Partager

Bölüm 4

Auteur: İnci Tan
Çisem durumu hemen kavradı, tam zamanında araya girdi. "Efe, herkes yengenin aleyhinde konuştu diye keyfini bozma. Herkes senin iyiliğini düşünüyor. Düşünsene, yıllardır arkadaşsınız. Sözlerinde yanlışlık olsa bile duymazdan gel, içine atma!"

"Kızmadım." Efe telefonunu cebine koydu. "Boş verin, bir yere gitmez o, hadi."

Ne de olsa, beş yıldır evleri dışında hiçbir yere gitmemişti, gidecek yeri de yoktu.

Adem, Çisem'e bir bakış attı, mırıldandı: "Yine de bizim Çisem olgun. O zamanlar ayrılmasaydınız..."

"Ne diyorsun?" Çisem, Adem'i tersledi. "Bütün gece çeneni tutamadın, saçmalayıp duruyorsun! Efe evlendi artık, böyle konuşman uygun değil..."

Böyle derken gözlerinde bir hüzünle Efe'ye baktı. "Ben bir şey istemiyorum. Sadece beni hâlâ aranıza kabul edin, yanımda olmanız bana yeter..."

"Saçmalama. Sen her zaman grubumuzun en sevilenisin. Kim seni üzmeye kalkarsa, biz abilerin peşini bırakmayız! Değil mi Efe?" Adem babacan bir tavırla göğsüne vurdu.

Efe pek konuşmadı, sadece elindeki kadehi hafifçe sallıyordu.

Bu sahne tanıdıktı.

Yıllar önce de böyleydi. Küçük kardeşlerinin Çisem'le şakalaşıp gülüşmesini izler, ancak iş çığırından çıkıp ona danıştıklarında "adaleti" sağlardı.

O an yine ona sormuşlardı. Hafifçe gülümsedi: "Tabii."

***

Defne eve dönmedi.

Ayırttığı otele yerleşti.

Tüm kırgınlık ve acı, otel kapısının kapandığı o anda patlak verdi.

Adem'in onun topallamasını taklit edişi gözünün önünde canlanıp duruyordu. Kahkahalar bir lanet gibi kulaklarında yankılanıyordu.

Aslında, Efe'nin kardeşlerinin arkasından onun hakkında söylediklerini çoktan biliyordu. Ama hiçbir zaman Efe'ye anlatmamıştı.

Onlar Efe'nin yıllardır kardeşleriydi, biliyordu.

Efe dışarıda çok yoruluyordu, onu da biliyordu.

Bu yüzden sorun çıkarıp onu rahatsız etmek istemiyor, hele kendisi yüzünden kardeşleriyle arasının açılmasını hiç istemiyordu.

Ama şimdi anlıyordu ki, boşuna düşünmüştü.

O kendisi yüzünden kardeşleriyle nasıl arasını bozardı ki?

Onlar yıllarının kardeşleriydi!

O neydi ki?

Sadece minnet borcu yüzünden zorla evlendiği bir yüktü. Onsuz, hayatı daha mutlu olurdu.

"O bir topal işte! Onu sen almasan kim alır?"

"Topalın teki, Efe gibi birine vardı, daha ne istiyor?"

"Efe'nin yerinde olsam, o gün arabanın altında kalan ben olaydım da, topal birini alıp millete rezil olmayaydım."

"Öteki patronların yanında göz alıcı, asil eşleri var. Bizim Efe'nin ise dışarı çıkaracak biri bile yok."

Bu beş yılda duyduğu tüm dedikodular bir dalga gibi üzerine çullandı. Dev bir girdap onu sarıp sarmaladı, içine çekti, boğdu.

Nefes alamıyordu. Acıdan kalbi ve ciğerleri parçalanıyordu.

Titreyen elleriyle, beş yıldır açmaya cesaret edemediği bir albümü telefonunda açtı. Lisans dönemindeki çalışmalarının ve gösterilerinin kayıtlarıydı.

Artık sahneye çıkamadığından beri, dansla ilgili tüm fotoğraf ve videoları buraya kilitlemiş, şifre koymuş, bir daha açmamıştı.

Şimdi, titreyen parmağıyla rastgele bir videoyu açtı.

Müziğin içinde, dönüyor, sıçrıyor, havada tam bacak açıyordu.

O zamanlar o da parlıyordu, o da dimdik ve çevikti, o da alkış tufanlarıyla karşılanırdı...

Öyleyse, birini kurtarmak hata mıydı?

