Share

Eski Kocamın Pişmanlığı
Eski Kocamın Pişmanlığı
Author: Evelyn M.M

Bölüm 1

Author: Evelyn M.M
Arabamdan indim ve malikâneye doğru yavaşça yürüdüm. Ellerim titriyor, bedenim ter içindeydi.

Bittiğine hâlâ inanamıyordum. Ondan sonunda boşanmıştım. Bunun kanıtı şu an çantamın içindeydi. Son evrakları ona teslim etmek ve Noah’ı almak için buraya gelmiştim.

Evin içine girince alçak sesli konuşmaları takip ettim ama mutfağa yaklaştığım anda olduğum yerde durup kaldım.

Artık onları net bir şekilde duyabiliyordum ve işittiklerim ruhumu buz kestirdi.

"Seninle ve annemle neden birlikte yaşayamıyoruz, hâlâ anlamıyorum," diye babasına sordu Noah.

Titreyen ellerim göğsüme gitti. Sesindeki hüzün kalbimi paramparça ediyordu. Noah için her şeyi yapardım ama bu boşanma kaçınılmazdı.

Evliliğimiz bir hataydı. Bizimle ilgili her şey baştan sona bir hataydı. Gerçeği görmem sadece biraz zaman almıştı.

"Nedenini biliyorsun Noah, annenle ben artık birlikte değiliz," diye yumuşak bir ses tonuyla cevap verdi.

Gerçekten çok tuhaftı. Evliliğimiz boyunca benimle bir kez olsun yumuşak konuşmamıştı. Sesi hep soğuktu. Hep dümdüz ve duygudan tamamen yoksundu.

"Ama neden?"

"Bazen böyle şeyler olur," diye mırıldandı.

Kaşlarını çattığını gözümde canlandırabiliyordum. Noah daha fazla soru sormasın diye ona durumu anlatmaya çalışıyordu. Ama Noah benim oğlumdu. Merak ve sorgulama onun kanında vardı.

"Onu sevmiyor musun?"

Bu basit ama içten soru nefesimin boğazımda düğümlenmesine neden oldu. Bir adım geri çekilip duvara yaslandım. Kalbim deli gibi çarparken vereceği cevabı bekledim.

Cevabının ne olduğunu zaten biliyordum. Ne olduğunu hep biliyordum. Noah dışında herkes muhtemelen o kahrolası cevabı biliyordu.

Gerçek şu ki beni sevmiyordu. Hiç sevmemişti ve asla sevmeyecekti. Bu, gün gibi ortadaydı. Bunu bilmeme rağmen yine de cevabını duymak istiyordum. Oğlumuza gerçeği mi söyleyecek, yoksa yalan mı söyleyecekti?

Boğazını temizledi, belli ki zaman kazanmaya çalışıyordu. "Noah..."

"Baba, annemi seviyor musun, sevmiyor musun?" diye tekrar sordu Noah, sesinde kesin bir ifade vardı.

Yenilmiş gibi iç çektiğini duydum. "Bana seni verdiği için onu seviyorum," dedi sonunda.

Bu bir cevap değil, geçiştirmeydi.

İçimi dolduran acı dalgasına karşı gözlerimi kapattım. Bunca zamandan sonra bile hâlâ canımı yakıyordu. Kalbim yeniden kırılıyormuş gibi hissediyordum. İçimdeki küçücük bir parçanın neden onun cevabının farklı olmasını umut ettiğini bilmiyordum.

O üç kelimeyi bana hiçbir zaman söylemedi. Ne evlendiğimizde, ne Noah’ı doğurduğumda, ne geçen yıllar boyunca ne de birlikte olduğumuz gecelerde.

Evliliğimiz boyunca kendini hep geri tuttu. Ben ona sahip olduğum her şeyi verdim ama karşılığında bana acı ve kalp kırıklığından başka hiçbir şey vermedi.

Evliydik ama evliliğimizde iki kişi yerine üç kişiydik. O, ben ve hayatının aşkı. Dokuz uzun yıldır vazgeçmeyi reddettiği kadın.

Gözlerim yaşlarla doldu ama onları sildim. Ağlamaktan yorulmuştum. Beni istemeyen bir adamın peşinden koşmaktan yorulmuştum.

"Başkalarının konuşmalarını dinlemenin kaba bir davranış olduğunu sana hiç söyleyen olmadı mı?"

Derin sesi sessizliği yarıp geçti. Düşüncelerimi de beraberinde böldü. Omuzlarımı dikleştirip mutfağa girdim.

Artık eski kocam olan Rowan Wood, orada, mutfak tezgâhının yanında duruyordu.

Alaycı gri gözleri beni olduğum yere çiviledi.

