Sanki bulutların üzerinde süzülüyordum, her şey hafiflemişti. Özel odadakinden çok daha rahat nefes alıyordum. Mışıl mışıl uyuyordum ki, başım bir yere sertçe çarptı. Acı hissetmiyordum ama hafifçe kendime gelmeme yetmişti.Ne var ki sadece hafifçe. Hemen gözlerimi tekrar kapattım, bu sefer yüzümü sıktılar.Ellerimi sallayarak, bilinçsizce mırıldandım, "Ozan... Ozan... lütfen... işe gideceğim..."Yüzüm aniden acıdı, etrafımdaki ısı düştü, soğuktan ürperdim."Eylül, gözlerini aç da bak bakalım ben kimim!"Gözlerimi açtım, Alparslan bir anda karşımda belirmişti. Siyah gözleriyle bana bakıyor, sakinliğinin içinde gizli bir öfke taşıyordu. "Sevgilim?" Uzanıp boynuna sarıldım, defalarca seslendim, "Sevgilim, sevgilim, Ozan çok kötü, dayak at ona, dayak!"Başımı boynuna gömdüm, ağlayacak gibi olmuştum, "Neden sesimi duymuyorsun?"Siyah gözleri beni süzüyor, camın kenarına bastırarak dikkatle inceledi, "Eylül, sen benim sözlerimi rüzgara mı savuruyorsun? Yoksa sana bakmaya gücümün yetmediği
Leer más