Ama Efe’yi kurtardığı o gün, onunla evlenmeyi düşünmemişti ki.

Evlenelim diyen oydu. Büyük bir evlilik teklifi töreni düzenlemiş, kocaman bir pırlanta yüzükle önünde diz çökmüş, ona umut vermişti...

Titreyen eliyle telefonu sertçe kapattı. Beş yıldır ilk kez kendini yatağa atıp hıçkıra hıçkıra ağladı.

Çok uzun süre ağladı.

O kadar uzundu ki, sonunda kendi de yoruldu. O kadar uzundu ki, tek bir damla yaş kalmadı. Sadece göğsünde alev gibi yanan, yalayan bir acı kaldı.

Ama işte bu acıydı, bu boğucu girdapta çırpındıktan sonra bir nebze berraklık bulmasını sağlayan.

Ne kadar acırsa, o kadar uyanıyordu.

Banyoya gidip var gücüyle yüzünü yıkadı, kendini sakinleştirdi.

Aynada, tüm ışıltısını yitirmiş haline baktı. Sessizce kendi kendine söyledi: "Defne, bir kere ağlamak yeter. Daha fazla ağlamak yok. Şimdi, güzelce yemeğini ye, güzelce dinlen, yarın sınavını güzelce ver."

Tek şükredebildiği, bu upuzun beş yıllık evlilikte, zaman geçsin diye her gün ders çalışmış olmasıydı.

Büyük bir hevesi olduğundan değil, sadece vaktin fazlasıyla çok ve sıkıcı olmasındandı.

Efe'nin eve dönüşünü beklemek, tüm hayatıydı.

Ama Efe hep çok geç dönerdi.

Başlangıçta işinin yoğun olduğunu sanmıştı. Sonra, sadece erken dönüp onunla yüzleşmek istemediğini anladı.

Kendi kulağıyla duymuştu.

O zamanlar, Efe'nin yorgunluğuna üzülüyor, cesaretini toplayıp ona ilgi gösteriyordu. El emeğiyle hazırladığı akşam yemeğini şirkete götürmüştü. Ama duymaması gereken bir konuşma duymuştu.

Efe ve çocukluk arkadaşı ofisinde konuşuyordu.

Arkadaşı neden hâlâ eve gitmediğini sordu. Bu saatte şirkette neredeyse kimse kalmamıştı, bir patron olarak hâlâ mesai yapıyordu.

Efe'nin ağzından duydu: "Defne'nin ilgisiyle nasıl yüzleşeceğimi bilmiyorum."

Bu sözün anlamını o zamanlar saf Defne anlamamıştı, ama arkadaşı anında kavramıştı.

Arkadaşı şaşkınlıkla bağırdı: Yok artık? Efe, bana hâlâ aynı odada yatmadığınızı söyleme?

Efe sessiz kaldı.

Gerçek buydu.

Efe ona asla dokunmamıştı.

İma etmiş, hatta utanmazca kendi de denemişti. Ama her seferinde, çeşitli bahanelerle reddedilmişti.

Mesela: Sen pek iyi değilsin.

Ya da: Son günlerde çok yorgunum.

Aptal değildi. Zamanla anladı ki, sadece sevmediği için dokunmak istemiyordu.

Ama o gün kendi ağzından duyduğu anda, kalbindeki acı yine binlerce iğne batmış gibiydi. Acıdan neredeyse nefes alamıyordu.

Sonra, arkadaşı yarı şaka yarı ciddi sormuştu: "Efe, ona karşı hiç mi fiziksel tepkin olmuyor? Ne olursa olsun, çok güzel bir kadın."

Efe'nin verdiği cevap, yüreğinin en derinine gömülen bir iğne oldu. Sonraki yıllarda hep orada kaldı, ne zaman aklına gelse delici bir acı verdi.

Efe o zaman demişti ki: Denedim, onunla normal bir karı koca hayatım olsun istedim. Ama bacağını gördüğüm anda... hevesim kalmıyor.

Demek öyleydi...

Onu kurtarırken yaralarla dolan, kasları eriyen bacağı, Efe'nin gözünde iğrençti ve hevesini söndürüyordu...

O ofisin kapısını çalmadı sonunda. O günkü el emeği yemeğini şirketin çöpüne attı.