Bakışlarım oğluma kaydı. Gururum, neşem. Hayatımdaki tek güzel şey. Yakışıklılığını kesinlikle babasından almıştı. Benim kahverengi saçlarıma ve onun delici gri gözlerine sahipti.

"Merhaba." Onlara hafifçe gülümsedim.

"Merhaba anne," dedi Noah, yarım yediği sandviçini yere bırakıp tezgâhtan aşağı atlayarak. Koşarak yanıma geldi ve belime sarıldı. "Seni özledim."

"Ben de seni özledim, sevgilim," diyerek benden uzaklaşıp yemeğine dönmeden önce alnına bir öpücük kondurdum.

Olduğum yerde tuhaf bir şekilde dikildim. Burası eskiden benim evimdi ama artık kendimi burada eğreti hissediyordum. Sanki buraya ait değilmişim gibi.

Aslına bakarsam, hiçbir zaman ait olmamıştım.

Bilerek ya da bilmeyerek, bu evi 'ONU' düşünerek inşa etmişti. Bu 'ONUN' hayalindeki evdi, renk paletine kadar her şey.

Bu, onu bırakmaya hiç niyeti olmadığının ilk işareti olmalıydı. Ona duyduğum aşkın karşılığını vermeyeceğinin.

"Burada ne yapıyorsun?" diye rahatsızlıkla sordu ve saatine baktı. "Noah'la geçirdiğim zamanı bölmeyeceğine söz vermiştin."

"Biliyorum... Bugün boşanma kararını aldım ve Noah'ı alırken sana kopyasını getirebileceğimi düşündüm."

Yüzü taş gibi sertleşti, dudakları ince bir çizgi hâline geldi. Bana her böyle baktığında içimde bir parça kırılıyordu. Kendimi bildim bileli onu seviyordum ama bunun onun için zerre kadar anlamı yoktu.

Defalarca kalbimi kırdı ve ruhumu paramparça etti. Onu sevmeye devam ettim. Tutundum. Bir şeylerin değişeceğini düşündüm ama hiçbir zaman değişmediler.

Evlendiğimizde sonunda sevgi göreceğimi düşünmüştüm. Çocukluğumdan beri özlemini çektiğim o sevgiyi. Yanılmışım. Evlilik bir kâbusa dönüştü. Sürekli onun geçmişindeki hayaletle savaşıyordum. Ne kadar çabalarsam çabalayayım asla boy ölçüşemeyeceğim bir kızın hayaletiyle.

Göğsümü ovuşturdum. İçime hapsolmuş acıyı hafifletmeye çalışıyordum.

Ama hiçbir işe yaramıyordu. Aylardır ayrı olmamıza rağmen hâlâ lanet olası şekilde canımı yakıyordu.

"Noah, odana çıkabilir misin? Annenle bir şey konuşmamız gerekiyor," dedi Rowan sıkılı dişlerinin arasından; 'anne' kelimesi ağzından tiksintiyle dökülmüştü.

Başını sallamadan önce bir anlığına ikimize baktı.

"Kavga etmek yok," diye emretti gitmeden önce.

Noah, onu duyamayacağımız bir mesafeye uzaklaşır uzaklaşmaz, Rowan öfkeyle yumruğunu tezgâha vurdu. Bana hitap ederken gri gözleri buz gibiydi.

"Oğlumla geçirdiğim zamanı bölmek yerine onları kahrolası ofisime gönderebilirdin," kelimeler dudaklarından bir hırlamayla döküldü. Elleri yumruk hâlindeydi ve üzerime patlamaya hazır gibi görünüyordu.

"Rowan..." diye iç çektim, cümleyi tamamlayamayarak.

"Hayır. Lanet olasıca hayır! Dokuz yıl önce hayatımı altüst ettin, o lanet boşanmayı istediğinde bunu tekrar yaptın, bu canımı yakma yöntemin miydi? Seni sevemediğim için beni oğlumdan ayırmak. Sana bir haberim var Ava, senden kahrolasıca nefret ediyorum."

Sözünü bitirdiğinde ağır ağır nefes alıyordu. Ağzından çıkan öfkeli sözler, doğrudan bana ateşlenen kurşunlar gibi dökülüyordu. Kalbimi delip geçtiklerini hissettim. Her bir kelime zaten kırılgan olan kalbimi paramparça ediyordu.

"B-Ben..."

Hâlâ sevdiğiniz adam sizden nefret ettiğini söylediğinde söylenecek ne kalırdı ki?

"Sadece defol şu lanet evimden... Onunla zamanım bittiğinde Noah'ı eve getireceğim," diye tersledi.

Boşanma kararını tezgâhın üzerine bıraktım. Tam özür dileyecektim ki telefonum çaldı. Çantamdan çıkarıp arayan kişiye baktım.

'ANNE.'

