Fakat Kaan daha ileri atılıp gözlerini kısıp dikkatle bakamadan, arkasından biri koluna yapıştı."Kaan Bey, fazla kaçırdığınızı anlamıştım zaten! Lavabolar o tarafta değil, bu tarafta... Gelin, ben götüreyim sizi..."Locadan çıkan iş ortaklarından biriydi; o da tam lavaboya gidiyordu. Kaan'ın ayakta durmakta bile zorlandığını, adımlarının birbirine dolaştığını görünce koluna girip onu apar topar ters tarafa çekiştiriverdi.Kaan kaşlarını sımsıkı çattı, boğazını temizleyip bir şeyler söylemeye niyetlendi; fakat başını geriye çevirdiği an, az önce koridorun kör noktasında duran o iki karaltının sırra kadem bastığını gördü.…Gözleri mi yanılmıştı sahiden?Yoksa şu son günlerde aklı fikri Defne'yle öyle dolup taşmıştı da serap mı görüyordu artık?Zaten mantıken de Defne'nin başka bir adamla sarmaş dolaş öpüşmesi ne mümkündü ki?O kadının bütün benliğiyle, körkütük âşık olduğu tek erkek kendisiydi nihayetinde.Kaan oradan uzaklaştıktan sonra, karanlık kuytuda kalan Defne mahmur ve şaşkın ba
Read more