğim, abini mi özledin?"Abim öyle içten gülümsüyordu ki arayanın Aylin olduğu belliydi.Bir zamanlar bütün sevgisini bana veren, tüm dünyayı önüme sermek isteyen o abim...Şimdi sadece bu iki yüzlü, sinsi kızın gözünün içine bakıyordu."Biraz bekle Aylinciğim. İşimi bitirir bitirmez yanındayım... Tamam, biliyorum. Kendime dikkat ederim."Uzun uzun tembihlerde bulundu. Karşı taraf bir şey söylemiş olmalı ki sesi aniden buz kesti: "Sen hiç canını sıkma. Mezuniyet tezinin seninkinden kopyalandığını Selin'e kendi ağzıyla itiraf ettireceğim. Gerekirse döve döve kabul ettiririm.""Tamam Aylinciğim, üzülme artık. Ben dönene kadar uslu uslu evde bekle. Bu aralar dışarısı hiç güvenli değil. Bir yere çıkarsan mutlaka bana haber ver, tamam mı?"Abimin o yumuşak ve şefkatli sesini dinlerken kendime acıyarak gülümsedim.O benim öz abimdi ama öz kız kardeşinin sözlerine inanmak yerine, sokaktan bulup getirdiği bir yabancıya inanmayı seçmişti."Asıl benim tezimi kopyalayan oydu! Neden bi

More Chapters
Explore and read good novels for free
Free access to a vast number of good novels on GoodNovel app. Download the books you like and read anywhere & anytime.
Read books for free on the app
SCAN CODE TO READ ON APP
DMCA.com Protection Status