Görmezden gelmek istedim ama önemli bir şey olmadıkça beni asla aramazdı.

Ekranı kaydırıp telefonu kulağıma götürdüm.

"Anne..." diye iç çektim.

Cümlemi bitirmeme fırsat vermedi.

"Hemen hastaneye gel! Baban vuruldu!" dedi telefonu kapatmadan önce neredeyse histerik bir şekilde.

Telefon elimden kayıp düştü. Şok olmuştum.

"Ne oldu?" sesi zihnime nüfuz etti.

Kalbim hızla çarparken, başımı kaldırmadan telefonumu aldım ve ona cevap verdim.

"Babam vurulmuş."

Continue to read this book for free
Scan code to download App

Latest chapter

  • Eski Kocamın Pişmanlığı   Bölüm 100

    AvaEvimin yerle bir edilmesinin üzerinden yaklaşık iki ay geçmişti. Bu süre içinde başıma başka hiçbir şey gelmedi.Başka bir saldırı olmadı. Her şey sessizliğe büründü ve ben de o herifin beni öldürmekten vazgeçtiğini ummaya başladım.Emniyet müdürü ise fazla umutlanmamam gerektiğini söylüyordu. Dikkatli olmamı ve gözümü dört açmamı tavsiye etti.Ona göre böyle insanlar kolay kolay pes etmiyordu. Muhtemelen doğru zamanı kolluyor, plan yapıyor ve saldırmak için en uygun anı bekliyordu.Ne demek istediğini anlıyordum ama ortalık bu kadar sessizken umutlanmamak da zordu. Beni rahat bıraktıkları düşüncesine kapıldığımda gevşemek ve gardımı düşürmek çok kolaydı.Geçtiğimiz birkaç ay hayatımın en güzel dönemiydi. Elbette Noah'la geçirdiğim anlarla kıyaslanamazdı ama yine de gerçekten harikaydı.Onları bu kadar güzel yapan şey Ethan'dı. Onunla geçirdiğim her an, kendim hakkında bana yeni bir şey öğretiyordu.Onun yanında olmayı seviyordum. Dürüst olmak gerekirse ona karşı bir şeyler

  • Eski Kocamın Pişmanlığı   Bölüm 99

    "Hiçbir şey... Sadece sesini duymaya ihtiyacım vardı." diye cevap verdim; cümlenin sonunda sesim titredi."İyi misin, tatlım?" diye sordu. Sesinden endişelendiği belliydi.Çocukluğumdan beri bana söylediği bu sevgi sözcüğünü duyunca gülümsedim. "İyiyim. Sadece iş yüzünden biraz stresliyim. Hepsi bu.""Çok fazla çalışıyorsun. Bir tatile falan çıkman lazım. Sonuçta bunu karşılayamayacak durumda değilsin." diye kıkırdadı.Bir şeyleri yerinden oynattığını duydum, ardından tencere ve tavaların o kendine özgü sesi geldi. Bahse girerim kek yapıyordu. Kek yapmayı her şeyden çok severdi."İşler biraz sakinleşince tatile çıkacağım. Şu anda gerçekten çok fazla şey oluyor." diye yarı doğru bir cevap verdim.Yaklaşan felaket yüzünden o tatile hiçbir zaman çıkamayabilirdim. İyi bir insan değildim. Bunu biliyordum ama yine de bu her şeyin istediğim gibi gitmesi için dua etmeme engel değildi."Peki…" Sonunda pes etti. "Ama en azından bir hafta sonunu kendine ayır ve biraz dinlen. Sana iyi gelir

  • Eski Kocamın Pişmanlığı   Bölüm 98

    Anonim KişiDairemde bir aşağı bir yukarı dolaşıyor, içimdeki huzursuzluğu bir türlü üzerimden atamıyordum. O herifi aramayı denedim ama telefonlarımı açmıyordu.Ava'nın evini ateşe verdiğinden beri sessizliğe bürünmüştü. Bu, her şeyden çok beni korkutuyordu çünkü ne planladığını bilmiyordum.Ne planladığını bilmiyorsam, Siyah Kobra gibi işleri eline yüzüne bulaştırması ihtimaline karşı tedbir alamazdım.Telefonumu elime alıp adamlarımdan birini aradım."Patron?" Blake daha ilk çalışta telefonu açtı."Onun yerini tespit edebildin mi?" diye sordum.Kolay kolay endişelenen biri değildim. Hiçbir şey konusunda kaygılanmazdım ama bu kez durum farklıydı. İçimde, kötü bir şeyler olacağına dair berbat bir his vardı.İçimi kemiren o uğursuzluk hissinden bir türlü kurtulamıyordum."Hayır... Sanki tamamen ortadan kayboldu." diye cevap verdi. Bu sözleri üzerine küfrettim. "Kimse yerini tespit edemedi."Siyah Kobra'nın yakalandığını öğrendiğimde ondan kurtulmam gerektiğini biliyordum.Po