Bir daha da şirketine gitmedi.
Continuez à lire ce livre gratuitement
Scanner le code pour télécharger l'application

Dernier chapitre

  • Efe Bey'le Beşinci Yılım   Bölüm 30

    "Sen kendin aç!" Olduğu yerde dikildi, başını çevirdi. Sırtını duvara dayamış, elindeki zarfı bastırıyordu.Efe'nin bakışlarında bir çaresizlik belirdi: "Bu huyun, son zamanlarda epey arttı."Ama daha fazla üstelemedi, arkasında bir şey sakladığından da hiç şüphelenmedi. İçeri girdi.Sonunda kargoyu Emine açtı. Defne ise sınav sonuç belgesini alıp hızla misafir odasına sakladı."Defne, hazırlan, gidiyoruz." Efe dışarıdan seslendi."Efe!" Döndü. "Bana biraz saygı gösteremez misin? Her şeyi hep son dakikada haber verip beni oldubittiye getirmek zorunda mısın?"Misafir odasının kapısına geldi: "Defne, bugün de mi son dakika? Bugün babanın doğum günü."Defne sustu."Yoksa, tek başıma mı gideyim?" Kaşını kaldırıp sordu."Bir dakika, üstümü değiştireyim." Kapıyı kapattı.Ama hiç beklenmedik bir şekilde, elini uzatıp kapıyı tuttu. Bakışları derin ve şüpheliydi: "Kapıyı kapatmaya gerek var mı? Yoksa o dansçı çocuk yüzünden mi? ""Saçmalama!" Kapıyı sertçe kapattı.Beş yıllık evlilikleri boyunc

  • Efe Bey'le Beşinci Yılım   Bölüm 29

    Defne çaresizlik içindeydi. Yok, artık o "Efe Bey'in karısı" konumunu gerçekten o kadar da istemiyordu! "Efe, bu Efe Bey'in karısı konumunda ısrarla durmamı gerektiren şey ne? Ben sonsuza dek Efe Bey'in karısı falan olmak istemiyorum. Bırak da Çisem sarsın biraz şu konumumu, olur mu?"Efe duraksadı, sadece alaycı bir gülümseme gösterdi. Hâlâ trip attığını sanıyordu. Ana yatak odasının banyosuna gidip duş aldı.Defne de bu olaydan sonra ter içinde kalmıştı. Yeniden duş aldı, bir tişört giyip tekrar yattı.Gece şiddetli bir yağmur yağdı. Damlaların camı dövmesi, uyku getiren bir beyaz gürültü gibiydi. Sıcaklık da birden düşmüştü. Yağmurun sesini dinleyerek yavaş yavaş uykuya daldı.Ertesi sabah, kendiliğinden uyandı. Saate baktı, dokuz olmuştu. Efe hâlâ Emine'yle konuşuyordu, şirkete gitmemişti. Bu, işkolik tarzına hiç uymuyordu.Emine'ye tembihini bitirip çıktı. Defne ancak o zaman kalktı.Kahvaltı ederken Emine gelip söylediklerini iletti: "Defne Hanım, Efe Bey bir işi halletmeye gitti

  • Efe Bey'le Beşinci Yılım   Bölüm 28

    Efe'nin deliliği nasıl bir şeydi, Defne gerçekten bilmiyordu. Onu tanıdığından beri, o dağların alacakaranlık sisi, ormanın derinliklerindeki servi gibiydi. Hep soluk, hep insanın arasına bir tül perde gerer gibi. Görünmez, dokunulmazdı.Onunla evlendikten sonra da bu böyle olmuştu.Ama şu an, gerçekten biraz anormal, çılgınca bir hali vardı.Defne, onun kopan gömleğine ve gömleğin altından açığa çıkan düzgün kas hatlarına bakarken dehşete kapıldı."Efe, ne yapıyorsun?" Yorgana sımsıkı sarındı."Ne yapacağımı sanıyorsun?" Bakışlarında ender görülen bir vahşilik vardı. "Benim karımsın. Ekmeğimi yiyip suyumu içiyorsun. Sonra kalkıp yabancılarla bir olup bana tuzak kuruyorsun. Ne yapacağımı sanıyorsun?""Ben öyle bir şey..." Aslında açıklamaya gerek olmadığını düşünmüştü, ama bu hali, sanki bu meseleyi bahane edip gerçekten çıldıracakmış gibiydi.Efe'nin birden kemerini çözdüğünü gören Defne, yorgana sarılı halde hızla yatağın öbür tarafından inmeye çalıştı.Ama Efe üzerine atılıp onu yo

