Short
99 Elvedanın Sonuncusu

99 Elvedanın Sonuncusu

By:  MooreCompleted
Language: Turkish
goodnovel4goodnovel
10Chapters
1views
Read
Add to library

Share:  

Report
Overview
Catalog
SCAN CODE TO READ ON APP

Apandisitim patladığında annem, babam, erkek kardeşim, hatta nişanlım bile kız kardeşimin doğum gününü kutlamakla meşguldü. Ameliyathanenin önünde, onay formunu imzalatabilmek için aklıma gelen bütün aile üyelerini panikle arıyordum. Ancak aramalarım ya cevapsız kalıyor ya da yüzüme kapatılıyordu. Nişanlım Joel Graham da telefonu yüzüme kapattıktan sonra bana şu mesajı gönderdi: "Sophie, abartmayı bırak artık. Bugün Yvette'in 18. doğum günü. Her neyse, parti bitene kadar bekleyebilir." Telefonumu sessizce bırakıp onay formunu kendim imzaladım. Bu ailemin beni değil, kız kardeşim Yvette Norton'ı tercih ettiği doksan dokuzuncu seferdi. Bu sefer umursamamayı seçtim. Onların beni kayırıp durmasının canımı yakmasına bir daha izin vermeyecektim. Bundan böyle benden ne isterlerse tek kelime şikâyet etmeden yapacaktım. Hepsi sonunda söz dinlemeyi öğrendiğimi sanacak; ama onlardan sonsuza dek ayrılmaya hazırlandığımı asla fark etmeyecekler.

View More

Chapter 1

1.Bölüm

Üç gün boyunca hastanede kaldım. Bu üç gün boyunca telefonum bir kez bile çalmadı. Ailemden tek bir kişi bile arayıp sormadı.

Ben de kimseyi aramadım. Eskiden yaptığım gibi onların Instagram hesaplarında gezinip hayatlarındaki her küçük gelişmeyi takip etmeye çalışmadım.

Bunun yerine, hastane yatağımda sessizce dinlendim. Kontrollerim ve ödemelerim için de hâlsiz bedenimi zar zor sürükleyerek oradan oraya gittim.

Taburcu olduğum gün bile kimseye haber vermedim. Eşyalarımı kendim topladım, karnımdaki ağrıya katlandım ve ağır adımlarla eve döndüm.

Kapıyı açıp içeri girdiğimde evin içindeki kahkahalar bir anda kesildi.

Herkes salonda toplanmıştı. Nişanlım Joel, kolunu rahatça Yvette'in omuzlarına atmış, onun yanında oturuyordu.

Beni görür görmez elini geri çekti ve mahcup bir gülümsemeyle, "Soph, geldin mi? Bu birkaç gündür neredeydin?" diye sordu.

Ağabeyim Joshua Norton küçümseyici bir sesle burun kıvırdı. "Başka nerede olacak? Yvette'in doğum günü partisine gelmemek için bahane arıyordu. Vivi'nin mutlu olduğunu görmeye dayanamıyor, bu yüzden de her seferinde onun keyfini kaçırmak için elinden geleni yapıyor."

Tek kelime etmedim. Doğruca odama yöneldim.

Joshua kendisine karşılık vermememe şaşırmış gibiydi. Normalde beni bencillikle suçladığında gözyaşlarına boğulur, kendimi aklamak için çırpınıp dururdum.

Ama bu kez sessiz kalmayı seçtim.

Annem elinde bir bardak meyve suyuyla yanıma koştu. "Sophia, geçen gün Vivi'nin doğum günüyle o kadar meşguldük ki aramalarını fark etmedik. Bize kızma, olur mu?" dedi ve elime bir bardak mango suyu tutuşturdu.

Artık kimseden bir beklentim kalmamış olsa da içimde hafif bir sızı hissettim.

Mangoya alerjim vardı, Yvette ise mangoya bayılırdı. Bu yüzden evde hep mangolu yiyecekler ve içecekler bulunurdu. Ama kaç kez hatırlatırsam hatırlatayım, kimse mango yiyemediğimi aklında tutmazdı.

Bardağı anneme geri uzattım ve sessizce bir adım geri çekildim. "Kızgın değilim. Ben odama geçeyim."

Tam arkamı dönmüştüm ki salondan yüksek bir ses geldi.

Babam aniden ayağa kalkıp elini masaya sertçe vurdu. Öfkeyle bağırdı: "İçeri girdiğinden beri neden suratından düşen bin parça? Annen senden özür diledi, üstüne bir de en sevdiğin içeceği verdi."

"Bu tavırlar da ne böyle? Seni fazla şımartmışız anlaşılan!"

İçim burkuldu. Nefes almak bile canımı yakıyordu.

Gözlerim yaşlarla doldu ama yine de annemin elindeki bardağı alıp içindekini bir dikişte bitirdim.

Ardından boş bardağı usulca masaya bıraktım, gözyaşlarımı sildim ve babama sakince baktım. "Mangoyu seven Yvette. Benim mangoya alerjim var. Ama önemli değil, hepsini içtim zaten. Şimdi odama gidebilir miyim? "

"Sophia! Alerjin varsa neden en başta söylemedin? İçmek zorunda mıydın sanki? Ne kadar da inatçısın!" diye telaşla çıkıştı annem. Hemen yanıma gelip sırtımı sıvazlamaya başladı.

Babamın yüzünde bir anlığına mahcubiyet belirdi ama yine de sertçe karşılık verdi: "Kendini düzgünce ifade etseydin ya! Sen zaten hep böyle itici bir tavır sergiliyorsun. Vivi'ye hiç benzemiyorsun. O, kendini nasıl ifade edeceğini biliyor.''

Koltuğunda oturan Yvette araya girdi. "Baba, Sophia'ya öyle söyleme. Onu üzeceksin." Sesi son derece yumuşaktı ama gözlerindeki zafer dolu bakışı saklayamıyordu.

Yvette kusursuzluğunu öne çıkarmak için hep benim silikliğimi kullanmıştı. Ne olursa olsun kendini benimle kıyaslamayı severdi. Beni ayaklar altına aldığında tatmin olurdu.

Normalde canımın yanması gerekirdi ama artık kalbim hissetmiyordu . Böyle bir aşağılanmaya maruz kalmama rağmen artık en ufak bir duygu bile hissetmiyordum.

"Özür dilerim," dedim. "Bir daha olmayacak."

Sözlerim ağzımdan çıkar çıkmaz odadaki herkes şaşkınlıkla bana bakakaldı.

Expand
Next Chapter
Download

Latest chapter

More Chapters
No Comments
10 Chapters
Explore and read good novels for free
Free access to a vast number of good novels on GoodNovel app. Download the books you like and read anywhere & anytime.
Read books for free on the app
SCAN CODE TO READ ON APP
DMCA.com Protection Status