  • Eski Kocamın Pişmanlığı   Bölüm 97

    Tamamen aklını kaçırmıştı. İnsanlar birbirlerini sevmeseler bile evli kalabilirlerdi, bu alışılmadık bir şey değildi ki. Dokuz yıl, Ava'yı sevmediğim gerçeğini değiştiremeye yetmezdi. Hele ki benimle yatmak için çevirdiği o numaradan sonra hiç değiştiremezdi."O hâlde Ethan'la çıkması konusunda neden bu kadar büyük tepki verdiğini bana açıkla." diye üsteledi."Sana zaten söyledim! Başka herhangi bir adamla çıksaydı umurumda bile olmazdı ama o polisle ilgili bir şeyler hiç doğru gelmiyor."Dönüp dolaşıp aynı şeyi konuşuyorduk ve bu beni gittikçe daha da öfkelendiriyordu. En azından beni anlayacağını düşünmüştüm ama belli ki anlamıyordu. Bunun yerine, Ava'ya karşı hislerim olduğu ve onu kıskandığım gibi saçma bir fikre kapılmıştı."Ava'nın dokuz yıl önce yaptığının yanlış olduğunu kabul eden ilk kişi ben olurum. Bunun yüzünden ona korkunç davrandık ama sarhoş olduğunu söylediğinde yalan söylemiyor da olabilir. Ya gerçekten doğruyu söylediyse?""Bu imkânsız.""Öyle mi? Hepimiz senin

  • Eski Kocamın Pişmanlığı   Bölüm 96

    Rowan"Başına ne geldi böyle?" diye sordu Gabe, yüzüme dayadığım buz torbasına bakarak."Ethan…" diye homurdandım sadece. Kardeşimle uğraşacak hâlim yoktu.Kahretsin! O herifle gerçekten kavga ettiğime hâlâ inanamıyordum. O kadar öfkelenmiştim ki söylediklerine kapılıp kendimi kaybetmiştim."Polis olan mı?" diye sordu merakla. "Ava'nın yeni sevgilisi mi?"Bunu duyduğum anda patladım. Buz torbasını alıp duvara fırlattım."Onun sevgilisi değil." diye tersledim ve ayağa kalktım.Duygularım hâlâ çok tazeydi. Ava'nın o herifin sahtekâr olduğunu neden göremediğini hâlâ anlayamıyordum.Onun hakkında derinlemesine hiçbir şey öğrenememiştim. Raporlar onu düzgün biri olarak gösteriyordu. Sıradan, normal bir adamdı. Ama içimdeki ses aksini söylüyordu. O adamda beni rahatsız eden bir şey vardı. Gizlediği bir şey… İçgüdülerim daha önce hiç yanılmamıştı."Duyduğuma göre öyle… Ne oldu?"İçimdeki öfkeyi bastırmaya çalışarak derin bir nefes aldım."Ava'nın yeni evine mobilyaları taşımasına y

  • Eski Kocamın Pişmanlığı   Bölüm 95

    Onlara dönmeden önce kapıyı açtım. Altı el, dört elden iyiydi. Üstelik bazı parçalar oldukça ağır görünüyordu. Sadece benimle Ethan'ın taşımasındansa, üçümüzün birlikte taşıması çok daha kolay olurdu. "Böyle birbirinize bakmayı bırakıp bana yardım edecek misiniz?" diye sordum, ikisi de kılını kıpırdatmayınca.Rowan homurdandı ve ağır adımlarla bana doğru geldi. Ethan da kısa süre sonra onu takip etti."Peki, önce neyi taşıyacaksınız?" diye mırıldandım, ikisi de hâlâ ne yapacağını bilemez hâlde öylece durunca.Sinirlerimi bozmaya başlamışlardı. Gitmelerini istesem de ikisinin de kolay kolay gitmeyeceğinden emindim. Ama yardım etmeye de yanaşmıyorlardı. Bunun böyle olacağını bilseydim, birilerini tutar, işi onlara bırakırdım.Sonunda ilk harekete geçen Ethan oldu ve kanepenin bir ucunu tuttu. Rowan ise çenesini birkaç kez sıkıp gevşettikten sonra diğer ucunu kavradı.Hiç konuşmadan kanepeyi taşıyıp oturma odasına götürdüler. Ben de tek başıma rahatça taşıyabileceğim şeyleri seçip

More Chapters
Explore and read good novels for free
Free access to a vast number of good novels on GoodNovel app. Download the books you like and read anywhere & anytime.
Read books for free on the app
SCAN CODE TO READ ON APP
DMCA.com Protection Status