  • Efe Bey'le Beşinci Yılım   Bölüm 27

    Kalbi onunla atardı. O yüzden onun yemeklerini hazırlar, evi özenle çekip çevirir, ona sıcacık bir liman sunmak isterdi. Eve hep çok geç gelse de, kapıdan adımını attığı anda rahatça dinlenebilsin diye...Ne yazık ki, buna ihtiyacı yokmuş.Öyleyse, bırakalım da onun istediği kişi endişelensin.Duş alıp, yurt dışı eğitimle ilgili biraz daha bilgiye göz atıp uyumayı planladı.Ama sosyal medya algoritması bazen öyle can sıkıcı oluyordu ki, insanın karşısına hep görmek istemediği şeyleri çıkarıyordu. Uygulamayı açar açmaz, Çisem'in yeni notu yine ana sayfada belirdi. Birkaç dakika önce paylaşmıştı. Bu gecenin olanlarını anlatıyordu.El ele bir fotoğraf. Efe'nin eli, onunkini tutuyordu.Yazdığı yazı şuydu: O hep görkemli bir çınardı. Gururlu, hayat dolu ve hırslı. Ne kadar büyük fırtına olursa olsun dimdik durur, asla eğilmezdi. Ama bu gece, benim için haksızlığa katlandı. Teşekkür ederim, benim için tüm dünyaya karşı koydun. Binlerce kişi seni suçlasa da, sen benim kalbimde hâlâ bir dağ

  • Efe Bey'le Beşinci Yılım   Bölüm 26

    "Evet." Defne artık açıklama yapmaya gerek duymadı.Efe bir adım öne çıktı, bir anda ona çok yaklaştı. O kadar yakındı ki, yorgun yüzündeki göz çizgileri seçiliyordu. Otuz yaşına bile gelmemişti, ama yüzünde şimdiden zamanın izleri vardı."Defne." Omuzlarından tuttu. Üzerinden hafif bir parfüm kokusu geliyordu. "Bunca yıl, sana iyi davranmadım mı?"Bunu söylerken, yorgunluk çatık kaşlarından ve morarmış gözaltlarından taşıyordu.Defne usulca iç çekti.İyi.Kabul ediyordu, elinden geldiğince ona iyi davranmıştı. Yemek, giyecek, ev, para... Babaannesine ve ailesine varınca dek, hiç düşünmeden servet harcamış, asla ikiletmemişti.Ama Efe, bu iyiliğin, bana en başında bir çek yazıp topal bacağımı satın almandan farkı ne..."Eğer sana karşı hiçbir kabahatim yoksa, nasıl kıydın?" Konuşurken gözleri hafifçe kızarmıştı. "Nasıl kıyarsın da yabancılarla bir olup bana böyle saldırırsın? Benimki senin değil mi? Benim işim senin işin değil mi? Benim param senin paran değil mi? Biz karı koca değil m

  • Efe Bey'le Beşinci Yılım   Bölüm 25

    Çisem'in yüzü bir anda kıpkırmızı oldu. Haksızlığa uğramış gözyaşları gözlerinde dönüyordu. Efe elinden tutup onu dışarı çıkardı.Alev, sanki bu olanların hepsinin sorumlusu Baran’mış gibi ona sert bir bakış fırlattı. Sonra Defne'ye sordu: "Bu proje hakkında ne düşünüyorsun? Biz sana uyarız!""Beni düşünmeyin, hocam. Siz ve Baran Bey'in kararı beni hiç düşünmesin." Defne hocasına göz kırptı. "Hocam, ben küçük kırlangıcım. Ben uçarım zaten. "Alev bunu duyunca rahat bir nefes aldı: "İşte böyle! Bu kadar zamandır şu derin aşk gösterisini izlememizin sebebi sendin. Bir fareye kızıp evi yıkmak istemedik. Madem öyle diyorsun, içim rahatladı."Diğer davetlilerin ne Defne'yle ne de Efe'yle bir samimiyeti vardı, karışmak istemediler. Alev'in bu sözleri üzerine ortam nihayet gevşedi."Tamam, kaldığımız yerden devam edelim." Alev gülümseyerek herkesi buyur etti.Defne, Alev'in yanında keyifli bir akşam geçirdi. Herkes çok dost canlısıydı, birbirleriyle iletişim bilgilerini paylaştılar. Özellikle

Plus de chapitres
Découvrez et lisez de bons romans gratuitement
Accédez gratuitement à un grand nombre de bons romans sur GoodNovel. Téléchargez les livres que vous aimez et lisez où et quand vous voulez.
Lisez des livres gratuitement sur l'APP
Scanner le code pour lire sur l'application
DMCA.com Protection Status